BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Mâverâ-ün-nehr ili...

Mübarek “Silsile-i aliyye” büyükleri şiirini okurken, “Mâverâ-ün-nehr ili, Tûr-i Sînâ gibi oldu” ifadesini duyarız. Peki bu ne demek, bahsedilen yer neresi? Bugün kaynağı Özbekistan topraklarında bulunan “Ceyhun (Amuderya) ve Seyhun” nehirlerinin ikisi arasındaki havzayı, ihtiva eder. Rus işgali öncesine kadar, bu bölgeye “Uluğ (Büyük) Türkistan” denilirdi. Türklerin egemenliği altındayken mümbit arazileri ile boy gösterir, her çeşit sebze, meyve yetiştirilirdi. Ruslar gelince, paramparça etti. Taş üstünde taş, omuz üstünde baş bırakmadı. Büyük katliamlar gerçekleştirdi. Bu bölge Türklerin egemenliği altındayken tarihin en parlak dönemlerini yaşadı. Halk, Eshab-ı kiram ve Tâbiîn eliyle İslamiyet’le şereflendi. İşte budan dolayı Mâverâ-ün-nehr hakkında en net coğrafi malumata sahip olduğumuz yegâne eyalettir. Bu topraklarda kimler yetişti, Anadolu’nun dört bir yanına talebeler gönderdi? Gelin hep birlikte bakalım.
İtikattaki imamımız “İmam Matürîdî”, “Sahih-i Buhârî” adlı kitabın müellifi “Muhammed el-Buhârî”, Cömertlik timsali ve büyük âlim, “Ubeydullah-ı Ahrar” ve Hocası “Yakub-u Çerhî”, “Abdulhalık Goncdüvanî”, “Yusuf-i Hemedanî”, “Ârif-i Rivegerî”, “Mahmud-i İncirfagnevî”, “Seyyid Emir Gilal”, “Ali Ramitenî”,  “Muhammed Bâbâ Semmasî”, “Alâüddin-i Attar” hazretleri...
Bu coğrafya işgal edilmeden önce sükûnet, huzur ve asayiş vardı. İşgal ile birlikte, binlerce masum insan öldürülmüş, cesetleri nehirlere atılmıştır. Ceyhun, Seyhun ırmakları günlerce kan aktı. Camiler yakıldı, minareler yıkıldı, korkunç katliamlar yapıldı. Sebep neydi? Hepsi Türk ve Müslüman’dı. Din âlimleri bu Rus zulmüne direnilmesi için halka şöyle sesleniyordu: “Ey Peygamber Ümmeti, Ey Müslümanlar! Gerçek Müslüman iseniz sizlerin cihat yapmanız gerekli. Allah yolunda cihat yapacağız. Ölürsek şehit, ölmezsek gazi olacağız. Cihat yapmadıkça sırtımızdaki bu ahtapottan kurtulamayız…”  İşte biz “Mâverâ-ün-nehr” bölgesinde olanların sadece bir kısmına temas ettik. Bu biçareler neden bu zulme düçar oldu? Araştırmalı, ders almalıyız.
            Mehmet Can
 
 
 
ŞİİR
 
                  Serzeniş
 
Vurdumduymaz başaklar kaldırıyor başını
Ulu arşın eteklerine...
Güneş her zamanki gibi durgun ve asil
Ey bu serzenişlerin sahibi toprak
Söyle, yetişecek mi bağrında, uğrunda ölen güller?
Yağmurlar yağacak mı kurumuş benliğine?
Kavuşacak mı rüzgârın önünde savrulan bedenler,
Ne zaman son bulacak sessizliğinin can yakan çığlıkları?
Şimdi şiirler sensiz ve bedensiz
Notalar çalmıyor, artık onlar da dilsiz
Türküler suskun, şarkılar ise sessiz,
Yürek savruluyor boşlukta artık o da hissiz
Söyle, solmaya devam edecek mi bağrında,
Uğrunda ölen güller nefessiz...
 
              Mehmet Salih Arslan
 
 
 
 
SAĞLIK OLSUN
 
DOĞRU TEŞHİS KONULURSA: Akupunktur herkese iyi gelir mi diyorlar? Bu soruya şöyle bir örnekle cevap vermeye çalışalım. Matematikte, denklem gerektiren bazı durumlar hariç hemen tüm problemleri dört işlemle çözmek mümkündür değil mi? Denklem gerektiren durumlarda da yine dört işlemden yararlanılır. Bu dört işlem çarpma, bölme, toplama, çıkarma. Biz diyoruz ki, akupunkturda bu dört işlem var. Ama akupunktur konusunda şimdiye kadar detaylı bir bilgi almayan insanımız ister istemez kendi problemini söyleyip “Bu problemi de çözebilir mi?” diyor. Oysa dört işlem olduğunda her problem çözülür değil mi?..
Aynen bu matematik gerçeğinde olduğu gibi akupunktur da vücutta rahatsızlığa sebep olan denge bozukluğunu ilgilendiren bütün rahatsızlıklarda etkilidir, özellikle kronik rahatsızlıklarda…
Akupunktur herkese uygulanabilir ve doğru teşhis konulursa herkes akupunktur tedavisinden yarar görür.
Dr. İsmail Maraş
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
617628 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/yetenekli-kalemler/617628.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT