Haftanın kitapları | Anılarla Tıpta Öncüler
Haftanın kitaplarında bu hafta “Anılarla Tıpta Öncüler”, “Sultan II. Kılıç Arslan: Türkiye Selçuklu Altın Çağının Mimarı” ve “Yakamoz” okurlarını bekliyor.
Haftanın kitaplarında bu hafta üç kitap öne çıkıyor.
TIP DÜNYASINDAN 87 HOCANIN HATIRASI
Hatıra yazmak; gelip geçen ömrün yapraklarını rüzgâra bırakmak yerine, zihnin kuytu köşelerinde saklı kalan anları kelimelerin mermerine kazıma sanatı. Ömürleri insanlara birlikte geçen hekimlerin hatıraları da şüphesiz ilgi çekici ve ibret dolu...
Tıp dünyasındaki bu enteresan yaşanmışlıkları kayda alan “Anılarla Tıpta Öncüler” kitabının ikincisi, raflarda yerini aldı. Kendi sahasında tıpta öncü olmuş, ilkleri gerçekleştirmiş 87 hocanın kısa biyografisi ve özlü sözlerini yer aldığı eserde, farklı anılar okura aktarılıyor. Vefat etmiş olan veya hâlen yaşayan öncü hocaların tıbbi hatıraları kendisi, yakın çevresi, çalışma arkadaşları, öğrencileri veya bu konuda çalışma yapanlar tarafından aktarılıyor. Eser, başta genç doktorları olmak üzere tıpla ilgilenen okuyuculara ilginç satırlar sunuyor.
II. KILIÇ ARSLAN’IN ÇİLELİ SALTANATI
Selçuklu sultanı II. Kılıç Arslan, 1155’te tahta çıktığında kuvvet kazanmış fakat düşmanlarla çevrili bir ülke devraldı. Kardeşi Şahinşah, Danişmendliler, Zengîler ve Doğu Roma İmparatoru Manuel Komnenos daha saltanatının başında karşısına dikildi. Ancak zekâsıyla düşman ittifakını dağıttı ve Anadolu’da Selçuklu üstünlüğünü kurdu. Miryokefalon Zaferi ise dönüm noktası oldu. Prof. Dr. Tülay Metin ve Prof. Dr. Altay Tayfun Özcan; “Sultan II. Kılıç Arslan: Türkiye Selçuklu Altın Çağının Mimarı” adlı eserlerinde farklı kaynaklar ışığında sultanın meliklikten tahta çıkışını, savaşlarını, diplomasisini, imar faaliyetlerini ve hazin son yıllarını ele alıyor. Kronik Kitap’tan çıkan eser, hükümdarın 37 yıllık saltanatını bütün yönleriyle anlatıyor.
HER KARANLIĞIN BİR AYDINLIĞI VAR!
Ünzile Talu’nun “Yakamoz” adlı romanı, Halk Kitap etiketiyle okurla buluştu. Altı yüz sayfayı aşan romanda Elif adlı karakterin bir ölümle başlayan ama aydınlığa uzanan hikâyesi işleniyor. Hastane odasında arkadaşı Rüzgar’ın masum yüzünü seyrederken ölüm gerçeğini kabullenmeyi reddeden Elif, gözlerini kapatıyor. Uyandığında ise bileğinde gizemli bir bileklikle kendini “Özgürlüğün Şehri”ne uzanan bir yolculuğun içinde buluyor. İstanbul’dan İzmir’e dönen Elif, bu şehirde kendisi için bambaşka bir hikâyenin içerisinde bulur. Artık mazinin sırları da aydınlanacaktır… “Her karanlığın bir aydınlığı var” mottosunun öne çıktığı eserde, merak uyandıran bir kurguyla acılara rağmen hayata tutunmanın önemi vurgulanıyor.

