MHP Genel Başkanı Bahçeli'den TBMM'deki CHP provokasyonuna sert tepki: Haddinizi bilin!
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM'de partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu. Bahçeli, geçtiğimiz hafta Meclis'te yeni atanan Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin yemin töreni esnasında CHP'li vekillerin provokasyonuna sert tepki göstererek, "Oraya buraya sataşmak bir siyasetçiye yakışıyor mu? CHP'nin siyasi çizgisiyle bağdaşıyor mu? İstanbul'daki tezgahınız bozuldu, tepkiniz buna mı dayalı? Nesiniz, kimsiniz? Haddinizi bilin!" ifadelerini kullandı.
- Bahçeli, geçtiğimiz hafta Meclis'te yeni atanan Adalet Bakanı Akın Gürlek ve İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin yemin töreni esnasında CHP'li vekillerin provokasyonuna sert tepki gösterdi.
- Bahçeli, "Oraya buraya sataşmak bir siyasetçiye yakışıyor mu? CHP'nin siyasi çizgisiyle bağdaşıyor mu? İstanbul'daki tezgahınız bozuldu, tepkiniz buna mı dayalı? Nesiniz, kimsiniz? Haddinizi bilin!" dedi.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) partisinin grup toplantısında önemli açıklamalarda bulundu.
Bahçeli'nin açıklamalarından satırbaşları:
"Allah kısmet ederse önümüzdeki Perşembe günü Ramazan-ı Şerif'in ilk gününü idrak edeceğiz. Bu kutlu ayda niyazım, hasta gönüllerin şifayla, dertlilerin devayla, borçluların edayla kavuşmasıdır.
"İNSANLIK TEHLİKELİ BİR GİRDABIN ORTASINDA"
Maalesef insanlık tehlikeli bir girdabın ortasında, çözümü gittikçe karmaşıklaşan girift bir bulmacanın odak noktasındadır. Bir yanda süregelen kanlı çatışmalar, bitmek bilmeyen çekişmeler, iç savaşlar, hâkimiyet kavgaları, istikrarsız coğrafyalar, kutuplaşmış ülkeler, ekonomik zorluklar ve zulüm ile adaletsizliklerin karanlık yüzü varken, diğer yanda mazlumların feryadı, gariplerin iç çekişi ve masumların sürekli kamçılanan mağduriyetleri söz konusudur.
"İSRAİL'İN YASA DIŞI İLHAKI HÜKÜMSÜZDÜR"
Şımarık ve soykırımcı İsrail Başbakanı ve hükümeti, insan hakları ihlaline zora dayalı şekilde devam etmiştir. Batı Şeria'da arazi teşkiline ilişkin aldığı son karar uluslararası hukukun ihlali kadar, süregelen soykırımın farklı kanallardan ilerlediğinin teyididir. İsrail'in yasa dışı ilhakı hükümsüzdür.
"İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM İKLİMİ ZEHİRLENİYOR"
Son vahim gelişmeler barışçıl arayışları gölgelemekte, iki devletli çözüm iklimini de zehirlemektedir. Uluslararası toplum, Filistin topraklarına pranga vuran işgal ve ilhak politikalarını reddetmeli, bununla ilgili kararlar ve kararlı hamleler yapmalıdır. Ancak uluslararası toplum mefluç ve metruk hâldedir. Nasıl ki görünen köy kılavuz istemiyorsa, İkinci Dünya Savaşı’nı müteakiben tesis edilen kurallara dayalı uluslararası düzenin iflas ettiğinin de şahitliğine ve itirafına gerek kalmamıştır. Çünkü her şey ortadadır.
"YIKILAN BELLİDİR, YIKANLAR DA BELLİDİR"
13-15 Şubat 2026 tarihleri arasında Almanya’nın Münih şehrinde düzenlenen 62. Güvenlik Konferansı, uluslararası düzenin yıkım sürecinde olduğuna dair yoğun tartışmalarla geçmiştir. 'Yıkım altında' temasıyla düzenlenen mezkûr konferans, adeta malumun ilanına sahne olmuştur. 19-23 Ocak 2026 tarihinde yapılan Davos Zirvesi’nde de benzer tartışmalar yaşanmıştır. Yıkılan bellidir, yıkanlar da bellidir. Fakat neyin kurulacağı, nasıl ve ne zaman kurulacağı belirsizliğin ve bilinmezliğin dibine oturmuştur.
