Kübra Orakçıoğlu Kazan ile samimi bir bayram sohbeti... Bayrama ekranda altın, döviz petrolle girdik
DEİK Yurt Dışı Yatırımlar İş Konseyi Başkanı Kübra Orakçıoğlu Kazan ramazan ayının savaşlarla geçtiğini belirterek “Bu bayrama maalesef dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan acılar ve belirsizliklerin gölgesinde giriyoruz. Gözler ekranda, altın, döviz, petrol fiyatında...” dedi Bayrama dair anılarını anlatırken, yurt dışında bulunduğu zamanlarda kendisini ‘gurbette’ hissettiğini söyleyen Kazan “İnsan özel günlerde tabii daha eksik hissediyor. Burukluk mutlaka kendini gösteriyor. Fakat benim fark ettiğim bir şey var ki, yurt dışında yaşayan Türkler, hem dinini hem geleneklerini daha yoğun yaşıyor” diye konuştu.
Canan Eraslan - Ramazan ayını hemen yanı başımızda savaşla, acıyla geçirdik. Can kayıpları, yıkımlar yıllarca bu savaşın ekonomik ve sosyal etkilerini hissedeceğimizi gösteriyor.
Evet, savaşın gölgesinde yaşadığımız bayram öncesinde bir araya geldiğimiz Kübra Orakçıoğlu ile güzel bir sohbet gerçekleştirdik. Geçmişte Orakçıoğlu Holding Yönetim Kurulu Üyesi olarak D’S Damat ve Damat markalarının yurt dışı açılımı konusunda önemli görev üstlenen Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Yurt Dışı Yatırımlar İş Konseyi Başkanı Kübra Orakçıoğlu Kazan savaş hâlinden iş dünyasına, eski bayramlardan bugüne gelen sorularımızı samimiyetle cevapladı:
Etkilerini her geçen gün daha fazla hissettiğimiz savaşın etkilerini değerlendirmenizi sorarak başlamak isterim... Bizi neler bekliyor?
Bu bayrama maalesef dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan acılar ve belirsizliklerin gölgesinde giriyoruz. Savaş ‘kısa sürede biterse’ ve ‘uzun sürerse’ diye ikiye ayırabiliriz bu dönemi. Orta Doğu’da yaşanan bu savaşın bir an evvel sona ermesini ve özellikle uzun vadeye yayılmamasını içtenlikle umuyorum. Çünkü bu tür krizlerin uzaması yalnızca bölgeyi değil, küresel ekonomiyi ve dengeleri de derinden etkiliyor. Bu noktada süreci Amerika, İsrail, Rusya ve Çin gibi büyük aktörlerin alacağı stratejik kararlar belirleyici olacak. Sürecin kontrollü yönetilmesi ve tansiyonun daha fazla yükselmemesi büyük önem taşıyor.
Türkiye olarak ise bulunduğumuz coğrafya gereği bu gelişmelerden doğrudan etkileniyoruz. Bu nedenle hem ekonomik hem de diplomatik anlamda dikkatli, dengeli ve çok yönlü bir yaklaşım sergilememiz gerekiyor. En büyük temennim, bu sürecin daha fazla derinleşmeden sona ermesi ve barışın yeniden güç kazanmasıdır.
TÜRKİYE OLARAK İYİ YERDE DURDUK
Şimdiye kadar siyaset ve iş dünyası olarak doğru yerde durduk gibi görünüyor.
Evet, öyle. Bununla birlikte, tüm bu belirsizliklere rağmen Türk iş dünyasının yurt dışı yatırımlarında genel olarak olumlu bir ivme gözlemliyoruz. Türk yatırımcılar, değişen küresel dengelere karşı oldukça adaptif davranarak farklı pazarlarda varlık göstermeye devam ediyor. Bu da aslında zorlu jeopolitik ve ekonomik konjonktüre rağmen önemli bir direnç ve vizyon göstergesi. Küresel ekonomide istikrarın sağlanması, jeopolitik risklerin azalması ve öngörülebilirliğin artması yatırımların hızını ve ölçeğini çok daha güçlü bir şekilde yukarı taşıyacaktır. Bu nedenle önümüzdeki dönemde barış ve ekonomik istikrarın güçlenmesi, sadece bölgesel değil, küresel yatırım hareketleri açısından da kritik önem taşıyor.
