Koton Yönetim Kurulu Üyesi Gülden Yılmaz: Acıda bir arada olmak büyük zenginlik
Her birimizde korku olsa da bir yanımız çocuksu mutluluk ve umutla dolu... Gülden Yılmaz, şirket olarak savaşın seyrine göre hazırlık yaparken, bayramı da eskisi gibi planladıklarını söylüyor ve ekliyor: Bayram geleneklerini yaşatmak elimizde. Onlara sahip çıkmakla coşkumuzu yaşatabiliriz. Biz ailece buna özen gösteririz. Bir arada olmak, ailenin de toplumun da zenginliğidir...
- Gülden Yılmaz, savaşın yarattığı acı ve belirsizliklere rağmen hayatın sürdürülebilmesi için üretimin devam etmesi gerektiğini belirtmiştir.
- Koton, tedarik zincirini esnek, dayanıklı ve değişen şartlara uyum sağlayabilir bir yapıya kavuşturmak için çalışmaktadır.
- Bayram alışverişi Türkiye'de hala güçlü bir gelenek olup, Koton bayrama özel, özellikle çocuk kategorisinde güçlü bir ürün çeşitliliğiyle koleksiyon hazırlamıştır.
- Gülden Yılmaz'a göre bayramın getirdiği duygu tamamen kaybolmamış olup, aile ile bir araya gelmek ve küçük ama istikrarlı ritüellerle gelenekleri sürdürmek önemlidir.
- Stilin temel noktasının trendleri takip ederken kendi duruşunu yitirmemek, modayı kişisel yaşam ritmine ve karaktere uyarlamak olduğu vurgulanmıştır.
CANAN ERASLAN - Ramazan Bayramı’nın üçüncü gününde, bayramlıklarımız için en az bir yıl öncesinden çalışmaya başlayan, koleksiyon hazırlayan hazır giyim sektörünün önemli temsilcilerinden Gülden Yılmaz ile birlikteyiz. Evet, hepimiz gözlerimiz ekranlarda, haber kanallarında yazan ‘son dakika’ bilgisinin iyi bir haber olması dileğiyle bekliyoruz savaşın bitmesini. Öte yandan insanlıkla, duyguyla, sevinçle işi olmayan bazı güçler, özellikle coğrafyamızda acıyı ve gözyaşını körüklüyor. Fakat ramazan ayının ardından kutladığımız bayram da bizim kutsalımız, özelimiz, güzelliğimiz... Hep deriz ya; hayat devam ediyorsa, ona göre yaşamak gerek. İşte bu duygularla, bayramlıklarımızın güzel markalarından Koton’un Yönetim Kurulu Üyesi Gülden Yılmaz ile yaptığımız ‘bayram’ temalı röportaj ile karşınızdayız. 1988 yılında eşi Yılmaz Yılmaz ile butik bir mağazayla başlattıkları yolculuklarını, bugün yurt içi ve yurt dışında yüzlerce mağazaya ulaştırmış olan Gülden Yılmaz’a bayram ve savaş, bayram ve gelenekler diye ikiye böleceğimiz soruları yönelttim.
Gülden Hanım, bu yıl bayram, hemen yanı başımızda acının gölgesinde, dünya savaşı tehlikesi altında yaşanıyor. “İnsanlar can verirken ne ticareti” diye düşünsek de hayat... Yaşanan savaştan nasıl etkilendiniz?
Böyle dönemlerde, önce bir insan olarak etkilenmemek mümkün değil. Yaşanan acılar ve belirsizlikler hepimizin üzerinde ciddi bir duygusal tahribata sebep oluyor. Ancak aynı zamanda biliyoruz ki hayatın sürdürülebilmesi için üretimin, istihdamın ve ekonomik döngünün sağlıklı bir şekilde devam etmesi kritik önem taşıyor.
Koton olarak krizlere yalnızca ticari bir perspektiften bakmıyoruz, daha geniş bir toplumsal ve kurumsal sorumluluk çerçevesiyle hareket ediyoruz.
Bir gün uyanıyoruz, biri savaş birkaç güne kadar bitecek diyor. Ertesi gün bombardıman yeniden alevleniyor. Yarın bitecekmiş gibi ve uzun sürecekmiş gibi düşünüp neler yapıyorsunuz?
Tedarik zincirimizi uzun süredir daha esnek, dayanıklı ve değişen şartlara uyum sağlayabilir bir yapıya kavuşturmak için çalışıyoruz. Farklı coğrafyalara yayılan üretim ve lojistik senaryolarımızı sürekli güncelliyor, alternatifleri her an devreye alabilecek biçimde hazır tutuyoruz. Eğer süreç uzarsa, operasyonlarımızı bu hazırlıklı senaryolar üzerinden yönetmeye devam edeceğiz. Amacımız hem çalışanlarımızı hem paydaşlarımızı hem de müşterilerimizi en doğru şekilde koruyan, sürdürülebilir ve sağduyulu bir iş sürekliliği yaklaşımını kesintisiz biçimde sürdürmek.
Gelelim bayrama... Bayram deyince hemen aklımıza günler öncesinden hazırlanan bayramlık kıyafetler gelir... Büyük küçük demeden, herkesin bir bayramlığı olurdu. Şimdi geldiğimiz noktada, tam da sizin sektörünüzde durum nedir? O eski bayram alışverişleri var mı? Siz nasıl etkileniyorsunuz bu durumdan? Bayrama özel koleksiyon yapıyor musunuz mesela? En çok yine çocuk kıyafetleri mi satılıyor?
Bayram alışverişi Türkiye’de hâlâ güçlü bir gelenek ve perakende sektörü açısından da alışverişin belirgin şekilde hızlandığı dönemlerinden biri. Koton olarak her sezonda olduğu gibi bu sene de bayrama özel bir hazırlık süreciyle girdik. Özellikle çocuk kategorisinde çok güçlü bir ürün çeşitliliğimiz var. Bunun yanında kadın ve erkek koleksiyonlarımızı, mağaza atmosferimizi ve vitrin kurgularımızı bayram alışverişinin motivasyonuna uygun şekilde tasarladık. Hem mevsim geçişine uyum sağlayan hem de trend renkleri ve güncel siluetleri içeren geniş bir ürün gamı sunuyoruz. Müşterilerimizin bayram döneminde aradıkları enerjiyi, yenilenme hissini ve tarz çeşitliliğini destekleyen bir koleksiyon hazırladık.
Bayram sevinci eskisi gibi mi peki?
Hepimiz zaman zaman ‘eski bayramlar’ için bir iç geçiriyoruz tabii. Kutlama biçimleri zaman içinde değişmiş olabilir; ritüeller dönüşebilir. Ancak bayramın getirdiği duygunun tamamen kaybolduğunu düşünmüyorum. En azından benim için öyle değil. Biz evimizde hâlâ bayramların bir araya gelinen, iyi hissettiren, umut tazeleyen bir dönem olduğuna inanıyoruz.
Bayramı sizin özelinizde sorsak? Eskiden ne yapardınız bayramda, şimdi ne yapıyorsunuz? Geleneklerin devamı için ne yapmak gerektiğini düşünüyorsunuz?
Benim için bayram aile ile birlikte olmak demek. Bugün hayat temposu değişti, şehirler değişti, aile üyeleri farklı yerlerde belki ama ben mümkün olduğunca bu ritüelleri korumaya çalışıyorum. Bayramda bir araya gelmek, birlikte sofralara oturmak benim için hâlâ bayramın olmazsa olmazları.
Geleneklerin devam etmesi için büyük adımlar atmaya gerek yok bence. Küçük ama istikrarlı ritüeller yeterli. Çocuklara bayramın anlamını anlatmak, birlikte geçirilen zamanı önceliklendirmek ve o günün ruhuna biraz özen göstermek… Bunlar sürdükçe bayram da yaşamaya devam edecektir. Hem aile hem toplum olarak birlikte, bir arada olabilmek büyük bir zenginlik bana göre.
Kübra Orakçıoğlu Kazan ile samimi bir bayram sohbeti... Bayrama ekranda altın, döviz petrolle girdik
BABAYA ÖZEL SERGİ
Gülden Yılmaz ve Yılmaz Yılmaz, özel günlerin yanı sıra her fırsatta ailesiyle bir arada olmak için alan ve zaman açıyor. Geçtiğimiz günlerde Gülden Hanım’ın fotoğraf sanatçısı babası Feruz Ertürer’in ‘Baktığı Yerde Başka Bir Dünya’ isimli kitabının tanıtımı ve fotoğraf sergisinde bir araya gelen ailenin güzel bir karesi... Gülden Hanım, babasının fotoğraf yolculuğunu bir sergiyle taçlandırıp, bir evladın babasına saygı duruşu niteliğinde paylaşmıştı...
TRENDLERİ TAKİP EDERKEN KENDİ RİTMİNİZİ KAYBETMEYİN
Gülden Hanım’la bir araya gelmişken, bir stil danışmadan bırakmayalım diyor ve soruyorum: Birçok insan biliyorum, kendi stilini bulmakta zorlanıyor. Bunun için ne önerirsiniz?
Stil, dışarıdan bakıldığında karmaşık bir denklem gibi görünse de özünde son derece yalın bir gerçeğe dayanır: Kendini iyi tanımak. Trendleri takip ederken kendi duruşunu yitirmemek, modayı birebir kopyalamak yerine onu kendi hayat ritmine, karakterine ve ihtiyaçlarına uyarlayabilmek stilin temel noktası bence.
Bu nedenle stilinizi keşfetme yolculuğu size güç veren parçaları keşfetmekle başlıyor. Hangi renklerde daha canlı hissediyorsunuz, hangi kesimler günün temposuna uyum sağlıyor, hangi silüetler hem hayat tarzınıza hem okazyonlarınıza karşılık veriyor… Bu soruların cevapları netleştikçe, stiliniz kendiliğinden şekillenmeye başlar.
Her kadının beklentileri, ilham kaynağı ve giyim tercihi birbirinden farklı. Koton olarak bu çeşitliliği tasarım ve ürün geliştirme süreçlerimizin başlangıç noktası kabul ediyoruz. Veriyi yapay zeka destekli içgörülerle birleştiriyor ve tüm bu veriyi tasarım ekiplerimizin yenilikçi uzmanlığıyla buluşturuyoruz. Bu sayede müşterinin gerçek beklentisine dokunan, doğru ürün gamını doğru zamanda sunan bir tasarım yaklaşımı oluşturuyoruz.
Stilin özü aslında seçenek sahibi olmak ve o seçenekler arasından kendinize en uygun olanı özgürce seçebilmekten geçiyor.
Stil kusursuz olmak zorunda değildir, deneyerek, yanılarak, zaman içinde gelişir ve olgunlaşır. Bu nedenle kendinize deneme alanları da tanıyarak, öz güveninizi stilinizin merkezine koyarak ilerlemek her zaman en doğru yoldur bana göre.
