Ver parayı kap kadroyu! Adrese teslim ilanlara yeni boyut: Şartlar kişiye göre satın alınıyor
Öğretim üyelerinden avukatlara uzanan bir “kadro borsası” kurulduğu ortaya çıktı. Resmî Gazete sonrası eklenen özel şartlar, paralı kongrelerle satın alınan yayınlar ve yargı oyunlarıyla liyakat tamamen devre dışı bırakılıyor. İşte üniversitelerdeki “jet kariyer” çarkının perde arkası...
MAHMUT ÖZAY - Yükseköğretim kurumlarında akademik personel alımları, Yükseköğretim Kurulu onayıyla ilanların Resmî Gazete’de yayımlanmasının ardından başlıyor. Üniversiteler, açılan kadrolar için zaman zaman alanı daraltan özel koşullar belirlerken, bu şartların kimi durumlarda bilimsel gereklilikten çok belirli adayları işaret ettiği yönündeki tartışmalar uzun süredir kamuoyunun gündeminde yer alıyor.
YÖK Başkanı Özvar: Üniversitenin 3 yılda bitirilebilmesi büyük bir projenin parçası
Fakülteler, bir yandan ihtiyaç duyulan uzmanlık alanlarını güçlendirmeyi, diğer yandan kendi bünyelerinde görev yapan araştırma görevlilerinin mağduriyet yaşamasını önlemeyi gerekçe gösteriyor. Ancak uzmanlık alanıyla doğrudan ilgisi bulunmayan adayları dışlayan ve “adrese teslim” olarak nitelendirilen ilan şartları, sistemin en sorunlu yönlerinden biri olarak öne çıkıyor.
Fiyat tutarsızlığı GİB'in takibinde: İlan ile satış bedeli karşılaştırılacak
‘EKSİKLER’ TAMAMLANIYOR
Son dönemde ise bu tartışmaların ötesinde, akademik kadro ilanları etrafında daha organize ve yapısal bir mekanizmanın oluştuğu iddiaları dikkat çekiyor. Bu yapı içinde bazı öğretim üyeleriyle birlikte hareket eden avukatların da yer aldığı, ilan şartlarını sonradan karşılamaya yönelik sistematik bir yol izlendiği ileri sürülüyor. Buna göre, üniversitelerin YÖK ile uzun yazışmalar sonucu açabildiği ve gerçekten ihtiyaç duyulan bir alana yönelik olan doktor öğretim üyesi kadroları için, ilana alanla ilgili özel yayın ve uzmanlık koşulları ekleniyor. İlan Resmî Gazete’de yayımlandıktan sonra ise bu şartları normal şartlarda taşımayan bazı adaylar hızla harekete geçerek eksiklerini kısa sürede tamamlamaya çalışıyor.
KÂĞIT ÜSTÜNDE OYUN
Bu adayların, özellikle hızlı ve ücretli bildiri kabul eden özellikle yurt içi ve yurt dışı çevrim içi kongrelere yöneldiği, pedagojik ve bilimsel değeri tartışmalı etkinliklerde kısa sürede üretilen yüzeysel çalışmalarla ilan şartlarını kâğıt üzerinde sağladığı belirtiliyor. Söz konusu çalışmalar başvuru dosyalarına eklenerek kadroya müracaat ediliyor. Dosyalar, Akademik Değerlendirme ve Kalite Geliştirme Kurulu süreçlerinden geçtikten sonra jüri üyelerine ulaşıyor. Jüriler çoğu zaman bilimsel açıdan güçlü dosyaları tercih etse de bazı vakalarda fakülte bünyesindeki araştırma görevlilerine öncelik tanındığı iddiaları da tartışma konusu oluyor.
‘EMSAL’DEN FAYDALANMA
Süreç bununla da sınırlı kalmıyor. Jüri değerlendirmesi sonrası elenen bazı adaylar yargı yoluna başvuruyor ve emsal kararlar doğrultusunda davaların kazanıldığı durumlar yaşanabiliyor. Bu durum, fakültelerin yıpranmasına, kamu zararına, aynı kadro için yeniden ilan açılmasına ya da ataması yapılan akademisyenin ilişiğinin kesilmesine kadar uzanan sonuçlar doğurabiliyor. Sistemin içinde yer alan bazı kişiler bu yöntemi “son çare” olarak tanımlarken, çok sayıda akademisyen ise son anda üretilen, bilimsel niteliği zayıf çalışmalarla kadro şartlarının sağlanmaya çalışılmasını etik dışı ve ciddi bir yapısal sorun olarak değerlendiriyor.
İLAN ŞARTI BAŞVURUDAN ÖNCE TAMAMLANMALI
Sorularımızı cevaplayan Doç. Dr. Yusuf Kızıltaş, akademik kadrolara en güçlü bilimsel dosyaya sahip adayların atanmasının temel ilke olması gerektiğini vurguladı. Bu ilkenin hayata geçirilebilmesi için ilan metinlerinde yer alan şartların, başvuru tarihinden önce karşılanmış olmasının açık ve net bir biçimde zorunlu tutulması gerektiğini belirtti. Ayrıca, yüksek lisans ve doktora tez konularının ilanlarda ayrıntılı şekilde belirtilmesinin, süreci belirli adaylara yönlendirme riskini artırdığına dikkat çekerek daha kapsayıcı bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini ifade etti. Aksi hâlde; bilimsel ölçütler yerine farklı önceliklerin belirleyici olduğu her durumda sürecin yeniden yargıya taşınacağı, bunun da sistemin güvenilirliğini ve kamu kaynaklarının etkin kullanımını olumsuz etkilemeye devam edeceği kaydedildi.
