BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

SURİYE’DE ÇOCUK OLMAK…

Suriye’de çocuk olmak, Cehennemin arasında alevler içinde yanmaktır...
Yarının belli değildir çoğu zaman...
Suriye’de çocuk olmak;
Anne şefkatinden mahrum, savaş meydanında silah tutmaktır...
Suriye’de çocuk olmak;
Sabahları ezan sesiyle değil, bomba sesleriyle ya da şehit haberleriyle uyanmaktır.
Onlar için en iyi spor savaşmaktır.
Hem de yaralanana kadar değil, şehadet şerbetini içene kadar...
 
Adı Aya Suriyeli minicik bir kız çocuğu... Masum, günahsız, savunmasız bir evlat… İki küçük göz etrafa bakıyor… Korku dolu, çaresiz, ürkek, masum, şaşkın... Alnından oluk oluk akan kanın farkında bile değil… Kim bilir minicik bedeni nasıl da acıyor...  Ama umurunda değil Aya’nın. O’nun tek derdi, aklındaki tek soru “babasının nerede olduğu’’… Doktorlar, hemşireler alnından ve kafasından akan kanı durdurmaya çalışırken o herkese ağlayarak babasını soruyor…
 
Bir minik kız çocuğu daha... O da Suriyeli… Adını bilemiyorum… Bilmiş olsam ne fark edecek ki... Acısı dinecek mi? Bombardıman sonucu şans eseri kurtulan küçücük bir yavru… Derme çatma bir hasta odasına getiriliyor... Etrafında gönüllü doktorlar… Kan kaybediyor ve doktor tam müdahale edecekken  bakın o minicik kız çocuğu ne için yalvarıyor... “Doktor amca lütfen pijamamı kesme, o yeni’’  doktor kesmiyorum dese de o yalvarmaya ve ağlamaya devam ediyor… “Annem bugün de bişey olmadı diye sevinmişti, çok sevindiği için mi böyle oldu amca” diyor…
Suriyeli  bir başka kız çocuğu… Açlıktan ölmeden önce yazdığı ve kendini bir tabutun içinde çizip vasiyetini bıraktığı mektup...
"Bu benim vasiyetimdir. Canım anneciğim! Senden benim güzel gülüşlerimi hatırlamanı ve yatağımı olduğu gibi bırakmanı istiyorum. Ve sen ablacığım! Arkadaşlarıma de ki: ‘O açlıktan öldü...’ Ve sen abiciğim! Üzülme; ama, ikimiz birlikte, ‘Biz açız!..’ dediğimizi hatırla. Ey Ölüm Meleği! Acele et ve ruhumu al ki artık Cennette yemek yiyeyim. Ben çok açım. Ve ey ailem! Benim için korkmayın. Ben sizin yerinize de Cennette yiyebildiğim kadar çok yiyeceğim…"
Ve beş yaşındaki Suriyeli Ümran... Atılan bombalarla  enkaz altından çıkartılan Ümran... Bir adamın kucağından ambulansa bindiriliyor, her tarafı toz toprak içinde… ve bir koltuğa oturtuluyor... Küçücük yavru şaşkın ve sessiz... Ne olduğunu anlamaya çalışıyor… Kurtarıldığının farkında bile değil... Yüzü gözü kandan görünmüyor... Başından ve alnından sıcak sıcak kanlar akıyor... Akan kana dokunuyor, eline bakıyor… Oturduğu koltuğa elindeki kanı sürüyor... ve sonra koltuğu kirlettiği için kızacaklarını düşünüyor olacak ki, kan lekelerini hızlıca koltuktan silmeye çalışıyor…
On yaşındaki Suriyeli Malik… Hava saldırısında babası ağır bir şekilde yaralanıyor... Malik koşuyor babasını görmek için… Yanına gittiğinde babası ölmek üzere... Ağlayarak  babasının boynuna sarılıp onu öpüyor, kokluyor, yüzüne dokunuyor elini boynundan ayırmıyor ve yalvarıyor... “Baba Allah rızası için beni bırakma. Ne olursun bırakma beni. Ya Rabbi bana sabır ver... Baba beni bırakma. Allah rızası için beni yalnız bırakma…’’
Yedi yaşındaki dünyalar güzeli Rabah... Halep’te evlerine atılan bombada tüm ailesini kaybediyor… Sadece anneannesi kurtuluyor ve onunla yaşıyor… Rabah’a soruyorlar…
- Adın ne?
- Gadir.
- Rabah mı Gadir mi?
- Rabah.
- Neden Gadir dedin?
- Annemin adı.
- Annen nerede?
- Cennette.
- Baban nerede?
- Cennette
- Kardeşin nerede?
- Cennette
 
 
- Kiminle yaşıyorsun?
- Anneannemle.
- Deden nerede?
- Cennette.
- Bombalama esnasında neredeydin?
- Evdeydim.
- Silah seslerinden korkuyor musun?
- Hayır alıştım.
- Büyüyünce ne olmak istiyorsun?
- Öğretmen.
- Neden?
- Annem gibi.
- En çok kimi özlüyorsun?
- Annemi!!!
 
Suriyeli Yusuf dört yaşında... Akrabalarından  23 kişiyi kaybetmiş... Annesi, babası, kardeşleri, amcaları, dayıları, teyzeleri... Kimsesi kalmamış bu hayatta Yusuf’un… Sadece komşuları var yanında… Küçük Yusuf ailesini kaybettikten sonra tamamen içine kapanmış… En son dedesi ölünce hiç kimse ile konuşmaz olmuş... Yusuf’un görüntülerini izleyen herkes bakışlarından ne acılar çektiğini görebilir... O konuşmasa da gözleri her şeyi anlatıyor aslında...

Bu yazdıklarım sadece yaşananların binde biri… Suriye’de çocuk olmak cehenneme tanık olmak gibi… Onlar yaşıyor bizler sadece yazıyor ve seyrediyoruz… Sonra günlük hayatımıza hiçbir şey olmamış gibi kaldığımız yerden devam ediyoruz… Sadece tek bir devlet adamı Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan dünyaya haykırıyor… Yeter diyor... Diğerleri bu vahşete seyirci kalmayı tercih ediyorlar…

Hatırlar mısınız bilmiyorum ama benim aklımdan hiç çıkmıyor... Beş yaşındaki Suriyeli çocuk acılar içinde vefat ederken şöyle demişti: “Bana yaptığınız her şeyi Allah'a söyleyeceğim! Her şeyi diyeceğim Allah’a!..” O minicik yavrular Allahü tealaya söylemese bile bunların hesabı mutlaka sorulacak… Bu zulmün bedelini hem bu dünyada hem ahirette tüm zalimler elbet ödeyecekler…
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
593682 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/aslihan-oren/593682.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT