Türk mutfağı telefona yenildi! Pandeminin kötü mirası sağlığımızı tehdit ediyor
Pandemiyle birlikte hayatımıza giren “tek tıkla yemek” alışkanlığı büyüyerek devam ediyor. Uzmanlar, Türkiye’de giderek artan eve yemek sipariş kültürünün hem geleneksel ev yemeklerini hem de toplum sağlığını tehdit ettiğini söylüyor.
- Online yemek siparişi pazarı 150 milyar lirayı aşarken, 35 milyon kişi düzenli olarak telefondan yemek siparişi veriyor.
- Vatandaşlar ayda ortalama 4 kez sipariş veriyor ve tercihleri çoğunlukla fast food ürünleri oluyor.
- Uzmanlar, dışarıdan sipariş edilen yiyeceklerin yüksek kalori, tuz, trans yağ ve katkı maddesi içerdiğini belirtiyor.
- Bu durumun obezite, diyabet, kalp hastalıkları ve yüksek tansiyon gibi sorunları artırdığı, çözümün evde yemek pişirme kültürüne dönmek olduğu ifade ediliyor.
- Özellikle çocukların hazır yemeğe yönelmesinin sağlıklı beslenmeden uzaklaşmaya sebep olduğu ve doğru yeme kültürünün bebeklikten itibaren aşılanması gerektiği vurgulanıyor.
- En çok sipariş edilen yemekler arasında tavuk döner dürüm, burger, pizza, lahmacun ve çiğ köfte yer alıyor.
Son rakamlara göre Türkiye’de online yemek siparişi pazarı 150 milyar lirayı aşarken, yaklaşık 35 milyon kişi artık düzenli olarak telefondan yemek siparişi veriyor. Ayda ortalama 4 kez sipariş veren vatandaşların tercihi ise çoğunlukla fast food ürünleri oluyor.
Şikayetler artınca, bakanlık devreye girdi! Online yemek siparişlerinde yeni dönem
Özellikle pandemi döneminde hızlanan bu alışkanlığın toplumda obezite, diyabet, kalp hastalıkları ve yüksek tansiyon gibi sorunları artırdığına dikkat çeken uzmanlar, “Dışarıdan sipariş edilen yiyeceklerin büyük kısmı yüksek kalori, fazla tuz, trans yağ ve katkı maddesi içeriyor. Çözüm ise yeniden evde yemek pişirme kültürüne ve geleneksel Türk mutfağına dönmekten geçiyor. Evde pişen yemek sadece karın doyurmuyor; daha sağlıklı nesillerin temelini oluşturuyor” mesajını veriyor.
Gastronomi yemek değil bir ‘kimlik’ meselesi
ÇOCUKLAR ETKİLENİYOR
Sabri Ülker Vakfının sağlık okuryazarlığını desteklemek amacıyla hayata geçirdiği “Sağlık Profesyonellerine Yönelik Beslenme ve Sağlık İletişimi Programı” kapsamında düzenlenen toplantıda görüştüğümüz Sabri Ülker Vakfı Bilim Kurulu Üyesi ve Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Nur Baran Aksakal, özellikle büyük şehirlerde yoğun tempo, trafik ve zaman yetersizliği nedeniyle vatandaşların giderek daha fazla hazır yemeğe yöneldiğini belirterek, “Ülkemizde hem dışarıda yeme alışkanlığı hem de online yemek siparişi son yıllarda büyük artış gösterdi. Bu da giderek sağlıklı beslenmeden uzaklaşmaya sebep oluyor. Sağlıklı beslenme deyince herkes az ya da çok yemek yemeyi anlıyor ancak asıl önemli olan ne yediğin. Ev yemeği sipariş edilse de nasıl pişirildiği çok önemli. Sağlıklı ve dengeli beslenme hamilelik öncesinde başlayarak bütün çocukluk çağına yayılmalı. Evde yemek pişirmek yerine dışarıdan söylemek en çok çocukları etkiliyor” dedi.
Doğru yeme kültürünün çocuklara bebeklik döneminden itibaren aşılanması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Aksakal, “Bebekler 6. aya kadar mutlaka anne sütü ile beslenmeli ve 2 yaşına kadar mutlaka anne sütü verilmelidir. Ancak 6 aydan itibaren bebek ve çocukları aile sofralarına oturtmak gerekir. Pediatristlerin önerileri doğrultusunda da zamanı gelince kültürel yemeklerden yaşlarına uygun ve besleyici olanlarla -tarhana, biber dolması gibi- tanıştırmak, meyve ve sebzeleri tek tek sofralarına dahil ederek damak zevklerini geliştirmek, 3 ana 3 ara öğün gibi planlayarak ekran olmadan, 20 dakikalık süreleri geçmeden sofra alışkanlığı kazandırmak; ileriki yaşlarında daha sağlıklı öğünler oluşturmalarını ve bilinçli beslenmelerini sağlayacaktır” diye konuştu.
LİDERLİK GELENEKSEL FAST FOODDA
Sipariş kanallarının verilerine göre en çok sipariş edilen yemekler arasında geleneksel fast foodumuz tavuk döner dürüm, burger, pizza, lahmacun ve çiğ köfte ilk sıralarda yer alıyor. Uzmanlara göre bu tablo, Türk insanının giderek evde yemek pişirme kültüründen uzaklaştığını gösteriyor.
SAĞLIKLI BESLENME EN ÇOK SUİSTİMAL EDİLEN KONU
Sağlık Bakanlığının Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Düzeyi ve İlişkili Faktörler Araştırması’na göre Türkiye’deki nüfusun yarıdan fazlası sağlık okuryazarlığı açısından “yetersiz” veya “sorunlu-sınırlı” seviyede bulunuyor. Sağlık alanındaki bilgi kirliliğinin arttığı günümüzde bu tablo, bilimsel ve güvenilir bilginin toplumla doğru kanallar aracılığıyla buluşturulmasını her zamankinden daha önemli hale getiriyor.
Bu ihtiyaçtan hareketle Sabri Ülker Vakfının 2022 yılında başlattığı “Sağlık Profesyonellerine Yönelik Beslenme ve Sağlık İletişimi Programı”, hekim ve eczacıların beslenme ve iletişim alanındaki bilgi birikimini güçlendirmeyi hedefliyor.
Programın 4. yıl verilerini açıklamak amacıyla düzenlenen toplantıda konuşan Sabri Ülker Vakfı Genel Sekreteri Begüm Mutuş, iç hastalıkları uzmanları, pediatristler, aile hekimleri ve eczacılara yönelik olarak bugüne kadar yayımlanan 62 farklı eğitimin içeriğinin 90 bin kez izlendiğini belirtti.
Mutuş, “Bilimsel ve güvenilir bilginin toplumla buluşmasında sağlık profesyonelleri en güçlü ve güvenilir kaynakların başında geliyor. Bu nedenle sağlık profesyonellerinin beslenme ve sağlık iletişimi alanında güçlendirilmesini, toplum sağlığına uzun vadeli katkı sağlayan önemli bir yatırım olarak görüyoruz” dedi.
