BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

ALMANYA’DA ZORLA AİLESİNDEN KOPARILIP KİLİSEYE GÖTÜRÜLEN, TECAVÜZ EDİLEN, İNTİHARA SÜRÜKLENEN ÇOCUKLARIMIZ İÇİN SESİMİZİ ARTIK DUYURALIM!!!

Dediler ki; can mı tatlı, evlat mı?
Tebessüm ettim ve dedim ki:
Evlat olmadıktan sonra, canımın tadı var mı?
 
 
Evlat…
Nefesimiz, hayattaki gayemiz, canımız, hayatımız, Meğer candan öte bir can varmış dediğimiz, ayakta dahi duracak hâlimiz yokken direnişimiz, kötü bir şey olduğunda ona gelmesin bana gelsin dediğimiz, cennet nimetlerimiz, kokladığımız en güzel kokumuz, kıyamadığımız, karşılık beklemediğimiz, vazgeçilmezimiz...
Çok şükür ki Rabbim iki evlat nasip etti, her isteyene, kıymet bilene evlat kokusu nasip etsin…
Şanslıyız, hem de çok… Zaman zaman hasta da olsalar, üzgün de olsalar, kırılsalar da, ağlasalar da şanslıyız... Neden mi? Çünkü en kötü anlarında bile yanlarındayız, başuçlarındayız, ellerini tutabiliyoruz, teselli edebiliyoruz, sabırla dinleyebiliyoruz… Şimdi diyeceksiniz ki: "Bu kadar olumsuz tabloya karşı niye şanslı oluyoruz ki? Çocuğumuzun hasta olması şanslı olmak mı?.." Evet şans ve büyük bir nimet... Çünkü az önce de belirttiğim gibi tüm bunları yaşarlarken hayatta en güvendikleri varlıklar yani bizler, aileleri yanlarındayız... Bakın şimdi sizlere neler yazacağım. Amacım sizleri üzmek değil sadece acı bir gerçeği paylaşmak...
Salı günü Türkiye gazetesi yazarlarımızdan Fuat Uğur çok önemli bir konuya dikkat çekti... Almanya’da yaşayan gurbetçilerimizin türlü bahanelerle evlatlarından nasıl uzaklaştırıldığını, koparıldığını yazdı... Bir anne olarak içim acıdı..
Fuat Uğur yazısında korkunç bir gerçeği paylaşıyor ve Dışişleri Bakanlığına sesleniyor… Gurbetçilerin sesi oluyor... Lütfen dikkat…
"Biri Stuttgart’tan, diğeri Hamburg’dan iki dram.
Stuttgart’ta Emin Esen ve Sibel Esen çiftinin üç çocuğu, anne Sibel Esen hasta olduğu için (gerekçeye bakar mısınız?) Jugendamt (Alman Gençlik Dairesi) tarafından ellerinden alındı. Baba 'Ben çocuklarıma bakarım' dediyse de sonuç alamadı. Devreye Umut Yıldızı Derneği girdi. Bir avukat tutuldu. Anne hastaneden çıktı ve Alman mahkemelerinde görülen dava sonucunda çocukların aileye iade edilmesi kararlaştırıldı.
Bu olay 6 ay önce yaşandı. Ancak asıl amacı Türk çocuklarını asimile etmek olan Jugendamt adlı kripto Nazi örgütü, o zamandan beri, mahkeme kararına rağmen çocukları bir türlü aileye geri vermiyor. Üstelik çocuklar teslim edildikleri aileler ve yurt görevlileri tarafından pazar günleri kiliseye götürülerek Hıristiyanlaştırılıyor. Aile perişan. Baba Emin Esen bana sürekli yazıyor, yetkililere yalvarıyor ama herkes duvar gibi.
Bu olayı defalarca dile getirdim. Peki, sonuç ne? Çocuklar yasa dışı olarak aileye verilmiyor. Kiliseye götürülüp Hıristiyanlaştırılıyor.’ diyor ve o muhteşem soruyu soruyor: “Bunun tersinin bir Alman çocuğa yapıldığını düşünsenize, Almanya’da kıyamet kopmaz mı? Siz niye ayakta uyuyorsunuz?"
           ***
Bunun gibi  yuvalarından çeşitli bahanelerle zorla koparılan evlatlarımızın sayısı hiç de az değil... Kim bilir başlarına neler geliyor... Tecavüz edileninden tutun da, intihar etmek zorunda kalan evlatlarımıza kadar daha niceleri... Bunlar bizim çocuklarımız, biz millet olarak neden sahip çıkmıyoruz, neden sesimizi duyuramıyoruz, çareler için neden adım atmıyoruz... Kimin hakkı var bir evladı ailesinden ayırmaya, dinini zorla değiştirmeye, kiliseye götürmeye?..
Burada dikkatinizi bir başka konuya çekmek istiyorum… Bu zulüm neden gurbetçilerimize yapılıyor peki, cevabı hemen vereyim; Müslüman oldukları için... Aslında konu bu. Rahatsızlıkları bu. Düşmanlıkları Müslümanlığa... İşte size bunun bir başka ispatı…
Bakın Almanya’ya gelen sığınmacılardan 10 bine yakın çocuk hâlen kayıp ve bulunamıyor... Peki kim bu sığınmacılar, hangi ülkelerden geliyor?.. Afganistan, Suriye, Somali, Eritre, Fas ve Cezayir'den yani Müslüman ülkelerden... Yoksa bu da mı tesadüf?.. Tüm bunlar acaba Müslüman olmayan ailelere yaşatılır mıydı? Ya da bizim ülkemizde Alman bir çocuk ailesinden zorla alınıp, yurtlara konup cuma günleri camiye götürülebilir miydi?.. Diyelim ki yapıldı sizce Almanya hatta tüm dünya buna sessiz kalıp izler miydi?.. Elbette hayır... Tüm dünya ayağa kalkardı, medya susmazdı... Ne Avrupa Birliği kalırdı hesap vermediğimiz, ne Birleşmiş Milletler, ne de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi vs... Saymakla bitmez… Burnumuzdan fitil fitil getirirlerdi... Ülkemize gelip o evlatları almadan da gitmezlerdi… Peki soruyorum tüm yetkililere, biz neden yapmıyoruz?
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
593482 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/aslihan-oren/593482.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT