Google Linke Tıkla, Türkiye Gazetesi'ni Google Favorilerine Ekle!

Online müzayede sahte resmi körükledi

Online müzayede sahte resmi körükledi

Eskiye kıyasla koleksiyonerlerin azalıp “alıcı” sayısının arttığını söyleyen müzayedeci Hüseyin Kocabaş, derme çatma müzayedelerde sahte eserlerin satılmaya çalışıldığını kaydederek “Bu sene bir müzayededeki tabloların tamamının sahte olduğunu görünce savcılığa müracaat edip durdurduk” diyor

Özetle Dinle
Kaydet
a- | +A
Murat Öztekin
MURAT ÖZTEKİN

Türkiye’nin ilk koleksiyonerleri arasında yer alan Hüseyin Kocabaş, 1918’de eser toplamaya başlayarak hayatı boyunca yaklaşık 30 bin parçalık eşsiz bir koleksiyon meydana getirdi. Topladığı hiçbir eseri satmayan Kocabaş’ın koleksiyonu, Türkiye’deki ilk özel müze olan Sadberk Hanım Müzesi’nin nüvesini teşkil etti. Büyük koleksiyonerin kendi adını taşıyan torunu Hüseyin Kocabaş ise dedesinin izinden giderek eski eser koleksiyonculuğunu sürdürüyor. Aynı zamanda dedesinden farklı olarak Arthill çatısı altında müzayedeler yapıyor. Arthill’in 16 Ağustos’taki “Müzelik Eserler Müzayedesi”, padişahlara ait eserlerin de aralarında olduğu nesneleri yeni sahipleriyle buluşturacak. Biz de bu vesileyle Hüseyin Kocabaş’la buluşup müzayede dünyasını konuştuk…

Hüseyin Kocabaş sorularımızı cevapladı.
Başlık ResmiHüseyin Kocabaş sorularımızı cevapladı.

- Müzayede dünyasında özellikle saraylı eserlerle öne çıkıyorsunuz. Hikâyeniz nasıl başladı?

Bu işin içerisinde doğdum diyebilirim. Adını taşıdığım dedem Hüseyin Kocabaş için “Türkiye’nin, hatta Osmanlı’nın ilk büyük koleksiyoneri” derler. Kendisi ilk eserini 1918’de, dokuz yaşındayken alıyor ve 20. yüzyılın en büyük koleksiyonerlerinden biri oluyor. Nişantaşı’nda doğduğum evin bir kısmı hafta sonu halka açılan bir müzeydi. Evin her tarafı antika doluydu, 30 bine yakın eser vardı.

DOKUNARAK ESERİ ANLARDI

- Dedenize dair neler hatırlıyorsunuz; nasıl bir karakteri vardı?

Tarihte örneği olmayan bir insandı. İlkokul terk olmasına rağmen kendini geliştirmişti; altı dili okuyup yazabiliyordu. En önemli koleksiyonerlerden biri olarak kabul ediliyordu. Hayatının son 11 senesinde şeker hastalığı sebebiyle gözleri görmez oldu. Buna rağmen yurt dışından kendisine eser getirip değerlendirmesini istiyorlardı. Dokunarak eserin orijinal olup olmadığını söylüyordu. Yazdıklarıyla da koleksiyonerlere yol gösterdi. Ancak asla eser satmadı. Hatırlarım, bizde bir heykelin büst kısmı vardı. Altının bulunduğu British Museum’dan onu satın almak için ekip geldi, büyük meblağ teklif edildi. Ama dedem, “Siz alt kısmını satacağınız zaman bana haber verin!” diyerek onları reddetti.

- Enteresan…

Eser satmadığı gibi yurt dışına çıkarılmış olanları da geri getirmeye çalıştı. Mesela dedem, yurt dışında bugün milyon dolarlara satılacak bir tabağa ulaşıyor, satın alıyor ve Türkiye’ye getirebilmek için otel odasında onu kırıyor. Daha sonra bir tatlı kutusunun içerisine koyup Türkiye’ye getiriyor. Bir taraftan çalışıyor, diğer yandan koleksiyonuna harcıyordu. Bütünlüğünün bozulmamasını vasiyet ettiği için vefatından sonra koleksiyonunu yeni kurulan Sadberk Hanım Müzesi’ne devrettik.

ÖNERİLEN HABERLER
Sultanlar hediye etmiş! Padişah yadigârı nesneler müzayedede
KÜLTÜR - SANAT

Sultanlar hediye etmiş! Padişah yadigârı nesneler müzayedede

DEDEMDEN ETKİLENDİM

- Peki sizin koleksiyonerlik hikâyeniz nasıl başladı?

Sanırım ben de dedemin karakterinden etkilendim.

