Her çocuk potansiyel suçlu değil! Uzmanlar 'aşırı güvenlikçi' yaklaşıma karşı uyarıyor
Okul kapılarında alınan sıkı tedbirleri uzmanlar yorumladı: Her yaştaki çocuğun potansiyel risk olarak görülmesi pedagojik ve psikolojik açıdan yanlış. Sürekli kontrol edilen bir ortamda çocuklar kendilerini değersiz görebilirler.
- Okullarda artan güvenlik tedbirleri (çanta aramaları, dedektör uygulamaları, sıkı giriş kontrolleri) çocukların okul algısını bozabilir ve potansiyel suçlu hissetmelerine neden olabilir.
- Aşırı güvenlik uygulamaları ve sürekli kontrol edilen bir ortam, çocukların kendilerini değersiz hissetmelerine, okul aidiyetinin ve akademik motivasyonun olumsuz etkilenmesine yol açabilir.
- Çocukların davranışlarını tek bir nedene bağlamak yerine, aile ortamı, okul hayatı, sosyal çevre ve dijital dünya gibi birden fazla faktörün birlikte etkisi göz önünde bulundurulmalıdır.
- Zayıflayan aile bağları ve işlevsiz psikolojik destek sistemleri riskleri artırabilir.
- Şiddet çok faktörlü bir süreç olup, yasaklar ve aşırı güvenlikçi yaklaşımlar çözüm değildir; aile, eğitim ve toplumsal yapıyı birlikte ele alan çok boyutlu politikalar geliştirilmelidir.
ZİYNETİ KOCABIYIK/ MAHMUT ÖZAY- Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan okul saldırılarının ardından ülke genelinde güvenlik tedbirleri hızla artırıldı. Okullarda çanta aramaları, dedektör uygulamaları ve sıkı giriş kontrolleri yaygınlaşırken, uzmanlar bu yaklaşımın çocukların psikolojik gelişimi üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceği uyarısında bulunuyor.
İsa Aras Mersinli ölmedi iddiası gündemde! DMM'den açıklama geldi
Uzmanlara göre çocukların davranışlarını tek bir nedene bağlamak mümkün değil. Çocuğun gelişimi; aile ortamı, okul hayatı, sosyal çevre ve dijital dünyanın birlikte etkisiyle şekilleniyor. Bu sebeple yalnızca dijital oyunları ya da medya içeriklerini hedef göstermek, sorunun bütününü görmeyi engelliyor.
KARŞIT DAVRANIŞLAR ARTABİLİR
Çocuk ve Ergen Psikoloğu Buse Başakgil, aşırı güvenlik uygulamalarının çocukların okul algısını bozabileceğini belirterek “Her çocukta aynı etki görülmez ancak bazıları kendini potansiyel suçlu gibi hissedebilir. Bu da özellikle ergenlerde öfke, güvensizlik ve karşıt davranışları artırabilir” dedi.
Başakgil, güvenlik tedbirlerinin uygulanış biçiminin de en az kendisi kadar önemli olduğunu vurguladı.
DEĞERSİZ HİSSEDEBİLİRLER
Dr. Öğr. Üyesi Demet Gülaldı ise panik refleksiyle alınan tedbirlerin çocukların benlik algısını zedeleyebileceğini söyledi. Gülaldı “Çocuklar sürekli kontrol edilen bir ortamda kendilerini değersiz hissedebilir. Bu durum okul aidiyetini ve akademik motivasyonu olumsuz etkiler” ifadelerini kullandı.
SORUN ÇOK KATMANLI
Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Prof. Dr. Veysi Çeri, sorunun çok katmanlı olduğuna dikkat çekerek ekobiyogelişimsel yaklaşımın önemini vurguladı. Çeri “Çocuğun davranışını belirleyen en güçlü halka aile ortamıdır. Ardından okul, mahalle ve medya gelir. Tek bir nedene odaklanmak yanlış sonuçlar doğurur” dedi. Çeri ayrıca zayıflayan aile bağları ve işlevsiz hâle gelen psikolojik destek sisteminin de riskleri artırdığını ifade etti.
ŞİDDET ÇOK FAKTÖRLÜ
Prof. Dr. Selman Tunay Kamer de toplumsal krizlerde hızlı suçlu arayışının sorunu derinleştirdiğini belirtti. Kamer “Şiddet çok faktörlü bir süreçtir. Aile, okul, sosyal çevre ve dijital kültür birlikte değerlendirilmelidir. Yasaklar ve aşırı güvenlikçi yaklaşımlar çözüm değildir” dedi.
İkinci İsa Mersinli vakası olacaktı! Ortaokul öğrencisi 3 gün boyunca okulda silahla gezdi
Uzmanlar, dijital platformların tamamen hedef alınmasının da doğru olmadığını belirtiyor. Özellikle Twitch ve Kick gibi mecralarda denetimlerin artırılması gerektiği ifade edilirken, tüm oyunlar ile oyuncuların sorumlu tutulmasının haksız ve etkisiz olacağı vurgulanıyor.
Genel değerlendirmelere göre çocuk ve ergen şiddeti tek bir nedene indirgenemiyor. Aile içi iletişim sorunları, psikolojik destek eksikliği, sosyal çevre ve dijital kültür birlikte ele alınmadan kalıcı çözüm üretilemeyeceği belirtiliyor. Uzmanlar hem güvenlikçi reflekslerin hem de tek yönlü suçlama anlayışının yerine, aileyi, eğitimi ve toplumsal yapıyı birlikte ele alan çok boyutlu politikaların geliştirilmesi gerektiğini ifade ediyor.