"TÜRKİYE HEM BÖLGESİNDE HEM DE KÜRESEL ARENADA İSTİKRAR ADASI GİBİ SİVRİLMEKTEDİR"
Ankara’dan dünyanın genel tablosuna baktığımızda ümitvar olacağımız, memnuniyet duyacağımız, yüreklerimize su serpecek bir aydınlık, bir arayış ve dört başı mamur bir amaç görülmemektedir. Buna karşılık Türkiye hem bölgesinde hem de küresel arenada istikrar adası gibi sivrilmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Dışişleri Bakanımızın ve Cumhurbaşkanlığı Kabinesinin kesintisiz diplomatik temasları, ihtilafları diyalogla çözme çabaları gerçekten takdir ve tebrike ziyadesiyle layıktır. Masada ve sahada aynı olabilmeyi başaran bir Türkiye ile hepimizin iftihar etmesi esasen manevi bir görevdir. Nerede bir sorun varsa Türkiye müessir bir şekilde oradadır.
"TÜRKİYE YÜZYILI’NIN SANCAĞI EL BİRLİĞİYLE AÇILMIŞTIR"
Komşu ülkelerin siyasi birliği, toprak bütünlüğü ve egemenlik haklarını herhangi bir tereddüde düşmeden savunan ve sahiplenen, barış, huzur ve istikrar özlemlerinin gerçekleşmesi için fincancı katırlarını ürkütmekten kaçınmayan bir Türkiye gerçeği hepimiz adına bir talihtir. Sadece insanımızın saadetine hizmetle kifayet etmeyen, dahası insanlığın selameti ile bölgesel ve küresel istikrar adına gövdesini taşın altına koymayı göze almış bir Türkiye, tarihimizin saklı kalan ülkülerini gururla takip ve temin gayretindedir. Bozuk plak gibi aynı nakarata takılıp kalanların, ezbere dayalı kara propagandayı seslendirmeyi marifet sayanların zoruna gitse de, alayının birden uykuları kaçsa da diyorum ki Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın sancağı el birliğiyle açılmış, süper güç Türkiye’nin muktedir adımları hamdolsun duyulmaya başlanmıştır.
Ramazan ayında sağduyu ve sükûnet içinde orucumuzu tutup ibadetimizi yaparken manevi muhasebeyi, insanlığın hâl ve gidişatını mutlaka gözden ve gönülden geçirmemiz mecburidir. Bunun yanı sıra ABD ile İran arasındaki müzakerelerin kesilmeden ilerleyip makul bir uzlaşma vasatında görüş ve fikir birliğinin tecelli etmesi samimi dileğimizdir. Kuzeyimiz çalkalanırken güneyimizin de savaş ortamına sürüklenmesi, bölgesel dengelerle birlikte küresel dengeleri de sarsacak yaygın ve küresel bir çatışma hâlini karşımıza çıkaracaktır.
Bir başka mühim mesele de Filistin devletiyle ilgilidir. 1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan, coğrafi bütünlüğe sahip, bağımsız ve egemen bir Filistin Cumhuriyeti’nin kurulmasından başka tarihi, coğrafyayı, insanlık ve İslam vicdanını tatmin edecek ikinci bir seçenek yoktur. Gazzeli mazlumlar başta olmak üzere Türk-İslam âleminin Ramazan-ı Şerif’ini tebrik ediyorum.
"SEVMEK VARKEN NEFRET DİLİNE SAPLANMAK VEHAMETTİR"
Muhterem heyetimizin ve aziz milletimizin bu mübarek ayını kutluyor, nice hayır ve hasenata kapı açmasını Yüce Allah’tan diliyorum. Kucaklaşmak varken kutuplaşmak vebaldir. Sevmek varken nefret diline saplanmak vahamettir. Saygı varken küslüğe meyil etmek vefasızlıktır. Konuşmak varken kavga etmek insani hasletlere vedadır.
"BOL YILDIZLI OTELLERİN RESTORANLARINDA DEĞİL, MÜTEVAZI SOFRALARDA YERİMİZİ ALMALIYIZ"
Değerli milletvekilleri, bu Ramazan’da dayanışmanın, duyarlılığın, empatinin ve yardımlaşmanın güzelliklerini hep birlikte göstermeliyiz. Ülkemin her yerinde gönül gönüle vererek kardeşliğimizi yüceltmeliyiz. Bol yıldızlı otellerin restoranlarında değil, mütevazı sofralarda yerimizi almalıyız. Milletvekillerimiz ve tüm teşkilatlarımızla eş zamanlı şekilde daha hızlı, daha aktif, daha sorumlu, daha özenli, daha müşfik, daha kucaklayıcı ve daha hazır olmalıyız. Biz gelin tertemiz gönüller arasında köprü kuralım. Biz, gelin fakir fukaranın konuşan dili, bakan gözü, duyan kulağı, dokunan eli olalım.
"BÖLÜŞÜRSEK TOK OLURUZ, BÖLÜNÜRSEK YOK OLURUZ"
Hatırlayınız, yıllar önce bir konuşmamda anasının babasının gözlerine bakan yurdumun masum çocuklarının sözcüsü olmak istediğimi ifade etmiştim. Onların mahrumiyetini ta yüreğimde hissedip imrenen ruhlarına tercüman olmayı dilemiştim. Küçücük yavruların soğuktan titreyen ellerinden tutarız. Gariplerin ümidi, çağrı arayanların sesi, darda kalanların nefesi oluruz. Çünkü biz büyük bir aileyiz, asil ve soylu bir milletin sevdalılarıyız. Hep dedim, yine diyorum, yine diyeceğim, bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz. Devlet ve millet el ele verdikçe, Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı ahlaki ve soylu duruşunu muhafaza ettiği sürece Allah’ın izniyle yapamayacağımız, başaramayacağımız hiçbir şey yoktur. Bugün ne olmuşsa dünün hayalidir. Yarınlar da bugünkü hayallerimizin gerçeğe dönüşmesine imkân sağlayacaktır. Gözümüzün gördüğü hiçbir şeyden korkmaya gerek yoktur. Hangi riski alıyorsak hedeflerimiz de onunla orantılıdır.
Yıllarca dillerden düşmedi! Bahçeli'den ikinci 'püskevit' çıkışı
"UMUTLAR TAZELENMİŞ, OCAKLAR YENİDEN TÜTTÜRÜLMÜŞTÜR"
Süresi geçmiş tehlikelere karşı gıyabi kahramanlık taslayanların bizi anlayıp anlatması hem mümkün hem de muhtemel değildir. Bildiğiniz üzere devlet ve millet dayanışmasıyla 6 Şubat 2023 tarihinde yaşanan asrın felaketi göğüslenmiş, yaralar sarılmış, umutlar tazelenmiş, ocaklar yeniden tüttürülmüştür. Ne kadar övünsek azdır. Depreme dayanıklı kalıcı konutlar hak sahiplerine teslim edilmiştir. 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri merkezli deprem felaketinde 53 bin 537 vatandaşımız hayatını kaybederken 107 bin 213 vatandaşımız yaralanmıştır. İkiz depremde hayatını kaybetmiş vatandaşlarımıza bir kez daha Cenab-ı Allah’tan rahmet niyaz ediyorum.
"YIKILANLAR YAPILMIŞ, İHTİYAÇLAR KARŞILANMIŞTIR"
Hatırlarsanız devletimiz depremin ilk anından itibaren tüm kaynak ve imkânlarını seferberlik ruhuyla harekete geçirmiştir. Hiçbir insanımız mağdur edilmemiştir. Bugüne kadar depremin toplam maliyeti 150 milyar doları bulmuştur. Yıkılanlar yapılmış, ihtiyaçlar karşılanmıştır. Nitekim her zorluğun üstesinden Allah’ın izniyle gelinmiştir. İnsanüstü emek ve çalışmanın sonunda yeni bir hayatın müjdesi verilmiştir. Asrın inşa seferberliği kapsamında 367 bin 955’i konut, 65 bin 672’si köy evi, 21 bin 690’ı iş yeri olmak üzere toplam 455 bin 357 bağımsız bölümün inşası tamamlanmış ve hak sahibi vatandaşlarımıza teslim edilmiştir. Eğri bakan doğruyu göremezmiş, gönlü pak olanın da yolu şaşmazmış.
CHP'YE DEPREM TEPKİSİ
Cumhuriyet Halk Partisi ile bir muvazaa zemininde toplaşan siyasi garabetler yapılanı kötüleyerek, hizmeti karalayarak, devasa eserleri yok sayarak istismar ve rant peşine düşmüşlerdir. Yalana bin yalan katmanın adı siyaset olamaz. Depremle ilgili dedikodu üretmenin izahı yapılamaz. Doğruyla yanlışı tefrik edemeyen bir siyasetçinin vicdanından bahsedilemez. İyiyle kötüyü fark edemeyen bir siyasetçiden erdemli olmasını beklemek ise boşuna kürek çekmekle eşdeğerdir. Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi doğal afetten siyasi afet çıkarmak için elinden geleni ardına koymamıştır. Konutlarına kavuşan vatandaşlarımıza 'boş senet imzalatılıyor' demek yalnızca bir bühtan değil, siyasi namusla çelişen bir hezeyandır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin işi gücü fitne ve fesattır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin geçim kapısı kriz ve kargaşaya oynamaktır.
"MECLİSİMİZ, ÜÇÜNCÜ DÜNYA ÜLKELERİNİ ARATACAK BİR MECLİS DEĞİLDİR"
Geçtiğimiz hafta Adalet ve İçişleri Bakanlıklarına atanan değerli arkadaşlarımızın yasal ve anayasal bir prosedür olan yemin merasimlerinde yaşanan ilkel görüntüleri, şiddet sahnelerini ve antidemokratik muameleleri aziz milletimiz ibretle seyretmiştir. Gazi Meclis aciz bir meclis değildir. Aziz Meclis kürsü işgaliyle üçüncü dünya ülkelerini aratacak bir meclis değildir. Yeni atanan bakanlarla ilgili eğer merak edilen bir husus varsa yasal ve demokratik kanallar açıktır, ortadadır.
"YEMİN TÖRENİNDE OLANLAR SİYASİ EŞKIYALIKTIR"
Muhalefetin sahip olduğu imkânları kullanmaya yanaşmadan Meclisi karıştırması, yasal ve anayasal bir hakkı engellemeye çalışması yeni sürüm bir siyasi eşkıyalık değilse nedir? Ali Kıran baş kesen misiniz, nesiniz, kimsiniz? Deli Dumrul gibi hareket etmenin neresi demokrasidir! Aziz Meclisi savaş alanına çevirmenin kime ne faydası vardır? Sözün hükmü yerine yumruğun gücüyle oraya buraya sataşmak bir siyasetçiye yakışıyor mu? CHP’nin siyasi çizgisiyle bağdaşıyor mu?
"İSTANBUL' DAKİ TEZGAHINIZ BOZULDU"
Özellikle yeni atanan Adalet Bakanımızla ilgili rahatsızlığınızın kaynağını nasıl yorumlayalım. İstanbul’daki tezgâhınız bozuldu, öfkeniz buna mı. Rüşvet ve yolsuzluk çarkınız kırıldı, sinir nöbetiniz bundan mı. Maskeleriniz düştü, foyanız ortalığa döküldü. Anormal ve stresli bir gerilimin sebebi buna mı dayalı? Tekrar ifade ediyorum, geçtiğimiz hafta çarşamba günü yapılan yemin merasiminde Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygınlığına leke düşüren müfrit ve müfsit Cumhuriyet Halk Partisi zihniyetini ayıplıyor, haddinizi bilin diyorum. Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek'i ve İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi’yi ayrı ayrı tebrik ediyor, tam desteğimizle birlikte başarılar diliyorum.
"57 YIL DEMEK SİYASETTE ÇINARLAŞMAK DEMEKTİR"
Bir hafta evvel yani 9 Şubat 2026 tarihinde partimizin şanla ve şerefle geçen 57. yıl dönümünü kıvançla ve haklı bir gururla kutladık. 57 yıl demek siyasette çınarlaşmak demektir. 57 yıl demek, kahramanca ve kahırdan lütuf doğacağını bekleyen bir mücadele disipliniyle geçen koskoca bir ömür demektir. Dikkat ediniz, geçmişi konuşuyorken bugünkü gerçeklerimizi pas geçemeyiz. Anılarla meşgul olurken geleceğimizi ihmal edemeyiz. Çok şükür ülkemize göz dikecek mihrakları caydıracak fikri, siyasi ve imani kudrete sahibiz. Bu şartlar altında yalnızca uyanık durmak yeterli olacaktır.
Dünün ve yarının şekillendirdiği değerler alanının güvencesi altında bugünkü gerçekler alanına ulaşmamızda hiçbir eksiğimiz yoktur ve olmamalıdır. Siyasi geleceğimiz şu sorulara vereceğimiz cevaplarla, şimdiyi okuma yeteneğimiz ve şimdiyi kazanma gücümüzle belirlenecektir. Ne oluyor? Ne olmuyor? Ne yapmalıyım? Ne yapmamalıyım? Nasıl geldim? Nasıl gideceğim? Kiminle geldim? Kiminle birlikteyim? Aksi takdirde gideceği limanı bilmeyen gemiye hiçbir rüzgârın yardım etmeyeceği gerçeğiyle engin denizlerde çalkalanır dururuz.
"MİLLETİMİZİN BİZDEN DUYMAK İSTEDİĞİ CEVAPLARA HAZIR OLMAK DURUMUNDAYIZ"
Cumhur İttifakı ile kenetlenerek varlığına sevdalandığımız büyük Türk milletini kutlu geleceğe ulaştırmaya talibiz. Takdir edersiniz ki bu yolculuk kendiliğinden gerçekleşecek mutlak bir akıbet değildir. Milletimizin bizden duymak istediği cevaplara hazır olmak durumundayız. Türkiye ve Türk milleti için ne düşünüyoruz. Ne yapacağız? Nasıl yapacağız? Kiminle yapacağız? Farkımız ne? Vasıtalarımız nelerdir? Bugüne kadarki siyasetimizin bu sorulara vereceği bir karşılık mutlaka vardır. Ne var ki bu hazırlıkların tamam olmasının ülkülerimize ulaşmaya yeterli olmadığı da ortadadır. Doğal olarak başka soruların cevaplarını da aramalıyız. Partimizi nasıl büyüteceğiz? Büyümenin getireceği ilahi sorumlulukları nasıl taşıyacağız? Değer ve gerçek denkleminde fikir politika dengesini nasıl kuracağız? Tutkuyla bağlandığımız fikri mesajları politik mesajlara nasıl eklemleyeceğiz? Bu yeni tutum içinde çok rakipli siyasetin siklet merkezine nasıl yerleşeceğiz? Atacağımız yeni adımlarla yapacağımız politik pivot hareketinin eksenini nasıl çizeceğiz? Uyaran mesajlardan müjdeleyici tekliflere geçişin esnekliğini nasıl sağlayacağız? Günlük siyasete yönelirken sahip olduğumuz yüksek vizyonu nasıl muhafaza edeceğiz? Partimiz yeni ufuklara doğru yelken açarken başarının en emin yolu bu sorulara vereceğimiz sağlıklı, yerinde ve isabetli cevaplarla belirlenecektir.
Eğer geçmiş ile gelecek arasındaki vazgeçilmez bağı kuran bugünün sorularını karşılayabilir, bugünün ihtiyaçlarına cevap verebilirsek hem kalıcı hem de sürekli oluruz. İşte o zaman Büyük Türk Devleti’nin bekasında, Büyük Türk Milleti’nin refahında, bölgemizin ve dünyanın barış ve huzurunda Milliyetçi Hareket Partisi tıpkı bir zembereğin saatte gördüğü fonksiyonu siyaset mücadelesinde yerine getirecektir. Bu sağlanabildiğinde tıkır tıkır işleyen insani bir düzen tevazu ile ilerleyip kurulacaktır. Ama önce buna yürekten inanmak lazımdır. Bu bir ütopya değildir. Bir kere başarmış olmanın yeniden başarma ihtimalinin hiç yapmamış olana göre çok daha fazla olduğunu biliyoruz.
Hedefimiz dönemin şartları içinde ecdadımızın sağladığı tarihi nizamın çağdaş bir terkibinden ibarettir. Büyük Atatürk’ün tanımladığı gibi Diyarbakırlı, Vanlı, Erzurumlu, Trabzonlu, İstanbullu, Trakyalı ve Makedonyalı hep bir ırkın evlatları, hep aynı cevherin damarlarıdır. Milletin olmadığı, ona değer verilmeyen, onun geleceğini düşünmeyen ve düşleyemeyen bir siyaseti kabul etmedik, edemeyiz, etmeyeceğiz. Siyasetin birilerini koltukta tutmak için sergilenen bir tiyatro sahnesi olmadığının farkındayız. Çok ciddi bir iş olduğunu, çok önemli bir sorumluluk taşıdığını ve bu sorumluluğun gereğinin mutlaka yapılması gerektiğini biliyoruz. Bütün samimi gayretlerimizin sonucunda bir milletin yeni asırlara doğru yolculuğu vardır. İnsanın refahı, mutluluğu ve esenliği vardır. Bir ülkenin geleceği ve mukadderatı vardır. Bu muazzam mücadelenin arkasında ise Üç Hilal’e büyük bir tutkuyla bağlanmış, mesaisini ve bütün ömrünü bu siyasete adamış, çoluk çocuğunun rızkını partisiyle bölüşmüş, eli yüreğinde, kulağı haberlerde, gözleri çakmak çakmak yüz binlerce kardeşimin alın teri, göz nuru, yüksek heyecanı ve ödenemez helal desteği vardır.
Başbuğ olup önümüze düşen, şehit olup gönlümüze düşen, taş duvarları medreseye dönüştüren kahramanlar bugünümüzün asıl mimarlarıdır. Allah hepsinden ve hepinizden razı olsun diyoruz. Ebediyete irtihal eden tüm dava ve ülkü arkadaşlarıma, aziz şehitlerimize ve kurucu genel başkanımız Başbuğ Alparslan Türkeş Bey’e Allah’tan gani gani rahmetler diliyorum. Bu duygu ve düşüncelerle sizleri saygıyla selamlıyor, başarılı bir hafta geçirmenizi temenni ediyorum."