Gelin savaşın ağırlığından biraz çıkalım. Sizin genç öğrencilere ve iş hayatına yeni adım atmış insanlara mentörlük ve hatta ablalık yapıyorsunuz? Beyaz yakalı çalışanlar için tavsiyeniz ne olur?
Mentörlüğe, bir İTÜ mezunu olarak yaklaşık 6-7 yıl önce İTÜ’lü öğrencilere destek vererek başladım. Gençlerin yolculuğuna katkı sağlamak benim için her zaman ayrı bir gurur oldu. Bugünün gençleri çok bilinçli, vizyoner ve ne istediklerini bilen bireyler. Kendilerini ifade etme konusunda da oldukça güçlüler. Ancak hepimizin bildiği gibi, üniversiteye giriş bir başlangıç ama asıl hayat mezuniyet sonrasında başlıyor. Bu geçiş süreci çoğu zaman belirsizlik ve kaygı da getirebiliyor. Bu noktada onların yanında olmak, biraz olsun bu endişeyi azaltabilmek benim için çok değerli.
Kendi işini kurmak isteyen gençlere en önemli tavsiyem; ilgi duydukları alanları, veri ve araştırmalarla destekleyerek ilerlemeleri. Bugün girişimcilik sadece tutku değil, aynı zamanda doğru problem tespiti, dijital yetkinlik ve global bakış açısı gerektiriyor. Tabii ki, hangi yolu seçerseniz seçin, önemli olan size ait bir yol olması ve o yolda istikrarlı şekilde ilerleyebilmenizdir.
GÖSTERİŞLİ DAVETLERE ÜZÜLÜYORUM
Şimdi bir an yanı başımızda savaş yokmuş gibi, bayramı düşünelim. Bayram deyince çoğumuzun aklımıza hep çocukluğumuzdaki bayramlık alışverişleri gelir. Şimdi çok azalmış gibi görünse de bu durum hazır giyimi nasıl etkiliyor?
Tabii ki eski bayram kültürünün aynı şekilde devam ettiğini söylemek zor. Özellikle geçmişte bayramlık alışverişi çok daha belirgindi; bayrama özel kıyafetler alınır, o gün ne giyileceği heyecanla planlanırdı. Bugün ise bayramlar daha çok tatil odaklı değerlendiriliyor maalesef. Bayram denince aklımıza hep eski gelenekler gelse de aslında bayramın özü aile ve sevdiklerimiz. Onlarla geçirilen zaman, bir arada olabilmek ve o paylaşım duygusu bayramın en kıymetli tarafı. Bu yüzden hem bu gelenekleri yaşatmak hem de bayramın ruhunu korumak bence çok değerli.
Ramazanı yaşama biçimleri de epey değişti aslında. Siz nasıl geçirdiniz?
Savaşla geçti tabii... Gözler ekranda, altın, döviz, petrol fiyatında... Fakat ben gelenek olarak baktığımda, çok değiştiğimizi görüyorum. Mesela gösterişli iftar davetleri. Davete geleceğini söyleyip gelmeyenler için hazırlanan onca yiyeceğin çöpe gitmesi beni derinden etkiliyor. Özellikle ramazan ruhu ile çok tezat görüntüler bunlar. Kültürümüze, benliğimize de aykırı.
Önce öğrenim hayatınız, kariyeriniz ve görevleriniz sebebiyle uzun dönemlerde yurt dışında bulundunuz. Yurt dışında bayram yaşamışlıklarınız vardır. Nasıl hissederdiniz?
