Siyonist yayılmacılığa Bahçeli freni! Orta Doğu'da son kale Lübnan
MHP lideri Devlet Bahçeli'nin 'Lübnan Suriye'ye bağlansın' sözlerini değerlendiren uzmanlar, bu hamlenin İsrail'in "arzımevut" hayallerine karşı en kritik stratejik baraj olacağını vurguluyor.
- Lübnan, siyonist yayılmacılığa ve katliam ile işgallere karşı en kritik direnç noktalarından biri ve arzımevut hedeflerine karşı son set olarak görülüyor.
- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Lübnan'ın Suriye'ye bağlanması yönündeki çıkışı, uzmanlar tarafından son İsrail saldırıları ve Orta Doğu-İran eksenli gelişmeler dikkate alındığında stratejik öneminin arttığı belirtiliyor.
- Lübnan'ın siyasal ve yönetsel olarak Şam'dan kopamayacağı, I. Dünya Savaşı sonrası Orta Doğu düzeninde bu çerçevede konumlandırıldığı ve kalıcı barış ile istikrarın ancak böyle bir bütünleşmeyle sağlanabileceği ifade ediliyor.
- Mevcut mezhep ve etnisite temelli bölünmüşlüğün temellerinin Fransız mandası döneminde atıldığı ve bu yapının daha sonra İsrail'in istismar alanına dönüştüğü belirtiliyor.
- Bahçeli'nin çağrısının, Türkiye'nin İsrail'e karşı bütüncül bir mücadele dönemine girmesi kapsamında Lübnan'ın Suriye'ye bağlanmasının hayati önem taşıdığı ve bu çağrının özünde Lübnan'ın İsrail'e karşı bir ön cephe ve set olduğunun ilanı bulunduğu vurgulanıyor.
- Lübnan dosyasının Doğu Akdeniz boyutuna işaret edilerek, Kıbrıs-Suriye-Türkiye-Libya hattı açısından Lübnan'ın tehdit olmaktan çıkarılmasının bir milli güvenlik meselesi haline geldiği belirtiliyor.
- İsrail'in Gazze sonrası Lübnan'a yönelmesi ve saldırıların sürdüğü, bir milyondan fazla insanın göçe zorlandığı ve Litani Nehri'ne kadar olan hattın fiilen İsrail toprağı ilan edilmek istendiği, bu gelişmelerin birleşme fikrini daha anlamlı kıldığı ifade ediliyor.
YILMAZ BİLGEN - Lübnan, siyonist yayılmacılığa, son yıllarda artan katliam ve işgallere karşı en kritik direnç noktalarından biri ve arzımevut hedeflerine karşı son set olarak değerlendiriliyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Lübnan’ın Suriye’ye bağlanması yönündeki çıkışını değerlendiren İNSAMER araştırmacısı ve Lübnan uzmanı Mehmet Altuntaş, son İsrail saldırıları ve Orta Doğu-İran eksenli gelişmeler dikkate alındığında bu formülün stratejik öneminin arttığını söyledi.
Altuntaş, Lübnan’ın siyasal ve yönetsel olarak Şam’dan kopamayacağını, I. Dünya Savaşı sonrası şekillenen Orta Doğu düzeninde bu çerçevede konumlandırıldığını belirtti. Kalıcı barış ve istikrarın ancak böyle bir bütünleşmeyle sağlanabileceğini vurgulayan Altuntaş, aksi hâlde emperyal ayrışmanın ve kriz merkezli yapının süreceğini dile getirdi.
Mevcut mezhep ve etnisite temelli bölünmüşlüğün temellerinin Fransız mandası döneminde atıldığını, bu yapının daha sonra İsrail’in istismar alanına dönüştüğünü ifade eden Altuntaş, Lübnan’ın kültür, tarih, dil ve medeniyet bakımından Şam ile aynı olduğunu kaydetti.
STRATEJİK BİR ADIM
Bahçeli’nin çağrısının son derece stratejik olduğuna dikkat çeken Altuntaş, Türkiye’nin İsrail’e karşı bütüncül bir mücadele dönemine girdiğini ve bu kapsamda Lübnan’ın Suriye’ye bağlanmasının hayati önem taşıdığını söyledi. İran’dan boşalan alanın hızla doldurulması gerektiğini belirten Altuntaş, İsrail’in son işgal girişimlerinin de bu değişim bağlamında okunması gerektiğini ifade etti.
Bu çağrının özünde Lübnan’ın İsrail’e karşı bir ön cephe ve set olduğunun ilanı bulunduğunu vurgulayan Altuntaş, Türkiye’nin hem kendi güvenliği hem de bölgesel istikrar açısından Lübnan’a dair planlar yapmasının doğal olduğunu dile getirdi. Suriye ile birleştirme fikrinin tarihsel ve coğrafi açıdan meşru olduğunu, Türkiye’nin bu coğrafyada Batılı aktörlerden çok daha güçlü haklara sahip bulunduğunu söyledi.
MİLLÎ GÜVENLİK MESELESİ
Hizbullah-İran dengesinin sarsıldığını belirten Altuntaş, Türkiye’nin sınırlarını tehdit eden oluşumlara sessiz kalamayacağını ifade etti. Lübnan dosyasının Doğu Akdeniz boyutuna da işaret eden Altuntaş, Kıbrıs-Suriye-Türkiye-Libya hattı açısından Lübnan’ın tehdit olmaktan çıkarılmasının bir millî güvenlik meselesi hâline geldiğini kaydetti.
İsrail’in Gazze sonrası Lübnan’a yöneldiğini, Beyrut, Dahiye ve kırsal alanlara yönelik saldırıların sürdüğünü belirten Altuntaş, bir milyondan fazla insanın göçe zorlandığını ve Litani Nehri’ne kadar olan hattın fiilen İsrail toprağı ilan edilmek istendiğini söyledi. Bu gelişmelerin, Bahçeli’nin dile getirdiği birleşme fikrini daha da anlamlı kıldığını vurguladı.
OSMANLI VURGUSU
Türkiye’nin önemli Lübnan uzmanlarından Tuğba Yıldız ise Osmanlının Lübnan’da uyguladığı özgün yönetim yöntemlerine dikkat çekti. Lübnan’ın tek parça yapısının korunmasının hem halkın güvenliği hem de İsrail yayılmacılığına karşı bölgesel denge açısından kritik olduğunu belirten Yıldız, Batılı güçlerin ve özellikle İsrail’in mezhepçilik üzerinden ayrıştırma stratejisi izlediğini söyledi.
Suriye ve Lübnan’ın suni sınırlarla ayrıldığını vurgulayan Yıldız, mevcut şartlarda önceliğin İsrail tehdidine karşı Lübnan’ın bütünlüğünü korumak olduğunu ifade etti. Suriye’de devrim sürecinde Lübnan’da yaşanan coşkunun, istikrarlı bir Suriye’nin bölge ve Lübnan için ilham kaynağı olabileceğini gösterdiğini dile getirdi.
