Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'yapay zeka' açıklaması: Dünya keskin bir dönüşümden geçiyor
Cumhurbaşkanı Erdoğan İstanbul'da OECD Beceriler Zirvesi'nde açıklamalarda bulundu. Teknoloji ve yapay zeka kullanımına dikkat çeken Erdoğan, "Dünyamız, teknolojinin ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Değişimi doğru okumak bizim elimizdedir" dedi.
- Dünyanın teknoloji ve yapay zeka öncülüğünde keskin bir dönüşüm sürecinden geçtiği belirtildi.
- İş gücü piyasalarının dijital ve yeşil dönüşüm nedeniyle yeni baskılarla karşı karşıya olduğu ifade edildi.
- Robotik teknolojiler ve yapay zeka kullanımının yeni imkanlar yanında endişeleri de beraberinde getirdiği vurgulandı.
- Eğitimin her alanda olduğu gibi bu süreçte de öncelikli mesele olduğu belirtildi.
- Kadınların iş gücüne katılım oranının ve istihdam oranının arttığı, çalışan anneler için doğum izninin 24 haftaya yükseltildiği bilgisi verildi.
- Gelecek 3 yılda 3 milyon gencin istihdama kazandırılmasının hedeflendiği açıklandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da Haliç Kongre Merkezi'nde OECD Beceriler Zirvesi'nde konuştu.
Erdoğan'ın açıklamaları şu şekilde:
"Sayın bakanlar, uluslararası kuruluşların kıymetli temsilcileri, değerli misafirler sizleri en kalbi duygularımla hürmetle muhabbetle selamlıyorum. OECD 2026 Beceriler Zirvesi münasebeti ile sizleri kıtaların buluşma noktası İstanbul'umuzda ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum.
Gülistan Doku soruşturmasında yeni gelişme! Yalova Emniyet Müdürü Yılmaz Delen ifadeye çağrıldı
Ülkemizin dünyaya açılan kapısı olan İstanbul'da sizleri misafir etmek, böyle önemli bir zirveye ev sahipliği yapmak gurur vesilesidir. Yurt içinden ve yurt dışından zirveye iştirak eden tüm misafirlere şahsım, ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Bu önemli toplantıdan fırsat buldukça İstanbul'umuzun güzelliklerini Tarihi ve kültürel zenginliklerini görme imkanı elde edeceğinize inanıyorum.
"DEĞİŞİMİ DOĞRU OKUMAK BİZİM ELİMİZDEDİR"
Konuşmamın hemen başında bir hususun altını çizmek istiyorum. Sizlerin de takip ettiği üzere dünyamız, teknolojinin ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Değişimin insanlığa neler kazandırdığının neler kaybettirdiğinin hesabını elbette akademisyenlerimiz çok boyutlu bir şekilde yapmaktadır. Ama şunu hepimiz çok net biçimde görebiliyoruz. Önüne çıkanı sürükleyen bu değişim dalgasını durdurmak, değişime set çekmek mümkün değil. Fakat değişimi doğru okumak, doğru yönlendirmek ve sağlıklı bir şekilde yönetmek bizim elimizdedir. Dahası bu, biz karar alıcıların asli vazifelerinden biridir.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız ile OECD arasındaki yakın iş birliğinin tezahürü olan bu zirvenin beceriler alanında küresel diyalog için güçlü bir zemin oluşturacağını düşünüyorum. İnsanlığın ortak sınamalarına karşı ortak çözüm yolları geliştirmenin daha önce hiç olmadığı kadar kritik dönemde olduğu bir dönemin içindeyiz. Özellikle istihdam alanında ezberlerin bozulduğuna şahit oluyoruz.
"HAYIRLARA VESİLE OLMASINI DİLİYORUM"
Teknolojide yaşanan gelişime paralel olarak üretim biçimleri değişiyor, meslekler dönüşüyor, bazı işler hükmünü yitirirken yeni iş alanları ortaya çıkıyor. İçinde bulunduğumuz dönemde ülkelerin başarısını belirleyecek unsurun, beşeri sermayelerin niteliği olacağı anlaşılıyor. Zirvenin ana temasının nesiller arası yeteneğin ortaya çıkarılması olarak belirlenmesini bu bakımdan çok isabetli buluyorum. Beceriler zirvesinin başarılı geçmesini diliyor, farklı oturumlarda yapılacak değerlendirmelerin şimdiden hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.
"YAPAY ZEKA KULLANIMI, YENİ İMKANLARLA BİRLİKTE ENDİŞE GETİRİYOR"
Değerli misafirler, uluslararası araştırmalar OECD ülkelerinin büyük bölümünde çalışma çağındaki nüfusun daraldığını gösteriyor. Nüfusumuz giderek yaşlanırken, iş gücü piyasalarımız yeni baskılara, yeni meydan okumalara maruz kalıyor. Dijital ve yeşil dönüşüm, beceri özellikle talebinin niteliğini de kökten değiştiriyor. Bazı sektörlerde kaçınılmaz olarak iş gücü talebi azalırken yeni istihdam alanlarında çalışacak personel bulmakta zorluk çekiliyor. Bunu ülkemiz dahil tüm ekonomiler farklı düzeylerde tecrübe etmektedir. Bilhassa robotik teknolojilerin ve yapay zeka kullanımının yaygınlaşması yeni imkanlarla beraber çeşitli endişeleri de beraberinde getirmektedir.
