Uzmanlar ekonomik riskler karşısında Türkiye’nin konumunu değerlendirdi: Ani kur şoku olmaz
Enflasyonla mücadelenin, ağırlıklı olarak faiz ve kur üzerinden yürütüldüğüne işaret eden Prof. Dr. Hakan Kara, güveni artıracak kurumsal adımların atılması gerektiğini kaydetti. Kurun tamamen serbest bırakılmasının riskli olacağını söyleyen Kara, “Kurda ani bir serbestleşme enflasyona hızlı yansır ve mevcut kazanımları ortadan kaldırır. Kurda kademeli hareket mümkün ama mevcut şartlarda ani bir kur şoku olmaz” dedi.
- Prof. Dr. Hakan Kara, savaşın kısa vadede Türkiye ekonomisi üzerinde kaçınılmaz etkileri olacağını, enerji fiyatlarındaki artışın enflasyon ve cari açık üzerindeki etkisinin kritik olduğunu belirtti. Mevcut seviyelerin korunması halinde cari açığın 70 milyar dolar civarına çıkabileceğini ifade etti.
- Kara, mevcut ekonomi programının en önemli eksikliklerinden birinin beklenti yönetimi olduğunu, enflasyonla mücadelenin faiz ve kur üzerinden yürütüldüğünü ancak güveni artıracak kurumsal adımların da atılması gerektiğini söyledi.
- Ani bir kur şokunun enflasyona hızlı yansıyacağını ve mevcut kazanımları ortadan kaldıracağını belirten Kara, kontrollü sürecin devam etmesi gerektiğini, kademeli hareketin mümkün olduğunu ancak ani bir kur şoku beklemediğini ifade etti.
- TSKB Başekonomisti Dr. Burcu Ünüvar, küresel ölçekte düşük enflasyon döneminin geride kaldığını ve daha yüksek enflasyonun öngörülebileceğini söyledi.
- Ünüvar, enflasyonla mücadele kadar büyümenin de önemli olduğunu, ekonomik politikaların bu dengeyi gözetmesi gerektiğini ve Türkiye'nin potansiyel büyümesinin yüzde 4'ler seviyesine gerilediğini belirtti.
- Ünüvar, enflasyonu artıracak adımların hem ekonomik hem de siyasi açıdan riskli olduğunu, fiyat istikrarı sağlanmadan finansal istikrarın kalıcı olmayacağını vurgulayarak, ekonomi politikalarının merkezinde fiyat istikrarının yer almaya devam etmesi gerektiğini söyledi.
Cemal Emre Kurt / ANKARA - Küresel ölçekte artan jeopolitik riskler ve savaş kaynaklı belirsizlikler, ekonomiler üzerindeki baskıyı artırırken, uzmanlar Türk ekonomisinin durumuna ve atılması gereken adımlara dikkat çekti. Prof. Dr. Hakan Kara, savaşın kısa vadede Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerinin kaçınılmaz olduğunu belirterek, enerji fiyatlarındaki artışın en kritik başlık olduğunu söyledi. Kara, “Enerji fiyatları hem enflasyonu hem de cari açığı doğrudan etkiliyor. Mevcut seviyelerin korunması hâlinde cari açık 70 milyar dolar civarına çıkabilir. Ekonomi yönetimi akaryakıt fiyatlarında artışı sınırlayarak ilk aşamada doğru bir refleks gösterdi” dedi.
KARA: DÜNYA EKONOMİSİ YENİ DÖNEME GİRİYOR
Mevcut ekonomi programının en önemli eksikliklerinden birinin beklenti yönetimi olduğunu dile getiren Kara şöyle konuştu: “Enflasyonla mücadele ağırlıklı olarak faiz ve kur üzerinden yürütülüyor. Ancak güveni artıracak kurumsal adımların da atılması gerekiyor. Sert adımlar finansal istikrarı riske atar. Dış finansman imkânları artırılmalı ve denge politikalarının sürdürülmesi gerekli. Ekonomide sanayi ve hizmet sektörleri arasında belirgin bir ayrışma yaşanıyor. Sanayi zayıf, hizmet sektörü görece güçlü ama bu yapı sürdürülebilir değil. Küresel ölçekte enflasyonla mücadele için uygun bir konjonktür bulunmuyor. Yüksek borçluluk ve jeopolitik riskler bu süreci zorlaştırıyor. Dünya ekonomisi yeni bir döneme giriyor. Enflasyonun daha uzun süre yüksek kalabileceği bir ortam söz konusu. Mevcut şartlarda en gerçekçi yaklaşım sürecin “kazasız belasız” atlatılması.”
“ANİ BİR KUR ŞOKU OLMAZ”
Kurun tamamen serbest bırakılmasının riskli olacağını söyleyen Kara, “Kurda ani bir serbestleşme enflasyona hızlı yansır ve mevcut kazanımları ortadan kaldırır. Bu nedenle kontrollü sürecin devam etmesi gerekiyor. Kurda kademeli hareket mümkün ama mevcut şartlarda ani bir kur şoku olmaz” ifadelerini kullandı.
Avrupa'nın güvenlik kaygıları Türkiye'yi yeniden kilit ülke yaptı!
ÜNÜVAR: ENFLASYON KADAR BÜYÜME DE ÖNEMLİ
TSKB Başekonomisti Dr. Burcu Ünüvar ise küresel ölçekte düşük enflasyon döneminin geride kaldığını ve yeni dönemde daha yüksek enflasyonun öne çıkabileceğini söyledi. Dünya Bankası verilerine işaret eden Ünüvar, “Enflasyonla mücadele kadar büyüme meselesi de önemli. Ekonomik politikalar bu dengeyi gözetmeli. Bir yandan teknolojik gelişmeler hızla devam ediyor ancak diğer yandan büyüme oranları düşüyor. Türkiye için de potansiyel büyümenin yüzde 4’ler seviyesine gerilediğini görüyoruz. Cari açığın değerlendirilmesinde de borç çevirme kapasitesi kritik. Türkiye’nin kamu ve özel sektör borç çevirme oranları hâlâ güçlü. Bu nedenle mevcut tabloyu yönetilebilir buluyorum” diye konuştu.
“POLİTİKALAR FİYAT İSTİKRARI ODAĞINDA DEVAM ETMELİ”
“Kurla gelen enflasyonun etkilerini daha önce yaşadık” diyen Ünüvar, kontrollü yaklaşımın sürmesinin önemli olduğunu ifade etti. Ünüvar, “Enflasyonu artıracak adımlar hem ekonomik hem de siyasi açıdan riskli. Fiyat istikrarı sağlanmadan finansal istikrar da kalıcı olmaz. Bu nedenle ekonomi politikalarının merkezinde fiyat istikrarı yer almaya devam etmeli” açıklamasını yaptı.
