BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

TUTTUĞUNU KOPARAN, KARARLI BİR ENERJİ BAKANI...

Son zamanlarda maalesef gündemimizde sürekli iç karartan haberler, tartışmalar, kavgalar yer alıyor. Buna sosyal medya da dâhil... Artık haber okumaktan ve izlemekten  korkar hâle geldik. Ne zaman haber programlarına bakacak olsak hep kötü senaryolar, üzüntüler, kaygılar, patlamalar vs... Neredeyse yok sayılacak kadar az sayıda yatırımlardan, iyimser tablolardan bahsediliyor (istisnalar hariç)… Bu hafta sizlere ülkemizde yapılan yatırımlardan bahsetmek istiyorum... Örneğin, enerji ve doğal kaynak projelerimiz…
Hepimiz biliyoruz ki bir ülkenin gelişmişlik düzeyini belirleyen unsurlardan biri de enerji tüketimidir. Ülkelerin zenginliklerinin üretimleriyle doğru orantılı ve üretimin en önemli girdilerinden birisinin de enerji olduğu gerçeğini düşündüğümüzde, enerji sektörünün yönetiminin ne kadar önemli ve kritik bir konu olduğunu çok rahat bir şekilde söyleyebiliriz…
Bu sebeptendir ki, enerji konusu stratejik özelliği olan bir sektördür ve bütün ülkeler gibi bizim için de en kritik sektörlerin başında yer almaktadır.
Zaten bundan dolayı dünyadaki savaşların ve uluslararası mücadelenin başında hiç kuşku yok ki enerji savaşları gelmektedir.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın son zamanlarda yaptığı yatırımlar herkes gibi benim de dikkatimi çekiyor... Şimdiye kadar hiçbir şekilde değerlendirilmemiş kaynaklarımız ülkeye kazandırılmaya çalışılıyor. Müthiş projeler hayata geçiriliyor. Bir an olsun boş durmuyorlar... Sürekli yeni anlaşmalar, ziyaretler, açılışlar, yatırım zirveleri, fuarlar, konferanslar… Deyim yerindeyse arı gibi çalışıyorlar... Bu ülke böyle hizmetlere alışık olmadığından gelişmeleri şaşkınlık ve bir o kadar da gurur duyarak izliyoruz...
Bakanlığın 2015-2019 Stratejik Planı’na baktığımda şunu çok rahatlıkla söyleyebilirim ki son derece kapsamlı ve emek verilmiş bir plan yapılmış... Burada uzun uzun yazmaya fırsatım yok ama mutlaka enerji bakanlığının internet sitesine girip okumanızı tavsiye ediyorum...
Bilirsiniz, bizler ta çocukluğumuzdan beri başta dedelerimiz, babalarımız, annelerimiz olmak üzere, ilkokuldan üniversiteye kadar bütün öğretmenlerimizden hocalarımızdan hep bir hikâye dinlemişizdir. “Türkiye, yer altı kaynakları açısından zengin bir ülkedir…” Fakat her nedense ilkokuldan beri duyarız ama daha adamakıllı bir petrol kuyusunun açılıp faaliyete geçirildiğini duymadım, duyamadık...
Dış güçler petrol ve doğalgaz çıkarmamıza izin vermemiştir. Bundan dolayı güneydoğuda terör her türlü beslenmiş ve bitmesi istenmemiştir...
Özellikle son 10 yıllık süreç içerisinde büyük başarılara imza atan, Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan ve Enerji Bakanımız Sayın Berat Albayrak bu enerji oyununu birlikte bozuyorlar…
Enerji Bakanımız Sayın Berat Albayrak, hazırlamış oldukları 2015-2019 Stratejik Planı hayata geçiriyor... Eskisi gibi yapılan planlar sadece kâğıt üzerinde kalmıyor… Ülkemizi, enerji konusunda dışa bağımlılıktan kurtarabilmek için âdeta seferber oluyorlar... Bir gün bile boş durmuyorlar... Bu hizmetler ülkemiz için büyük bir kazanç ve şans...
Bir gün; doğuda, güneydoğuda, Karadeniz’de Trakya’da inşallah sağlam gelirler elde edeceğimiz enerji kaynaklarımız faaliyete geçecek... Biz de, uluslararası güçlere rağmen yer altı ve yer üstü enerji kaynaklarımızı kullanmayı başaracağız... Bir gün nükleer santrallerimizin kurulduğunu ve işletildiğini göreceğiz... Allah’ın izniyle o günler de gelecek... Her türlü zenginliğe sahip bu topraklardan yenilenebilir enerji kaynaklarımızı değerlendirip ekonomiye kazandırabileceğiz... Bizde böyle tecrübeli, kararlı, akıllı bir Cumhurbaşkanı ve diğer tarafta genç, zeki, tuttuğunu koparan bir Enerji Bakanı varken hepsi hayal olmaktan çıkıp gerçeğe dönüşecek… Allah yâr ve yardımcıları olsun…
 
 
 
            GERÇEKTEN BİLMİYOR MUYDUNUZ?

15 Temmuz'dan sonra herkes pişmanlıklarını sıralarken, içimi en acıtan ve ahiretimizi tehlikeye atan yorumlar Diyanetimizin başındakilerden geliyor. Şöyle ki: Gerek şu anda başkanlık yapan Mehmet Görmez’den, gerekse; bir önceki dönemde başkanlık yapan Ali Bardakoğlu’ndan... Geçtiğimiz günlerde Mehmet Görmez’in yorumlarını sizlere yine bu köşeden aktarmıştım. Şimdi ise; 15 Temmuz Darbe Araştırma Komisyonu, Eski Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu’nu dinledi...  Bakın Bardakoğlu neler diyor, okurken neler hissedeceğinizi tahmin edebiliyorum…
"İlahiyat fakülteleri ve Diyanet İşleri Başkanlığı olarak merdiven altı bilgilere karşı iyi mücadele verilmediğini söyleyebilirim. O da bizim kusurumuzdur" diyor Bardakoğlu…  Nasıl yani, diyesim geliyor! Bu kadar basit mi, "mücadele veremedik" diyerek kurtulmak?.. Mücadele vereceksiniz sizin göreviniz buydu, sizleri oraya niye seçiyorlar, yapamıyorsanız başkalarının da günaha girmelerine sebep olmayıp hemen istifa edecektiniz. Aradan seneler geçtikten sonra değil...
İtiraflar bununla da bitmiyor, Cemaat’in, yurt dışındaki Diyanet kadrolarına sızıp sızmadığı sorusuna şu cevabı veriyor Bardakoğlu: "Diyanet İşleri Başkanlığı çizgiyi bozmamıştır. FETÖ'nün en alt kademesinde FETÖ yapılanması en alt düzeyde. O rakamlar sizi aldatmasın. Üst düzey iyi eğitim almış kişini Cemaat’in peşine gitmesi çok zor. İlahiyat akademisyenleri arasında itibar eden yok denecek kadar azdır. Sadece ekonomik çarka girenler vardır zihnî olarak değil de. Böyle olduğu için ekonomik nimetler çarkına girenler vardır. Önemli kısmı iyi niyetliler, iyi ilişkiler içinde olanlardır açığa alınanlar. Bir tefsir profesörü örgütün en üst düzeyinde. 30 yıl okumuş. Biz onunla birkaç defa görüştük. 30 yıl Allah'ın kelamını okutmuş bir kişi sorduğumuz vakit hiç haberim bilgim yok diyen birisi. Daha sonra bakıyorsunuz ki bütün olayların içinde. Bunun izahını yapamam. Bilgimin yetmediği nokta…"  
Ve bir başka soru yöneltiliyor kendisine; “Peki, FETÖ'nün bu süreci 15 Temmuz'a getirebileceği yönünde siyaseti uyardınız mı?” 
"Siyasete o yönlü bir ikazımız olmadı. Onu öngörmek çok büyük bir basiret gerektiriyor. Demek ki o basiret veya kehanet... Diyenler varsa da onu söz olsun diye söyler. Bana göre fazla zorlama bir ifadedir o. O günkü şartlar bunları din hizmeti yapan Diyanet’in dışında olması gereken sivil özgürlük alanı olarak dinî cemaatlere öyle bakılıyordu. Diyanetin o refleksi sebebiyle Diyanet’e sızmalarına hiçbir arkadaşımız vermez. Öyle bir uyarı yapmak için bilgi gerekiyordu öyle bir bilgimiz olmadı. Yurt dışına gittiğimizde cemaatlerin yerlerine yurtlarına uğramazdık" diyor ve topu başkalarına atıyor.
Ben de bir medya mensubu olarak değil de, bir Müslüman vatandaş olarak sormak istiyorum size:
Bunca yıldır gencecik çocuklarımızın beyinleri yanlış bilgilerle yıkanırken, yanlış kitaplar okutulurken, devlete düşman olarak yetiştirilirken neden dur demediniz? Yanlış dinî kitaplar dağıtılırken, Dinler Arası Diyalog toplantıları, projeleri yapılırken neredeydiniz? Neden yetkilileri uyarmadınız? Neden sessiz kaldınız? Gerçekten merak ediyorum bu soruyu sormamın tek amacı bu…
Evet görevi devretmiş olmanız bu konuda vatandaş olarak hesap sormamızı engelleyemez, bu soruyu daha önce de, 2010 senesinde görevi devralan Mehmet Görmez'e sormuştum. Adaletli davranmak lazım ve size de sormak lazım bu soruları... Bu hesap elbette sadece Sayın Görmez'e sorulmamalı...
Sayın Bardakoğlu çok merak ediyorum, vicdanınız rahat mı? Bunca masum insan bu yayınlanan kitapları okudu, gencecik beyinlere dinimiz yanlış anlatıldı, bunların yayınlarını televizyonlardan izledi, bunların gazeteleri birçok temiz insanın evlerine girdi, şimdi "bilmiyorduk" demekle ahiretlerini kurtarabilecek misiniz? Ve hesabını nasıl vereceksiniz?!.
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
594203 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/aslihan-oren/594203.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT