BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

SİBER DARBE Mİ? SİBER KALKIŞMA MI?

Bu hafta farklı bir konudan bahsetmek istiyorum sizlere.  Son günlerde en çok konuşulan konulardan biri de ikinci bir darbe girişiminin olup olmayacağı konusu... Olacaksa kimler tarafından gerçekleştirilecek ve nasıl bir darbe olacak? Bu darbede hangi saldırı yöntemleri ve silahları kullanılacak? Bu saldırılar içeriden mi gelecek, yoksa dışarıdan mı?
Bu konuda somut bir bilgim olmamakla beraber dünyadaki gelişmeleri izlediğimizde ve gözlemlediğimizde geçen hafta ABD’ye yönelik siber saldırıları ve ortaya çıkardığı sonuçları göz önüne aldığımızda Türkiye’ye yönelik FETÖ SİBER DARBE girişimi olabilir... Bu örgütün bundan önceki kabiliyetlerine, yeteneklerine ve insan kaynaklarının özelliklerine baktığımızda böyle bir ihtimali düşünmek elbette kaçınılmaz…
Bu konuda kamu yöneticilerinin, devletin kurum ve kuruluşlarının bir öngörüsü var mı bilemiyorum. Ya da böyle tehdit ve saldırıya karşı ülke olarak hazırlıklı mıyız onu da bilemiyorum. Ancak bildiğim bir şey var, geçen hafta ABD’ye yönelik yapılan siber saldırıları herkes gibi ben de takip ettim... Hem bir vatandaş olarak hem de bir medya mensubu olarak çok ciddi şekilde endişe ve kaygıya kapıldım.
Teknik olarak benim uzmanlık alanım olmasa da, bu saldırılar sonucunda ülkelerin nasıl etkilendiğini ve ne kadar büyük zararlara yol açabildiğini herkes gibi ben de gördüm… Ve endişelerimi sizlerle paylaşmak istedim...
ABD’ye yönelik saldırılarla ilgili edindiğim bilgileri kısaca aktarmak istiyorum sizlere...
ABD'de geçen hafta ülkenin doğu yakasını hedef alan ve çok sayıda popüler internet sitesine erişimi engelleyen siber saldırı, 7 milyar dolarlık zarara neden oldu. Amerika’nın % 77’si internetsiz kaldı.
Amerikan basınında çıkan haberlere göre, servis sağlayıcı Dyn şirketinin, 21 Ekim’de siber saldırıya uğraması sonucu Twitter, Amazon, PayPal, Netflix ve Pinterest’in de aralarında bulunduğu çok sayıda medya ve teknoloji sitesine erişim kesildi.
ABD'nin doğu yakasından başlayıp ülke geneline yayılarak internet bağlantısının yüzde 90’ını engelleyen saldırılar, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu birçok ülkede etkisini gösterdi.
Dyn, ülkenin doğu yakasına hizmet sunan DNS altyapılarına küresel bir DDoS (Dağıtık Hizmet Engelleme) saldırısının yapıldığını belirterek saldırının 14 milyondan fazla IP üzerinden gerçekleştirildiğini duyurdu.
Wikileaks’in adının anılması, saldırı sırasında bazı verilerin de çalınmış olabileceği ihtimalini akıllara getirdi.
Teknoloji uzmanları, yetkililer siber saldırıyla meşgulken arka tarafta bazı önemli verilerin çalınmış olabileceğine işaret ediyor.
Geçen cuma günü gerçekleştirilen saldırı, internette bugüne kadarki en geniş DDoS saldırılarından biri olarak nitelendiriliyor.
Bu konuda yani siber saldırılara karşı sorumlu kuruluş olan BTK Başkanı Sayan "15 Temmuz öncesine göre siber saldırılar yaklaşık 2,5 kat arttı. Başta DDoS olmak üzere bilgi çalmaya yönelik birçok saldırı bertaraf edildi"  şeklinde  açıklamalarda bulundu.
Bunun yanında Bilgi Güvenliği Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve HAVELSAN Genel Müdürü Ahmet Hamdi Atalay, yaptığı açıklamada, gündelik hayatta kullanılan cihazların internete bağlı hâle geldiğini, birbiriyle iletişim hâlindeki cihaz sayısının da her geçen gün arttığını söyledi.
Nesnelerin internetinin, sağladığı kolaylıkların yanı sıra gündelik hayat ve ülke savunması açısından siber tehditleri de gündeme getirdiğini vurgulayan Atalay "Türkiye, siber güvenlik alanında saldıran ve saldırıya uğrayan ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyor. Saldırıya uğramayı anlıyoruz fakat saldıran ülkeler arasında olmak anlaşılamayabiliyor. Türkiye'deki bağlantılı cihazların yüzde 40'ın üzerindeki kısmı daha önce nüfuz edilip ele geçirilmiş durumda. Böylece dışarıdan kontrol edilebiliyorlar. Verilen bir talimatla bu bilgisayarlar bir yere saldırıda kullanılabiliyor. Türkiye siber güvenlik açısından hassas konumda. Dünyada 1-1,5 milyon, Türkiye'de 15 bin siber güvenlik uzmanı açığı var. Bu açığı kapatmak üzere en önemli görev üniversitelere düşüyor. Bunun yanında siber güvenlikte millî çözümlerimiz olmazsa güvende olmamız mümkün değil" dedi.
Yine Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Alkan’ın "Siber saldırılar ülkeler için nükleer silahlar kadar tehdit oluşturmaya başladı. Bütün kişi, kurum, kuruluşların, devletin ciddi bir siber güvenlik savunma gücü ve altyapısı oluşturması gerekir" şeklindeki açıklamalarını okuduk. Internet of Things (Nesnelerin interneti) başlığının dünya sanal sistemleri için sunacağı faydaların yanında riskleri de beraberinde getirdiğini anlatan Alkan "Günümüzde internete bağlı cihaz sayısı 5 milyar civarında. 2020 yılında bu sayı 50 milyarı bulacak. DDoS saldırılarında sadece bilgisayar türü bilgi işlem araçları kullanılmadı internete bağlı bütün akıllı cihazlar kullanıldı” diyor.
Daha da önemlisi ABD saldırılarında bilgisayarların yanı sıra Kent Güvenliği için kullanılan MOBESE kameralarının ve benzeri araçların da çok yoğun kullanıldığından bahsetti. İşte bu atlanılmaması gereken çok önemli bir bilgi…
Bu gelişmeleri okuduğumda geçtiğimiz günlerde Türkiye gazetesinde yer alan bir haber aklıma geldi.. Türkiye’nin KGYS Projesi… Peki nedir bu KGYS? (Kent Güvenlik Yönetimi Sistemi)...  Bizim MOBESE sistemi diye bildiğimiz sistemin, Türkiye’nin 81 ilini kapsayacak şekilde kamera altyapısının yenilenmesi… Bu projede kullanılacak kameraların hangi amaçlarla nasıl kullanılacağı. Bence ülkemizin güvenliği için Türkiye’de yapılacak projelerin arasında belki de en önemlisi bu... Bu sistemin birilerinin eline geçmesi hâlinde ABD siber saldırısında olduğu gibi nasıl kullanılacağını hem merak etmeye hem de endişe etmeye başladım. Bu kapsamda bu altyapıyı kuracak olan kurumlara yani başta, Emniyet Genel Müdürlüğü, Savunma Sanayii Müsteşarlığı, ASELSAN ve HAVELSAN olmak üzere ilgili tüm kuruluşlara da büyük sorumluluklar düşüyor…
Daha da önemlisi bu tür SİBER Saldırılar bunlarla da sınırlı değil. Akıllı Şehirler diye bildiğimiz tüm sistemlere yönelik olacağı söylenmektedir. Yani bir şehrin trafik ışıkları, metrosu, doğalgaz altyapıları, elektrik ve su şebekeleri gibi sistemleri ele geçirilerek büyük felaketlerin oluşturulmasının mümkün olabileceği söyleniyor. Daha da önemlisi evlerimizdeki akıllı ev aletlerimizin bile saldırı araçları olarak kullanılacağından bahsediliyor. Yani televizyonlarımız, klimalarımız, ocak ve fırınlarımız, evlerimizdeki güvenlik kameralarımız vs. İnanılır gibi değil...
Geçmiş dönemlerde Türkiye’de enerji sistemlerine, finans sistemlerine, internet ve iletişim altyapılarına, havaalanı altyapılarına yapılan saldırıları hepimiz hatırlıyoruz... Bir de bu günlerde yaşananlara baktığımızda kaygı ve endişelerimizin artması gayet normal...
Sonuç olarak bundan sonra darbelerin, kalkışmaların ya da saldırıların nerelerden geleceği gün gibi ortada. Başka nerelerden gelir bilemem ama bu tür altyapılarımızın güvenli ve emin ellerde olması gerektiği kesin...
Başımıza kötü işler gelmeden herkesin ve her kesimin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiğini belirtmek istedim çok geç olmadan...
Bu ülke için canını veren şehitlerimiz kadar olmasa da karınca kararınca katkımız olmalı... Üstelik bu sefer benzer acılar ve sancılar yaşanmadan önlem alalım diye...
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
593895 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/aslihan-oren/593895.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT