Yolcu taşımacılığında güvenlik zaafı ölüme götürüyor: İnsan hayatıyla riskli pazarlık
Antalya’da yaşanan yolcu otobüsü kazası gözleri sisteme çevirdi. Uzmanlar denetim eksikliği, sürücü yorgunluğu ve firmalardaki eğitim yetersizliğine dikkat çekti. Ayrıca araçlardaki güvenlik sistemlerinin de incelenmesi gerektiği vurgulandı.
- Antalya ve Burdur'da yaşanan iki ayrı trafik kazasında toplam 17 kişi hayatını kaybetti, 30 kişi yaralandı.
- Uluslararası yol ve sürüş güvenliği uzmanı Mert İntepe, otobüs kazasını firmaların riskli uygulamaları, sürücülerin ağır çalışma koşulları ve eğitim eksikliğinden kaynaklanan bir "trafik katliamı" olarak nitelendirdi.
- Kazaların %84'ünün hız, şerit, arkadan çarpma ve kırmızı ışık ihlalleri gibi sürücü hatalarından kaynaklandığı belirtildi.
- İntepe, trafik kanunlarının yeterli olduğunu ancak denetim eksikliği ve sürücülerin ağır şartlarda, yetersiz kişilerce çalıştırılmasının uygulamadaki temel sorun olduğunu vurguladı.
- Kaza yapan otobüslerde acil fren ve şerit takip sistemlerinin incelenmesi ile bakanlık kararlarının tüm firmalarda eksiksiz uygulanması gerektiği ifade edildi.
GAMZE ERDOĞAN - Antalya ve Burdur’da meydana gelen trafik kazaları, yol ve sürüş güvenliğinin önemini bir kere daha gündeme getirdi. Antalya’da önceki gün virajı alamayarak devrilen yolcu otobüsünde 10 kişi hayatını kaybetti, 25 kişi yaralandı. Antalya-Isparta kara yolunda iki otomobilin kafa kafaya çarpışması sonucu ise 7 kişi öldü, 5 kişi yaralandı.
İçişleri Bakanlığı verilerine göre, 2024’te trafik kazalarında 6 bin 351 kişi hayata veda ederken 2025’te bu sayı 3 bin 481’e düştü. Ancak kazalardaki azalmaya rağmen denetim eksikliği ve ihmaller özellikle yolcu taşımacılığı yapan firmalar açısından soru işareti oluşturuyor. Verilere göre, her 100 kazanın 84’ü hız ihlali, şerit kurallarına uymama, arkadan çarpma ve kırmızı ışık ihlali nedeniyle meydana geliyor. Gazetemize değerlendirme yapan uluslararası yol ve sürüş güvenliği uzmanı Mert İntepe “Antalya’daki olayı sadece bir trafik kazası olarak değerlendirmek, otobüs taşımacılığındaki problemleri görmezden gelmek olur. Bu sadece bir kaza değil. Firmaların insan hayatıyla ne kadar riskli bir pazarlık yaptığını, sürücülerin sorumluluğunu ve şirketlerdeki eğitim eksikliğini gösteren bir trafik katliamı yaşandı” dedi.
‘KAHVEHANEDEN DİREKSİYON BAŞINA’
Trafik kanunlarının içerik olarak yeterli olduğunu belirten İntepe “Sürücülerin çalışma ve dinlenme saatleri, uyku ve yorgunluk durumu, ekonomik ve sağlık şartları, araçta tek mi çift sürücü mü olduğu ve sürücü kartlarının kullanımı son derece önemli. Çünkü sürücüler çok ağır şartlarda çalışıyor. Sadece ağır vasıta ehliyeti olan, fiilen sürekli otobüs şoförlüğü yapmayan kişiler günlük usulle çalıştırılıyor. Kahvehanede okey oynarken bir telefonla çağrılıyor, direksiyon başına geçip seferi tamamlamaya çalışıyor. Denetim tam da burada başlamalı. Bizim vurguladığımız eksiklik, kanunlardan çok uygulamadaki yetersizliktir” ifadelerini kullandı.
‘ÇOK YÖNLÜ ARAŞTIRILMALI’
Kaza yapan otobüste acil fren ve şerit takip sistemlerinin incelenmesi gerektiğini vurgulayan İntepe şöyle devam etti: Bu sistemlerin çalışıp çalışmadığı ya da devre dışı bırakılıp bırakılmadığı mutlaka araştırılmalı. Bu sorular cevaplanmadıkça, çok sayıda ölü ve yaralının olduğu olaylar, ülkede kanıksanmış bir “trafik kazası” başlığı altında maalesef kısa sürede toz bulutu gibi dağılıp yok oluyor. Bakanlık düzeyinde alınacak kararların sahaya yansıması ve bütün firmalarda tedbirlerin eksiksiz uygulanması şart.
