Fiber optik kablolar dünyanın en büyük deprem sensörü ağına dönüşebilir
Modern dünyada internet ve veri akışını sağlayan, yerin altına ve okyanus tabanına döşenmiş milyonlarca kilometrelik fiber optik kablo ağı bulunuyor. Michigan Üniversitesi'nden Zack Spica, "Dağıtılmış Akustik Algılama" (Distributed Acoustic Sensing - DAS) teknolojisi sayesinde bu mevcut altyapının devasa bir sismik gözlem ağına dönüştürülebileceğini savunuyor.
- DAS teknolojisi, fiber optik kablo içinden gönderilen lazer ışınlarının çevresel titreşimlerle değişime uğramasını analiz ederek çalışır ve kablonun her birkaç metresini bağımsız bir sismometre gibi kullanır.
- Profesör Spica, mevcut denizaltı telekomünikasyon kablolarını kullanmanın, pahalı geleneksel deprem istasyonlarını kurmaya kıyasla daha ekonomik ve kapsayıcı bir çözüm sunduğunu belirtiyor.
- Fiber optik kabloların yaygınlığı sayesinde, şehirlerin deprem anındaki tepkileri sokak sokak analiz edilebilir.
- Bu teknoloji ile tsunamilerin kıyıya ulaşmadan çok önce tespit edilebileceği ve mevcut şamandıra sistemlerinden daha yoğun ve güvenilir bir veri ağı sağlanabileceği iddia ediliyor.
- Gelecekte telekomünikasyon şirketleri ve bilim insanlarının daha sıkı iş birliği yapacağı öngörülüyor.
Denizaltı internet kabloları, küresel veri trafiğinin yaklaşık yüzde 95'ini taşıyor. Ancak sismolog Zack Spica, bunların gezegen için gerçek zamanlı bir algılama sistemi olarak da kullanılabileceğine inanıyor.
Profesör Spica, 15 yılı aşkın süredir Dağıtılmış Akustik Algılama (DAS) üzerine çalışmalar yapıyor. Kurduğu Lumetec şirketi aracılığıyla, yapay zekayı denizaltı kablolarını izlemek, depremleri, tsunamileri ve diğer okyanus aktivitelerini tespit etmek için kullanıyor.
DAS TEKNOLOJİSİ NASIL ÇALIŞIYOR?
Bu teknolojinin temelinde, fiber optik kablo içinden gönderilen lazer ışınları yer alıyor. Kablo boyunca hareket eden lazer ışığı, çevredeki en ufak bir titreşim (bir araç geçmesi, inşaat çalışması veya yer sarsıntısı) nedeniyle mikroskobik düzeyde değişime uğrar. Bu değişimler, kablonun bir ucundaki cihaz tarafından analiz edilerek kablonun her birkaç metresi bağımsız bir sismometre (deprem ölçer) gibi kullanılabilir.
Yıldızlararası ziyaretçi 3I/ATLAS’tan kalan miras: NASA tüm verileri dünyaya açtı!
Interestingengineering sitesine röportaj veren Spica, geleneksel deprem istasyonlarını kurmanın ve bakımını yapmanın çok pahalı olduğunu belirtiyor. Özellikle okyanus tabanına sismometre yerleştirmek milyonlarca dolara mal olurken, halihazırda orada bulunan telekomünikasyon kablolarını kullanmak çok daha ekonomik ve kapsayıcı bir çözüm sunuyor.
Fiber optik kablolar zaten şehrin her yerine yayılmış durumda olduğundan, bir şehrin deprem anındaki tepkisi sokak sokak analiz edilebilir.
Spica ayrıca, deniz altındaki fiber optik hatlarla, tsunamilerin kıyıya ulaşmadan çok önce tespit edilebileceğini iddia ediyor. Spica, bu teknolojinin mevcut şamandıra sistemlerinden çok daha yoğun ve güvenilir bir veri ağı sağlayabileceğini vurguluyor.
Spica'ya göre, gelecekte telekomünikasyon şirketleri ve bilim insanları daha sıkı iş birliği yapacak.
