Market rafından daha fenası usta bedeli: Hizmet enflasyonu gıdayı ikiye katladı
Hayat pahalılığı ve enflasyon tartışmalarında oklar zincir marketlere ve gıda fiyatlarına çevrilirken, vatandaşın bütçesinde asıl büyük deliği ‘hizmet sektörü’ açtı. Son dört yılın verileri incelendiğinde; gıda fiyatları ortalama 4-6 kat artarken, usta emeğine dayalı hizmet kalemlerinde artış 10 katı bularak rekor kırdı.
Türkiye’de enflasyon deyince akla ilk olarak market raflarındaki temel gıda ürünlerinin fiyatları geliyor. Tüketicinin cebini yakan bu ürünlerdeki fiyat artışları her gün manşetlere taşınırken, günlük hayatın vazgeçilmezi olan hizmet sektöründeki zamlar da devasa boyutlara ulaştı.
Gıdada, hammadde, gübre, motorin, nakliye, işçilik gibi fiyatı doğrudan etkileyen sayısız girdi maliyeti bulunurken, emeğe dayalı olan, gider kalemi daha düşük seviyede olan sektörlerde son dört yılda fiyatların enflasyonu kat kat aştığı görülüyor.
Borsa neden düşüyor? Kritik uyarılar peş peşe geldi!
İŞÇİLİK, MALZEMEDEN ÇOK
Bu tablonun en çarpık örneklerinden biri evdeki tadilatta yaşanıyor. Geçmiş dönemde evdeki tadilat bedelinin yüzde 30’u ile 50’si arasındaki bölümü işçilik bedeli olurken, günümüzde ustanın talep ettiği işçilik bedeli, malzemenin bedelini katlamış duruma geldi.
İşçilik bedellerindeki artışları gıda enflasyonu ile karşılaştırdığımızda da bu çarpıklık net olarak görünüyor. 2022 ile 2026 arasındaki 4 yıllık dönemde 1 kilogram beyaz peynirin fiyatı yüzde 500, 1 litre ayçiçeği yağı yüzde 450, tavuk yüzde 550 zamlandı.
Ancak aynı dönemde el emeği tarifesi bu artışları dahi gölgede bıraktı. Bir pantolon paçası kısaltma bedeli 4 yılda yüzde 1100 artarken, şehir içi nakliye ücreti yüzde 1200 artış gösterdi. Berber ve kuaförlerde fiyat artışları ise yüzde 800’ü, oto yıkama yüzde 750’yi geçti.
KAYITDIŞILIK ÇOK FAZLA
Ortaya çıkan bu tablo, enflasyon sepetindeki asıl direncin sadece tarladan veya fabrikadan değil, doğrudan hizmet sağlayıcılardan geldiğini, buradaki artışın kontrolsüz olduğunu gösteriyor.
Uzmanlar bahsi geçen hizmet işlerinde vergi kaçakçılığının da oldukça fazla olduğunu belirterek “Kredi kartı yerine genellikle elden tahsilat yapılması ve nakit talebinin çok yüksek olması, sektördeki kayıt dışılığın boyutlarını da gözler önüne seriyor. Kontrollerde kendi fiyatlarını düşük gösteren hayali fişler keserek yazar kasası raporu alıyorlar” açıklamasında bulunuyor.
Temmuzda ekonomiye güven arttı!
ÖNÜMÜZÜ GÖRMÜYORUZ
İstanbul Beylikdüzü’nde terzilik yapan Kemal Ayaydın, “Vatandaş bize kızıyor ama giderimiz sadece iğne iplikten ibaret değil. Dükkân kirası, elektrik, SGK primleri belimizi büküyor. Eskiden piyasayı az çok tahmin eder, ona göre yılda bir zam yapardık. Şimdi yarın ne olacağını, enflasyonun nerede duracağını kestiremiyoruz. Bugün aldığımız tela, fermuar, astar yarın toptancıda aynı fiyata bulunmuyor. Hâl böyle olunca mecburen gelecekteki olası maliyetleri, yani beklenti enflasyonunu hesaba katarak fiyat vermek zorunda kalıyoruz. Paça kısaltma 1.000 lira olunca müşteri şaşırıyor ama ben o parayla çarkı ancak döndürüyorum” dedi.
Türkiye ile Suriye arasında 'merkez bankaları' anlaşması! Mevduat hesabı açılacak
BİZ DE MALİYET HESABI YAPIYORUZ
Maslak’ta oto yıkama işi yapan Serkan Öztürk, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:
Oto yıkama fiyatları çok arttı evet, ama bizim arka plandaki gider kalemlerimiz çok daha vahim durumda. Su ve elektrik faturalarını geçtim, çalıştıracak çırak, kalifiye eleman bulamıyoruz. Yevmiyeleri sürekli artırmak zorundayız. Kullandığımız şampuan, cila, bez gibi sarf malzemelerinin fiyatı her ay değişiyor. Enflasyon tahminlerimizi aştığı için artık maliyet hesaplarken önümüzdeki ayın zam riskini de fiyata eklemek zorunda kalıyoruz. Fiyatı mecburen ‘beklentiye’ göre belirliyoruz, yoksa dükkânın kapısına kilit vururuz.