Kısa süreli bayram tatillerinde gidişler değil de, yurt dışında yaşadığınızda hissediyorsunuz onu. Ne olursa olsun insan kendini orada gurbette hissediyor. Ben de Amerika’da yaşadığım dönemde bu duyguyu çok net yaşadım. Özel günlerde büyük bir burukluk oluyor insanın üzerinde. Fakat ben şunu gözlemliyorum hep; yurt dışında yaşayan insanlar, gurbette olanlar hem dinini hem geleneklerini daha güzel ve özel yaşıyor. “Nerede o eski bayramlar” deriz ya hani; işte orada...
Ne güzel söylediniz... Bir de bayrama ilişkin bir anınızı anlatmanızı istesem? Bayram dediğinizde gözünüzde canlanan o görüntüde ne var?
Bayramlarla ilgili en güzel anılarımdan biri, ailece dedemin kız kardeşi ve eşini ziyaret ettiğimiz günlerdir. Büyük halamız yani. O dönemde Elâzığ’dan İstanbul’a gelerek İstanbul Üniversitesi İktisat bölümünde eğitim almış, oldukça vizyoner ve güçlü bir kadındı. İstanbul’da uzun yıllar çalışmış ve kendi ekmeğini kendi kazanmış bir kadından söz ediyoruz. Eşiyle birlikte hem bilgi birikimleri hem de hayata bakış açılarıyla bizi her zaman çok etkilerlerdi.
O yıllarda bir genç kızın Elâzığ’dan İstanbul’a okumaya gelmesinden bahsediyoruz...
Evet, kesinlikle. O zaman ben bile sormuştum. “Babanız, aileniz nasıl izin verdi hala” diye sorduğumu hatırlıyorum. 1940’lardan bahsediyoruz. Büyük hala üniversiteyi kazanmış, ailesi de gayet doğal bir süreçte İstanbul’a gelerek eğitim almasının yolunu açmışlar. “İzin vermişler” demiyorum, yolunu açmışlar. Okulu bitirip döndükten sonra ağabeyiyle birlikte tekrar İstanbul’a gelip çalışmaya başlamışlar. Sonradan anlıyoruz ki, bayram benim o eve gitmemle başlardı. Yaşayan tarih gibi... O ev ve halamız, bana hem ‘bayram’ dendiğinde gözümde canlanan resimdir hem de çocukluğumda, gençliğimde farkına varmadan edindiğim idolüm.
Mendiller, hediyeler, tatlılar yani?
Ah, sormayın... Evlerinin düzeni, sakinlikleri ve o kendine has asaletleri hâlâ hafızamda çok net. Her bayram gittiğimizde halamızın hazırladığı o klasik tatlılar, misafirler için özenle saklanan özel tabaklar, çatallar ve sunumlar bu ziyaretleri daha da özel kılardı. Her şeyde ince bir düşünce ve zarafet vardı.
Geçmişe gittik, duygulandık ama... Bu noktada sormak isterim. Geleceğe dönük projeleriniz var mı?
DEİK oldukça yoğun bir tempoda. Mentörlük çalışmaları da devam ediyor. Bunun yanı sıra yeni bir proje üzerinde çalışıyorum. Detayını vermeyeyim şimdilik isterseniz ama benim ruhumu yansıtacak, değerleri koruyan bir marka diyeyim, ayrıntıları en kısa zamanda paylaşacağımı söyleyeyim müsaadenizle...
KÜBRA ORAKÇIOĞLU KAZAN KİMDİR?
İTÜ ve SUNY New Paltz (MBA) mezunu olan Kübra Orakçıoğlu Kazan, kariyerine New York’ta başladı. Hazır giyim sektöründeki uzun yıllara dayanan deneyime sahip olan Kazan, 2023 yılından bu yana DEİK Yurt Dışı Yatırımlar İş Konseyi Başkanı olarak Türkiye’nin küresel yatırım ilişkilerine yön veriyor. İHKİB ve IWF Türkiye gibi kuruluşlarda yönetim kurulu üyeliği de bulunan Kazan, 2025’te kurduğu K’S Company Global ile yatırım stratejileri, marka yönetimi ve dijital pazarlama alanlarında danışmanlık ve eğitimler veriyor.
