AK Partili Ünal'dan, Sözcü TV'nin Kılıçdaroğlu yayınına tepki: İstedikleri cevabı alana kadar...
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu dün akşam Sözcü TV'ye konuk olurken, program sunucularının kendisine yönelik agresif soruları dikkat çekti. Duruma tepki gösteren AK Partili Mahir Ünal, "Soru sormak başka, muhatabı kendi kanaatine mahkum etmeye çalışmak başkadır. İstedikleri cevabı alana kadar sormaya devam edeceği tehdidini savuran bir tutum gazetecilik değildir. Gazeteci cevap arayan kişidir, cevabı dayatan değil" dedi.
- Mahir Ünal, gazetecilerin bağımsız olması gerektiğini savunanların, SÖZCÜ TV'deki gazetecilerin agresif sorularıyla kendi zorunlu bağımlılıklarını perdelediğini belirtti.
- Ünal, gazeteciliğin soru sormakla, muhatabı kendi kanaatine mahkum etmeye çalışmak arasındaki farkı vurguladı.
- Mahir Ünal, medyada yankı odaları kurulmasının tehlikeli olduğunu ve hakikatin kolektif onaya yerini bırakmaması gerektiğini söyledi.
- Söz konusu haberde, Kemal Kılıçdaroğlu'nun kurultayı birkaç aya yapabilecekleri yönündeki açıklaması yer almaktadır.
- Özgür Özel ve beraberindekilerin, mahkemenin mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu'nu kabul etmediği belirtildi.
Kemal Kılıçdaroğlu'nun mahkemenin mutlak butlan kararıyla CHP Genel Başkanı olması, Özgür Özel ve beraberindekiler tarafından kabul görmedi.
Bu durum parti içinde yönetim krizine yol açarken, Kılıçdaroğlu dün akşam Sözcü TV ekranlarında; Senem Toluay Ilgaz, Barış Terkoğlu ve Aslı Kurtuluş Mutlu'nun sorularını cevaplandırdı.
AGRESİF SORULAR DİKKATLERDEN KAÇMADI
CHP lideri "Kurultayı birkaç aya yaparız" derken Kılıçdaroğlu'nun cevaplarından çok, gazetecilerin agresif soruları dikkat çekti. Bu durum sosyal medyada da gündem olurken AK Parti MKYK üyesi Mahir Ünal da tepki gösterdi.
"İDDİALARINA GÖRE GAZETECİLER BAĞIMSIZ OLMALIYDI"
X hesabından bir paylaşım yapan Ünal, "Yıllardır Türkiye’de medyayı “yandaş ve bağımsız” diye tasnif edenlerin en temel iddiası, gazetecinin bağımsız olması gerektiğiydi. Oysa bugün görüyoruz ki bağımsızlık dedikleri aslında zorunlu bağımlılıklarını perdelemekmiş." dedi.
"GAZETECİ, CEVABI DAYATAN KİŞİ DEĞİLDİR"
Ünal'ın açıklaması şöyle devam etti: "Sözcü TV’de izlediğimiz tablo, gazeteciliğin bağımsız duruşundan ziyade, zorunlu aidiyetin diliyle konuşan bir medya pratiğini ortaya koydu. Soru sormak başka, muhatabı kendi kanaatine mahkum etmeye çalışmak başkadır. İstedikleri cevabı alana kadar sormaya devam edeceği tehdidini savuran bir tutum gazetecilik değildir. Gazeteci cevap arayan kişidir, cevabı dayatan değil.
Medya, fikirlere alan açtığı ölçüde kamusaldır. Kişilere zorunlu aidiyet ürettiği anda ise kamusal niteliğini kaybederek bir aparata dönüşür.
Bugün yaşanan tam da budur. Dün başkalarını “yandaşlık”la suçlayanların, tüm delilleri ile hırsızlıkları ortaya dökülenleri savunmak söz konusu olduğunda aynı eleştirel mesafeyi koruyamaması; meselenin ilkesel değil, konjonktürel olduğunu gösteriyor.
En tehlikeli olan ise bunun normalleşmesidir. Çünkü yankı odaları sadece siyasette kurulmaz, medya da kendi yankı odasını inşa eder. Aynı cümlelerin tekrarlandığı, aynı kanaatlerin dolaşıma sokulduğu ve farklı seslerin meşruiyetinin baştan reddedildiği bir düzende, hakikat yerini kolektif onaya bırakır. Hakikat, her dönemde herkese aynı mesafeden bakabilme ahlakını gerektirir."
