BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

BENCİL OLMAKSIZIN VERMEK…

Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol…
Şefkat ve merhamette güneş gibi...
Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol…
Hiddet ve asabiyette ölü gibi…
Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol…
Hoşgörüde deniz gibi…
Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol...
 
              ***
 
Ne güzel söylemiş değil mi Mevlana… Sanki imanla, Rabbin ışığıyla... Yaşamanın anahtarı gibidir onun bu sözleri.
Bu cümleler bizlere  hayat yolumuzda nasihat niteliğinde olmalı... Keşke her zaman bu şekilde hareket edebilsek, düşünebilsek, yaşayabilsek, hayata geçirebilsek… Keşke!!
Problem şu ki, bu bilinçte yaşamanın aslında kendi çıkarımıza olduğunu unuturuz çoğu zaman. Hiç kolay da değildir bu bilinçte yaşamak… Karşılıksız vermek, sonsuz bir hoşgörüyle insanlara yaklaşmak, alçak gönüllü olup, başkalarının kusurlarını affedebilmek… Hayatın karmaşası, dünyevi telaşlar içinde çoğu zaman unuturuz bunları. Aslında yapmamız gerekenleri bilsek de…
Elbette Mevlana’nın bu nasihat niteliğindeki maddelerin her birini yapamıyor olabiliriz ama en azından bir tanesini bile hayatımızda uygulasak o bile bize iyi gelir diye düşünüyorum… Mesela “Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol…”
İhtiyacı olan birine el uzatmak… Aslında alandan çok verene faydası olan bir harekettir bu. Söz konusu, yaslanmak üzere uzatılan bir omuz ya da bazen maddi bir yardım olabilir. Her ne kadar içinde bulunduğumuz çağda farklı şekilde algılansa da, alanın kazancı, verenin kazancının yanında sönük kalır.  Zira verenin kazancı Allah'a yakınlaşmış olmaktır.
Bencil olmaksızın verdiğimizde, işte ancak o zaman kelimenin tam anlamıyla kendimizizdir ve ancak bu durumda korkularımızın, acılarımızın ve problemlerimizin ötesine geçebiliriz. Karşı taraf anlamasa bile... Çünkü siz O’nun anlaması için değil, kendiniz için yapıyorsunuzdur bunu…
Paylaşmanın, vermenin bize faydaları saymakla bitmez, çünkü paylaşmak bizi sonsuz nimetlerin doğduğu kaynağa bağlar.
Yaradan güzel olan her şeyin sonsuz kaynağıdır.  O ihtiyaç duyduğumuz güç, şiddetle arzuladığımız aşk, aradığımız cevap, kanal olduğumuz ilham ve beklediğimiz huzurdur. Ona yaklaşmak hiç kuşkusuz ödüllerin en büyüğüdür.
Bunun için de Yunus Emre’nin ilahi aşkla söylediği gibi; “Yaratılanı yaratandan ötürü sevmek gerekir.”
Sevgi fedakârlıktır, sevgi özen gerektirir, sevgi aynı zamanda hoşgörü ve sabırdır. Başkalarına özen göstermenin en çok kendimize faydası olduğunu anladığımızda, kendimizden daha fazla karşılıksız vermeye başlarız, insanlara karşı daha hoşgörülü olmaya başlarız. Kıymetiniz bilinmeyip, sizi kaybetseler de sorun değil… Çünkü her şeyi verdiğimiz ölçüde geri aldığımızı biliriz...
 
                          ***
 
           “BİR LİSAN, BİR İNSAN”
 
Perşembe günü Millî Eğitim Bakanlığı (özellikle veliler tarafından) merakla beklenen reform paketini açıkladı.
Eğitim alanında birçok yenilik yaptıklarını açıklayan bakan Yılmaz, ilk olarak ikili eğitim yerine tekli eğitime geçiş yapılacağını belirtti.
Bunlar güzel elbette ama benim en çok hoşuma giden ve tebrik ettiğim konu ise dil eğitimi…
Bakan Yılmaz, “Mezun olan öğrenci ana diline nasıl hâkimse, bir başka dile de o derece hâkim olacak’’ dedi ve benim yıllardır bizim eğitim sistemimizde en çok eleştirdiğim konuya değindi.
Farkında mısınız bilmiyorum ama bu müthiş bir gelişme olacak ülkemiz ve çocuklarımız için… Bizim belki de eğitimde en büyük eksiğimiz dil konusu yani lisan... Bugün dünyanın hemen her ülkesinde İngilizce dersi seçmeli değil zorunlu... Ve mezun olan her çocuk rahat bir şekilde İngilizce konuşabiliyor. Buna bazı Arap ülkeleri dâhil...
Sayın Yılmaz’ın vurguladığı bir detay daha var: İngilizce eğitime ilkokuldan başlanacak...  İlkokul 5. sınıfta da Türkçe’nin yanında sadece yabancı dil eğitimi verilmesi... Bunların dışında bir sene boyunca başka ders işlenmeyecek...
Gerçekten biz bu konuda oldukça geri kalmıştık. Kolejler hariç. Fakat herkesin çocuğunu kolejde okutma şansı maalesef olmuyor. (Gerçi bu konuda da hükümet destek veriyor.) Dolayısıyla Millî Eğitim’in iki buçuk yıldır üzerinde çalıştığı yabancı dil eğitimi projesi devlet okullarında da başarılı olacak. Üstelik çocuklarımız bu projenin içinde ikinci bir lisanı öğrenme şansına da sahip olacaklar.
Hani derler ya “Bir lisan, bir insan.”
Kesinlikle çok doğru…  Hükümeti ve bakanımızı canı yürekten tebrik ediyorum. Bu tür reformların devamını bekliyoruz.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
593583 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/aslihan-oren/593583.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT