Aziz İhsan Aktaş davası: Rıza Akpolat’tan 'rüşvet' savunması! “Hepsinin hesabını veririm”
Tutuklanarak Beşiktaş Belediyesi Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Rıza Akpolat savunmasında rüşvet havuzu iddiasını kabul etmedi ve belediyenin borçlarının zorunlu nedenlerden kaynaklandığını söyledi. Akpolat, yargılanmaktan kaçmadığını ve tüm ihalelerin hesabını verebileceğini ifade etti.
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında tutuklu bulunan ve görevden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın savunması sürüyor.
İddianamede, Beşiktaş Belediyesi ihalelerinde yaklaşık 100 milyon liralık rüşvet dağıtıldığı iddia edilirken, Akpolat hakkında 133 ila 337 yıl hapis cezası talep ediliyor. Akpolat, gizlilik kararı bulunan dosyada bilgilerin medyaya sızdırıldığını, sürecin adil yürütülmediğini savunarak masumiyet karinesinin zedelendiğini söyledi:
"Kimse yargılanmaktan korkmuyor, şahsım da yargılanmaktan korkmuyor. Dolayısıyla buradayım. Her türlü soruya cevap verecek durumdayım ama masumiyet karinesinin korunmaması herkesi yaralamıştır"
Akpolat, Ankara’ya hiç gitmediğini belirterek, yargılanan arkadaşları için endişe duyduğunu söyledi. “Hiçbir şey yapmadık, buna rağmen hepimiz cezalandırılıyoruz” diyen Akpolat, sanık sandalyesinde ailesi ve çalışma arkadaşlarının yüzüne bakabildiğini, çünkü onlara karşı vicdanının rahat olduğunu ifade etti. İkinci kez tutuklanmasının da, sanıkların ifadelerini değiştirmemesi için kurulan bir süreç olduğunu öne sürdü.
"13 OCAK'A KADAR DÜZENLİ TEMASIM YOKTU"
Akpolat, hakkında yürütülen sürecin “zorla suç üretme” çabası olduğunu savundu. Siyasette etkili ve örgütlü olduğu gerekçesiyle hedef alındığını ileri süren Akpolat, kendisini tutuklamak için önce çalışma arkadaşlarının ve belediyeyle iş yapan müteahhitlerin didik didik edildiğini söyledi. “Somut bir şey bulamayınca dayanağı olmayan iddialarla tutuklandım” dedi.
Belediyenin borçlu olduğu müteahhitlerin de mali sıkıntı yaşadığını belirten Akpolat, bunun usulsüzlükle değil, belediyenin içinde bulunduğu ekonomik tabloyla ilgili olduğunu ifade etti.
Aziz İhsan Aktaş’la 13 Ocak’a kadar düzenli bir temasları olmadığını vurgulayan Akpolat, bu tarihten sonra ise cezaevinde koğuşlarının yan yana olduğunu, avukat görüş günlerinde sürekli karşılaştıklarını aktardı. Aktaş’ın Nisan sonuna kadar herhangi bir itiraf niyeti göstermediğini söyleyen Akpolat, “Herhangi bir baskı yokken bir anda itirafçı olmaya karar vermesi soru işareti” ifadelerini kullandı.
"KARANLIK ÖRGÜTE ÜYE OLMADIM"
Akpolat, ekonomik işlemlerin suç gibi gösterildiğini savunarak iddianamenin kurgulandığını öne sürdü. Gözaltına alınmadan haftalar önce bazı kararlarının “talimatla yapılmış suç” gibi basına servis edildiğini söyledi. “Ben hiçbir karanlık örgüte üye olmadım” diyerek kendisine yöneltilen örgüt suçlamalarını net bir dille reddetti.
"BORÇLU OLDUĞU İÇİN MÜLK SATIŞI GÜNDEME GELDİ"
Savunmasında davanın siyasi olduğunu öne süren Akpolat, iddianamede Beşiktaş Belediyesi’nde “rüşvet havuzu” kurulduğu iddiasını reddetti. Belediyenin borçlu olmasının nedeninin hizmet veren firmalara yapılan ödemelerde yaşanan zorunlu gecikmeler olduğunu savunan Akpolat, mülk satışlarının da bu mali tablo nedeniyle gündeme geldiğini söyledi. İddianamenin büyük ölçüde tanık beyanlarına dayandığını belirten Akpolat, suçsuz olduğunu vurgulayarak beraat edeceğine inandığını ifade etti:
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü davasında ilk hafta tamamlandı: 35 saniyelik konuşma için yargılanıyormuş
"Yaklaşık 3 milyon insana temel belediyecilik hizmetleri vermeye çalışıyoruz. Dolayısıyla bizim iş insanlarına, belediyeye hizmet veren müteahhitlere, firmalara ödeyemediğimiz paralar; belediyenin borçlu olmasının temel ve teknik sebebi budur.
Bu bir tercih değildir, bu bir zorunluluktur. Bununla ilgili bir önlem alınmadığı için bu ödeme dengesizliği ciddi şekilde zarar vermektedir ve o yüzden de Beşiktaş Belediyesi borçludur. Bu borçlu olmasından kaynaklı da mülk satışı gündeme gelmiştir.
Bizim esnaflarla Beşiktaş'ta kurduğumuz bir ağ var. Savcı bir soruşturma yaptığı sırada, bir başka belediye başkanının soruşturması yapıldığı sırada Beşiktaş'ı anlatıyor. Ben suçsuzluğuma inanıyorum. Ben beraat edeceğim. Bugün edeceğim, yarın edeceğim. Sabırla bekleyeceğim"
"TEKNE, BENİM BALAYI HEDİYEMDİR"
Savunmasına devam eden sanık Akpolat, "Kamu görevi ifa edenin yüzlerce düşmanı olur. İhaleyi alamaz, size düşman olur. Bu davalar siyasi davalar. İddianamede suçtan kaynaklanan bağımızı değerlendirme kısmında bahsedilen tekne, benim balayı hediyemdir.
Savcı bana bunu sorsaydı, söylerdim ne olduğunu zaten. Ben hayatımda üç defa tekneye bindim, en son tatilde. Gitmez olaydım, teknesine gittiğimiz adamın da başına bela olduk. Adamın teknesine el koydular.
Şimdi kafamı yastığa koyduğumda ben onu düşünüyorum. Bizim yüzümüzden yatan insanları düşünüyorum. Çocuğunu kaybeden gelinimizi düşünüyorum.
Rıza Akbolat’ın şoföründen çarpıcı savunma: Belediyeye kayıt dışı paralar geliyordu
Mevcut firmaların araçlarının muayenesiz olduğu, belli bir kısmının yarıya yakınının bozuk olduğu ve bir çekicinin bir aracı bir kepçeye götürdüğü görüntü viral olmuştu Türkiye'de. İşte o temizlik firmasının aracından kaynaklıydı. Kendileri uyarıldı. Arkadaşlarımız kendilerine gerekli uyarıları yaptılar talimatımız doğrultusunda. Yalnız bu eksiklikler giderilemedi. Konuyu yargıya taşıdık. Yani karşılıklı davalar açıldı, konu yargıda da zaten.
Harvardlı profesörün adı Epstein dosyalarında! Yazışmalarda 'işkence' detayı...
Dosya istediğinizde görebileceksiniz. Benim suskunluğum, benim bu ülkenin adalet duygusuna olan inancım, kurumları yıpratmama duygum orada da geçerli. O firma bizim temizlik garajımızı kepçelerle yıktı. Gece yarısı, içerisinde bulunan temizlik görevlisi arkadaşlarımızı esir aldılar, içeride alıkoydular. Biz haberdar olduktan sonra emniyet müdürümüzle, kaymakamımızla konuştuk ve gerekli işlemleri yaptık ama bugüne kadar bununla ilgili bir tek cümlede bile bulunmadık, ifade etmedik. Niye? Sayın kaymakamla emniyet müdürü ile oturduk karar verdik, kendimiz de çözdük, konuşmadık" şeklinde konuştu.
"YÜZLERCE İHALENİN HESABINI VERİRİM"
Akpolat, savunmasında kendisinin itirafçı olmasını isteyen kişiler olduğunu belirterek, "Olası bir tutuklama, itirazda bir tahliye durumu oluşursa dışarıdaki insanlar sen itirafçı oldun da çıktın diye düşünecekler. Bir eşin eşinden beklentisi özgürlüğüne kavuşması, bir avukatın müvekkilinden beklentisi dışarıya çıkmasıdır. İtirafçılar yalan söylemektedir, bu çürümenin ispatıdır.
Biz ilk günden itibaren henüz soruşturma aşamasında çağrıldığımızda koşa koşa gidecek durumdayken, altı yıldır belediye başkanıyım, ben bir yıldır belediye başkanı değilim. Üç tane dosyam yok benim, üç tane ihalem yok. Yüzlerce ihale var. Ben hepsinin hesabını verecek durumdayım. Dolayısıyla bizi çağırdıklarında koşa koşa makamlara giderek derdimizi anlatırdık. Onlar bize soru sorarlardı. Ne oldu? Bir şafak operasyonuyla ailemizin gözleri önünde, 75 yaşında babamın gözleri önünde Balıkesir'deydim gözaltına alındım ve ilk günden itibaren suçlu muamelesi görüyorum" dedi.