"İNSAN UNSURUNUN OLMADIĞI DURUMUN NASIL YÖNETİLECEĞİ MUAMMA"
Bakınız şurası son derece dikkat çekicidir: Küresel robot piyasasının şu anki 100 milyar dolar seviyesinden, 2050'ye kadar 25 trilyon dolarlık bir pazara dönüşeceği öngörülüyor. Kimi ülkelerde adına karanlık fabrika denilen tamamen otomasyonun dayalı üretim tesisleri hızla yaygınlaşıyor. Yapay zekanın talimat verdiği, robotların uyguladığı, dolayısıyla üretim süreçlerinin hemen hiçbir aşamasında insan unsurunun olmadığı bu yeni durumun nasıl yönetileceği büyük bir muamma olarak önümüzde duruyor. Endüstri 4.0 süreci bir taraftan daha ucuz, daha hızlı ve hatasız üretim imkanı sunarken; diğer taraftan da ciddi sıkıntılara yol açıyor.
"EĞİTİM ÖNCELİKLİ MESELEMİZDİR"
Sadece karanlık fabrika gerçeğine bakmak bile İş gücü açısından sanayi devrimine benzer bir değişim dalgasıyla karşı karşıya olduğumuzu görmek için fazlasıyla yeterlidir. Beceriler zirvesinde ele alınacak üç konu başlığının başta iş çevrelerimiz olmak üzere hepimize farklı ufuklar kazandıracağına inanıyorum. Şüphesiz eğitim her alanda olduğu gibi bu süreçte de öncelikli meseledir.
Bilginin bir ülke bir şirket veya bir şahıs için en büyük güç kaynaklarından biri olduğunun hepimiz farkındayız. Ancak güncelliğini kaybetmiş ya da pratiğe dönüşmeyen bilgi sahibi için yüktür. Bilgiye sahip olmak kadar onu işlemek, kullanmak, dönüştürmek ve yeni durumlara uyarlamak da büyük önem arz ediyor. Yani içeriği, araçları, uygulayıcısı ve alıcısıyla eğitimin tüm paydaşlarının çağımızın değişim hızına ayak uydurması gerekiyor.
Burada şu çarpıcı gerçeğe dikkatlerinizi çekmek istiyorum. OECD'nin yaptığı değerlendirmelere göre birçok ülkede öğrencilerin temel becerilerinde gerileme yaşanmakta, öğretmen iş gücü yaşlanmakta, eğitim sistemlerinin yeniden şekillendirilmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Bizler artık öğrenmenin okul sıralarında başlayıp diploma ile tamamlandığı bir dönemde yaşamıyoruz. Tam tersine günümüzde öğrenme, hayatın tamamına yayılmış dinamik bir süreci ifade ediyor. Nazarı dikkate alınması gereken bir diğer husus şudur. 2030'da dünya nüfusunun beşte birinin altmış yaş ve üstlük kişilerden oluşacağı 2050'de ise bu oranın dörtte biri bulacağı tahmin ediliyor.
Dolayısıyla insanlar iş hayatında her geçen yıl geçmişe kıyasla daha uzun süre kalacak demektir. Bir de buna aşırı bireyselleşmeyi, geleneksel aile yapısının çözülmesini, 'her koyun kendi bacağından asılır' sözünde vücut bulan bencilliğin giderek daha fazla kabul görmesini eklediğimizde karşımıza ciddi bir sorun çıkıyor. Hamdolsun, ülkemiz bu konuda dünyanın pek çok ülkesine kıyasla çok iyi bir yerdedir. Aile bağlarımızın halen diri olması, yardımlaşma ve dayanışma kültürünün halen güçlü olması bize önemli bir avantaj sağlamaktadır. Buna rağmen bir taraftan toplumun temeli olan aile müessesesini çeşitli projelerle güçlendirirken, diğer taraftan da dünyanın en kapsamlı sosyal güvenlik sistemiyle kimseyi dışarıda bırakmamaya özen gösteriyoruz.
"YETİŞKİNLERİN DEĞİŞİME UYUM SAĞLAMASI KRİTİK ÖNEMDE"
Kıymetli dostlar üzerine titrediğimiz hususlardan biri de yetişkinlerin eğitimidir. Yetişkinlerin becerilerini güncellemesi, yeni alanlarda yetkinlik kazanması ve değişime uyum sağlayabilmesi hepimiz için kritik önemlidir. Esnek eğitim modelleri, kariyer rehberliği mekanizmaları ve işverenlerle kurulan etkin ortaklıklar, iş gücü piyasalarında belirleyici olacaktır. Daha açık bir ifadeyle hayat boyu öğrenme sadece sadece bireylerin kariyerlerini değil ülkelerin rekabet gücünü de belirleyecektir. Gizli kalan yeteneklerin ortaya çıkarılması ise günümüzde ekonomik bir ihtiyaç olduğu ölçüde aynı zamanda ahlaki bir sorumluluktur. Bugün pek çok ülkede kadınlar, göçmenler ve dezavantajlı öğrenciler gibi kesimler potansiyellerini maalesef tam olarak kullanamıyor.
"KADIN İSTİHDAMINDA 20 SENEYE ÖNCE GÖRE HAYAL EDİLEMEYEN BAŞARILARA İMZA ATTIK"
Bu durumun sonuçlarını yalnızca ekonomik bir kayıp olarak göremeyiz. Beşeri sermayesinin önemli bir kısmını atıl bırakan hiçbir ülke gerçek anlamda güçlü bir kalkınma hamlesine girişemez. Ayrımcılık ve eşitsizlik başta olmak üzere, farklı nedenlerle vatandaşlarına kendi potansiyellerini gerçekleştirme fırsatı sunamayan ülkelerde adil bir düzenin varlığından bahsedilemez. Türkiye olarak özellikle kadınlara yönelik özgün projeleri devreye alarak bu alanda 20-25 sene önce hayal dahi edilemeyen başarılara imza attık. Göreve geldiğimizde %27,9 olan kadınların iş gücüne katılım oranını %34,7 'ye çıkardık. Yine aynı dönemde ülkemizde kadın istihdam oranı %25,3'den %31,7 'ye yükseldi.
"ÇALIŞAN ANNELERİN DOĞUM İZNİNİ 24 HAFTAYA YÜKSELTTİK"
Kadınları sosyal hayattan, ekonomik hayattan, özellikle eğitimden yoksun bırakan her türlü bariyeri ortadan kaldırdık. Bunun neticesinde kadın kamu çalışanlarının oranı sadece son 12 yılda %34,2'den %43,38'e çıktı. Geçen hafta meclisimizde kabul edilen bir kanunla çok önemli bir kolaylığı da kadınların istifadesine sunduk. Yeni düzenlemelerle birlikte çalışan tüm annelerimizin doğum izni süresini yirmi dört haftaya yükselttik. Aynı şekilde gençlerimizin eğitimi ve istihdamı için de tüm imkanlarımızı seferber etmiş durumdayız.
"HEDEF 3 YILDA, 3 MİLYON GENCİMİZ İSTİHDAMA KAZANDIRMAK"
Göreve geldiğimizden bu yana her yıl bütçede aslan payını eğitime ayırdık. Demokrasinin askıya alındığı günlerde ikinci plana itilen mesleki eğitimi tekrar cazibe merkezi haline getirdik. Yine bu süreçte çeşitli programlarla gençlerimizi geleceğin mesleklerine hazırlıyor, eğitim kurumlarımızın iç dünyasıyla irtibatını artırıyoruz. 6 Ocak'ta kamuoyumuzla paylaştığımız Gençliğin Üretim Çağı Güç Programı bunlardan biridir. Hedefimiz gelecek 3 yılda 3 milyon gencimizi istihdama kazandırmaktır.
Projemizle çalışma hayatımıza yüzyıllardır yön veren usta çırak ilişkisini de günümüz şartlarına adapte etmiş olacağız. Kıymetli konuklar hükümetimiz zirvede tartışılacak başlıklara güçlü bir siyasi irade ve uzun vadeli bir bakış açısıyla yaklaşmaktadır. İnsan merkezli kalkınma anlayışımız doğrultusunda eğitimden istihdama iş gücü politikalarından sosyal korumaya kadar her alanda reformlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Giderek daha fazla dijitalleşen dünyada bilinen çalışma modelleri köklü bir değişime uğramaktadır. Bu süreç bir yandan yeni iş imkanları ortaya çıkarırken diğer yandan da istihdamın kayıt dışı alanlara kayma riskini artırmaktadır. Ama biz aldığımız tedbirler bunun sayesinde son 23 yılda kayıt dışı istihdamla mücadelede kayda değer başarılar elde ettik.
2000'li yılların başında %52'nin üzerinde olan kayıt dışı istihdam oranını 2025 yılına geldiğimizde %24'e kadar düşürmeyi başardık. Türkiye yüzyılı vizyonumuzun merkezinde nitelikli insan kaynağı, güçlü aile yapısı, üretken ekonomi ve kapsayıcı sosyal kalkınma vardır. Ancak beceri politikaları devlet kurumlarının tek başına yürütebileceği bir alan değildir. Bu mesele kamu özel sektör, üniversiteler, sendikalar, yerel yönetimler ve sivil toplum arasında güçlü bir iş birliğini gerektirir. Dolayısıyla zirvede yapılacak değerlendirmelerin yalnızca sorunların tespitiyle sınırlı kalmamasını aynı zamanda cesur, uygulanabilir ve insanı merkeze alan çözümler geliştirilmesine vesile olmasını diliyorum.
OECD'nin analitik kapasitesinin ve ülkeler arasında kurduğu diyalog zemininin bu noktada çok önemli bir imkan olduğuna inanıyorum. Küresel, jeopolitik ve ekonomik dinamiklerin dönüştüğü mevcut ortamda olacaktır. Bu düşüncelerle OECD 2026 Beceriler Zirvesi'nin ülkelerimiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum."