- Ama siz dedenizin yapmadığını da yapıyorsunuz; sanat eserlerini müzayedelere de çıkarıyorsunuz…

Bizim şartlarımız farklıydı. Askerlikten sonra ailenin tekstil, sanayi işlerini yürütmeye başladım. Ancak öğle tatillerinde bile Çukurcuma’daki antikacılara giderdim. Sonunda antikadan başka bir şey yapamayacağımı anlayınca 1995’te bu işe başladım. 2019’da da Arthill’i hayata geçirdik. Burada oldukça uzman bir ekiple çalışıyoruz.

- Peki işe başladığınız 1990’larda müzayede ortamları nasıldı?

O zaman daha büyük bir koleksiyoner topluluğu vardı. Tabii, bu hem maddi imkân hem de kültür seviyesiyle alakalı bir durum.

ÖNERİLEN HABERLER
Çağdaş sanat eriyor! Müzayede satışları 4 senedir azalıyor
KÜLTÜR - SANAT

Çağdaş sanat eriyor! Müzayede satışları 4 senedir azalıyor

KOLEKSİYONER AZALDI, ALICI ARTTI

- Ama Türkiye’de genç koleksiyonerlerin sayısının arttığı söyleniyor…

Koleksiyoner değil, alıcı arttı. Çünkü her eser satın alan herkes koleksiyoner sayılmaz. Koleksiyoner ya donanımlı olmalıdır ya da donanımlı kişilerle çalışmalıdır. Bir eser alıyorsanız, o konuyla alakalı kitaplar okumanız lazım vs... Tabii bugün farklı bir pazarlama modeli gelişti. Bu işin ticaretini yapanlar, “Bir koy, üç al” dediler. Şu anki alıcıların belki yüzde yetmişi böyle bir yatırım amacı güdüyor. Hâlbuki koleksiyonerlik borsa oynamak gibi değildir.

- Bir de pandemiden sonra online müzayedelerle tanıştık. Bunun etkileri ne oldu?

Bu, pandemide normal bir süreç olarak başladı. Ancak giderek bir çılgınlığa dönüştü. Bazı müzayedeler sadece sosyal medya hesaplarından yapıldı. Müzayede mantığına ters şeyler de oldu. Biz bazen bir eser üzerinde altı ay çalışırız. Ancak orada eserler iyi değerlendirilmeden hızlıca satıldı.

- Sahte eser satışını da doğurdu mu bu tarz derme çatma online müzayedeler?

Bazı online müzayedelerde bu yaşanmaya başladı. Hatta bu sene bir müzayedeye rastladık. Tabloların tamamının sahte olduğunu görünce savcılığa müracaat edip durdurduk. Bu iş online olunca pratikleşti. Öte yandan artan talebi karşılamak için Avrupa’daki antika pazarlarından çöp denilebilecek şeyler getirildi.

Sultan Abdülhamid’e ait mücevher saklama kutusu
Başlık ResmiSultan Abdülhamid’e ait mücevher saklama kutusu

SULTAN’IN MÜCEVHER KUTUSU AÇIK ARTIRMAYA ÇIKIYOR

- Sizin müzayedelerinizde genel olarak “saraylı” nesneler öne çıkıyor. Bizde saray menşeli nesneler daha mı çok piyasada?

Dünya tarihine baktığımız zaman sanatı hep saray ve devletler desteklemiş. Osmanlı’da da böyle olmuş. Saray içinde Ehl-i Hiref atölyeleri var, en önemli sanatçılar saraya hizmet veriyor ve padişahlar sanatkâr… Dolayısıyla Osmanlı sarayı sanatla iç içeydi. Ancak müzayedelerde yer alan eserlerin büyük kısmı padişahların kendisine ait değil, başkalarına hediye ettiği nesneler. Bu eserler de köklü ailelerden intikal ediyor. Aslında piyasada Avrupa’dan daha az saray kökenli eser var diyebilirim.

Hırka-i saadet esansı şişesi
Başlık ResmiHırka-i saadet esansı şişesi

- Son müzayedenizde de saray eserleri öne çıkıyor…

Çok farklı bir müzayede olacak. Saray çevresinden çok farklı kişilere dair eserler yer alacak. Az da olsa bizzat sultanlara ait nesneler de var. Sultan II. Abdülhamid Han’ın hediye ettiği eserlerin yanı sıra bizzat kendisine ait Hırka-i Saadet esansı şişesi de yer alıyor. İttihat ve Terakki, Sultan’ı tahttan indirdikten sonra şahsi servetiyle aldığı mücevherlere de el koyuyor. Bu mücevherler Paris’te satılıyor. Müzayedede içinden mücevherleri alınan bir muhafaza kutusu yer alıyor. Bu nesne, yıllar önce Türkiye’ye geri getirildi.

Whatsapp İkon Facebook İkon Bağlantıyı Kopyala
Yayın Tarihi |
Haberle İlgili Daha Fazlası
Kültür - Sanat
Bizi Takip Edin Bizi Takip Edin
YORUMLAR
ÖNE ÇIKANLAR
SONRAKİ HABER

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.