2026'da kaç öğretmen atanacak? Bakan Tekin "sayı belli" diyerek açıkladı
Bakan Yusuf Tekin, öğretmen atamalarının ders saatleri üzerinden yazılım ile hesaplandığını ve gelecek yılın atama ihtiyacının şimdiden belli olduğunu açıkladı. Ayrıca üniversite mezuniyetinin kamu istihdamı garantisi olmadığını vurgulayarak, kontenjan planlamasının YÖK ile birlikte yeniden düzenlendiğini belirtti.
- Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Öğretmenler Günü çerçevesinde açıklamalarda bulundu.
- Bakan Tekin, öğretmen atamalarına değindi.
- Atanacak öğretmen sayısının belli olduğunu belirtti.
- Bu sayının bir yazılım ile belirlendiğini ifade etti.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Öğretmenler Günü" çerçevesinde katıldığı özel bir televizyon kanalında önemli açıklamalarda bulundu.
"ATANACAK ÖĞRETMEN SAYISI BELLİ"
2026 branşları için konuşan Bakan Tekin, öğretmen atamaları hakkında, "Yazılım ile belirleniyor" diyerek şu açıklamalarda bulundu:
Örneğin Türk Dili ve Edebiyatı dersinden Türkiye genelinde kaç saat ders varsa, buna göre ihtiyaç belirleniyor. Kaç öğretmene ihtiyaç var, ders saatleri karşılığında hesaplanıyor ve teknik olarak bir program veya yazılım ile bu belirleniyor. Seneye atanacak öğretmen sayısı belli
Bakan Tekin ayrıca şu ifadeleri kullandı:
Meseleyi yüksek öğretim yapmak olarak görmemek lazım. Orası bir meslek lisesi değildir. Mezun olan herkesin kamuda istihdam edileceği yaklaşımı doğru değil. YÖK koordinesinde öğretmen yetiştirme komisyonu var. Kontenjanlarda yeni bir planlama içerisinde zaten YÖK.
LİSE ÖĞRENİM SÜRESİ KISALACAK MI?
Lise eğitiminin kısaltılması konusunda Cumhurbaşkanlığı Eğitim Politikaları Kurulu'nun olumsuz görüş verdiği ve rafa kaldırıldığı iddialarına cevap veren Bakan Tekin, şöyle devam etti:
Bu konuları kim, nasıl ve nereden uyduruyor, ben anlamış değilim. Cumhurbaşkanlığı Politika Kurulu, bizim kabinede sunum yapmamızdan sonraki günlerde Cumhurbaşkanımızla randevular ve sunumlar gerçekleştirdi. Dolayısıyla “istediği için rafa kaldırıldı” ifadesi çok anlamsızdır. Böyle bir şey yok. Biz Cumhurbaşkanlığı Eğitim Öğretim Politikaları Kurulu ile zaten koordineli çalışıyoruz. Sadece onlarla değil, aynı zamanda YÖK ile de çok koordineli bir biçimde ilerliyoruz. Biz bununla ilgili olarak daha önce de açıklama yapmıştık. Kamuoyundaki tartışmaları izliyor ve değerlendiriyoruz. Sadece Türkiye’de değil, uluslararası ortamlarda da bu konuda yapılan tartışmaları takip ediyoruz. Dünyada her gittiğimiz ülkede, çocuklarımızın ve gençlerimizin zorunlu eğitimi tamamlama yaşıyla ilgili tartışmalar var; “çok geç başlıyorlar” yönünde görüşler bulunuyor. Türkiye’de de tartışma açtığımız konu bu: Örneğin İngiltere veya Amerika’da bir genç 15–16 yaşında üniversite ya da yükseköğretime başlarken, bizde ortalama 18 yıl 9 ay, yani neredeyse 19 yaşında buna başlamak mümkün hâle geliyor. Tartışılması gereken asıl konu budur. Bu tartışmayı biz de yürütüyoruz ve Cumhurbaşkanımıza arz ettik. Kendisi, bu konudaki tartışmaları izlememizi ve bilimsel çalışmaların devamını sağlamamızı istedi. Evet, önümüzdeki yıl “böyle yapacağız” diye bir çalışma yok. Ancak bu tartışmaları takip etmek durumundayız; dünyadaki eğitim-öğretim süreçleriyle paralel olarak, onları adapte bir biçimde yürütebilmek açısından.
