BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

BİRLEŞMİŞ MİLLETLERE MEYDAN OKUYAN BİR LİDER

New York’ta  gerçeklesen Birleşmiş Milletler’in 71. Genel Kurulu tarihî bir konuşmaya sahne oldu.  Kürsüye çıkan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan birbirinden çarpıcı açıklamalarıyla tüm dünya liderlerine insanlık dersi verdi.
Beni en çok etkileyen bazı başlıkları ve konuşmalarını paylaşmak istiyorum... Bunlardan bir tanesi büyük alkış alan “Dünya 5’ten büyüktür” cümlesi.
Dünya 5 ülkenin iki dudağı arasına mahkûm edilmiş. Böyle bir Güvenlik Konseyi olamaz. Adaleti temsil edemez. Dünyanın diğer ülkeleri ne olacak? Bütün ülkelerin hepsi daimi üye olsun. Dönerli olarak 2 yılda bir değişsin, adalet ancak böyle tesis edilebilir. En geniş uzlaşmayı bu genel kurul sağlamak zorundadır. Siyasetçi omurgalı olacak inandığı doğruları seslendirecek arkasında duracak” diyerek gerçekleri Birleşmiş Milletler Kurulunun yüzüne vurdu...
Onun dik ve onurlu duruşu, oradaki liderlerin gözlerinin içine baka baka cesurca, cümleleri ustaca kullanarak tüm dünyaya gerçek bir siyasetçinin nasıl olması gerektiğini bir kez daha gösterdi...
Konuşmasında değindiği bir başka konu ise,  Suriye ve mülteciler...
“Suriye’de, Irak’ta terörün ve savaşın kıskacında inleyen pek çok ülkede yüz binlerce çocuk, kadın, genç ve yaşlı öldürülmeye devam ediliyor. Ölüm ve zulümden kaçan mülteciler Avrupa şehirlerinde aşağılayıcı muameleler ile karşı karşıya kalıyor. Bizim Suriye’nin topraklarında asla gözümüz yoktur. Suriye topraklarında kimsenin gözünün olmaması gerekir. Türkiye mülteciler için şu ana kadar 25 milyar dolar harcadı. Peki dünyadan bize ne geldi? Şu anda çatısı altında bulunduğumuz BM’den bize gelen destek 525 milyon dolardır. Başka? Başka herhangi bir şey yok. Peki AB’den gelen bir şey var mı? Ne yazık ki AB de verdiği sözleri tutamamıştır.
Bu kürsüden tüm uluslararası camiaya Suriyeli mültecileri kendilerine yönelik hayati tehdit gibi algılayan tüm Avrupalı dostlarıma sesleniyorum. Dikenli tel örgülerin, yüksek duvarların arkasında huzur aramak beyhude bir çabadır” diyerek mültecilerin sesi oldu...
İnsanın içini acıtan, kalbine dokunan, gözlerinden yaşları akıtan konuşması ise, Barack Obama’nın öncülüğünde gerçekleştirilen Mülteci Zirvesi’nde yaşandı.
"Cansız bedeni kıyılarımıza vuran Aylan bebeğin o acı görüntüleri hafızalarımızdan silinmemiş olmalı. Aynı şekilde Halep'teki bombalanan evinin yıkıntılarından çıkartılan ve bindiği ambulansta tüm masumiyetiyle oturtulan, her tarafı kan toz içinde Ümran bebeğin görüntüsünü de herhâlde unutmadık. Avrupa ülkelerine gitmek için ölümüne yolculuğu göze alan bir mültecinin kucağında çocuğuyla birlikte umuda koşarken ayağına katılan çelmeyi de hatırlıyor olmalıyız.
Zaten çok geç kaldığımız bu krizleri durdurmak için hemen derhal ve kararlı bir tavırla harekete geçmeliyiz. Aksi takdirde imkânımız olduğu hâlde zulümleri önlemek için neden geç kaldığımızı gelecek nesillere ve tarihe anlatamayız ve izah edemeyiz" diyerek her zaman olduğu gibi mazlumların sesi oldu.
Elbette Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşmaları bu konularla sınırlı değil, başka çokça konular var ama dediğim gibi beni en çok etkileyen başlıklar bu şekilde… Velhasıl şanslı bir milletiz... Birleşmiş Milletlere meydan okuyan cesur, zeki, merhametli, dik duran bir liderimiz var...
 
 
                  ***
 
DİYANET! BİRAZ GEÇ KALMADIN MI?
 
Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Onun sözde eserlerini inceleyin” talimatı üzerine Din İşleri Yüksek Kurulu harekete geçti ve kapsamlı bir rapor hazırladı… Evet rapor hazırlanmalı ve bu bilgiler aktarılmalı… Fakat neden şimdiye kadar bu yapılmadı? Ya da bunu neden Sayın Cumhurbaşkanımız düşünüyor da, Diyanet’in; görevi olduğu hâlde onların aklına gelmiyor… Diyanet’in görevi bu değil mi zaten?
Şimdiye kadar neden sessiz kaldılar, doğal olarak herkesin aklında bu sorular var… Perşembe günü Türkiye gazetesi ve TGRT Haber bu önemli soruya yorumda bulundu. Mutlaka hepiniz izlemiş ve okumuşsunuzdur... Ve muhteşem bir analize de imza attılar. Bugün sizlere bu analizi bir kez daha hatırlatmak istiyorum… Lütfen dikkatle okuyun...
“Fetullah Gülen’in günah galerisi öyle kabarık ki, hangisini sayalım...
Papa’nın elini öptü.
Dinler arası diyalog projesiyle İslamiyet’in altını oydu.
Başörtüsüne ‘fürûât’ dedi.
Takiyye için içkiye, zinaya, oruç tutmayı terk etmeye ‘izin verdi!’ Kelime-i Tevhid’deki ‘Muhammed, Allah’ın resulüdür’ kısmı için ‘Söylenmese de olur’ dedi.
Hristiyan ve Yahudilerin de cennete girebileceklerini ima etti.
‘Bizzat Peygamber Efendimiz karşıma gelse, bana ‘bırak’ dese, ‘hayır, ben devam edeceğim’ derim’ diyecek kadar ileri gitti. Peygamberimizin, Hazreti Meryem’in eşi olduğunu ima etti.
‘Cebrail aleyhisselamı çok severim. Hiç görmediğim, tanımadığım bir melek bu. (Sanki diğerlerini sıkça görmüş gibi!) İşte bu Cebrail aleyhisselam bir parti kursa desteklemeyeceğim’ dedi.
Şakirtlerine Hıristiyan gençlerin ‘gereksiz yere’ namaza özendirmeye çalışılmamasını söyledi.
Haçlıları övdü.
Milyonları, İslamiyet’e hizmet ettiği yalanlarıyla kandırdı. Müslümanları istismar ederek küçük bir cemaatten, dünyanın en tehlikeli terör örgütlerinden birini çıkardı.
Gülen, İslamiyet’e büyük darbeler indirirken, Diyanet İşleri Başkanlığı ise uzun süre buna seyirci kaldı. Hatta zaman zaman Gülen’in projelerine hizmet etti. Mesela, bugün FETÖ’cülükten tutuklu bulunan Mümtaz’er Türköne’nin ortaya attığı ‘Kutlu Doğum’ garabetine sıkı sıkıya sarıldı. Peygamberimizin doğum gününün miladi takvime bağlanması alkışlandı.
FETÖ’nün 17 Aralık ve 15 Temmuz darbe girişimleri Diyanet’i de gerçeklerle yüzleştirdi.
(Gerçi Türkiye’de birilerinin pompaladığı ‘dinde reformcu’ bir başka tehlike Seyit Kutup’u destekleme konusunda hâlâ ısrarcı ama…)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Onun sözde eserlerini inceleyin’ talimatı üzerine Din İşleri Yüksek Kurulu harekete geçti. Gülen’in kitapları mercek altına alındı. Diyanet, tahribatı ortaya koyan bir rapor hazırladı. Taslakta, Gülen’in özellikle 1990’larda yazdıklarına atıfta bulunulup ‘Neredeyse çiğnemediği esas ve hüküm, istismar etmediği değer kalmadığı’ ifade edildi. Diyanet, çok geç kalmış bir adımı attı...’’
Ne kadar ilginç değil mi? Sayın Cumhurbaşkanımız talimat vermese Diyanet seyirci kalmaya devam edecekti… Şimdi ben de aynı soruyu yüksek sesle soruyorum… Gerçekten şimdiye kadar neden sustunuz?
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
593374 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/aslihan-oren/593374.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT