BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

ARAKAN’DAN İMDAT ÇIĞLIKLARI YÜKSELİYOR… DUYAN YOK MU!..

Çırılçıplak bir çocuk…
Çocuk bile değil o daha dünyadan habersiz minicik bir bebek…
Hayatı daha anlayamadan, çaresiz bir şekilde,  acı içinde kıvranarak yerlerde sürünüyor. Annesinden koparılmış, kanadı kırılmış…
Karşısında zalim bir adam kocaman cüssesiyle bu biçare masum yavruya şok tabancasıyla durmaksızın elektrik vererek  işkence ediyor. O ağladıkça karşısındaki hayvan -hayvan diyorum böyle bir zalime ‘insan’ demek, insanlığa saygısızlık  olur- gülüyor, eğleniyor, hatta keyifleniyor. Minicik yavru elektriğin etkisiyle acı içinde zıpladıkça, çığlıklar attıkça sanki daha da şevkleniyor.
Dayanacak gücü kalmayan bebek sonunda bırakıyor kendini ve yere seriliyor. Ama vicdansız adam durmuyor, hâlâ devam ediyor.  Takatini yitirmiş çocuğun yüzüne, kulağına, onu en çok acıtacak,  en hassas noktalarına işkence etmeyi sürdürüyor. Artık kolunu bile kaldıracak mecali kalmayan çaresiz bebek, son bir çabayla kendini korumaya çalışıyor. Ama ne çare…
İnsanlık ölmüş!.. Gerçekten bu görüntüleri izlerken buna kanaat getirdim.
Peki ne istedi o zalim,  o yavrunun minicik, savunmasız bedeninden? Suçu neydi? Neden işkence gördü? Suçu Müslüman olmak mıydı?..
Adı kim bilir neydi? Tam olarak kaç yaşında, kimin çocuğuydu? Kim bilir sadece birkaç dakikası yayınlanan bu görüntüler dışında daha neler yaşadı, bu işkence daha ne kadar sürdü?.. Bilemiyoruz… Bildiğimiz tek gerçek o minicik yavrunun  insanın içine işleyen çığlıkları, ağlamaktan artık kurumuş gözyaşlarıyla, ezilmiş ve unutulmuş halkının sesi olduğuydu... 
Evet Twitter aracılığıyla yayılan, kan donduran bu görüntüler  bir anda vicdanı olanları  yüreklerinden vurdu ve Arakan’da yaşanan insanlık dramını bir kez daha gözler önüne serdi.
Çoğu kişinin adını bile daha önce duymadığı Arakan; Hindistan ve Bangladeş arasında kalan ve 1948 yılından beri Budist Myanmar devletinin işgali altında bulunan bir ülke.  Myanmar Arakan nüfusunun önemli çoğunluğunu “Rohingya” Müslümanları ile Budist “Rakhine”ler oluşturuyor.
Tarihe bakarsanız Arakan’da 1430 yılında bir İslam devleti kurulmuş ve bu devlet 1784’te Budist bir krallık tarafından işgal edilinceye kadar varlığını sürdürmüş... Ardından zulüm ve işkence başlamış. Yani, Burmalı Budistler tarafından Müslümanlara karşı gerçekleştirilen bu işkence yeni değil, yüzyıllardır devam ediyor.
Bugün inanılmaz boyutlara ulaşan Arakan Müslümanlarının maruz kaldığı zulüm ölümden bile beter! İnsanın içini ürpertiyor. Korku filmlerinde bile rastlanmayan katliamlar yaşanıyor kan ve gözyaşının durmak bilmediği Arakan’da. Kimileri diri diri yakılarak öldürülüyor, kimileri ise kemikleri kırılarak… Kadınlara genç kızlara, hatta kız çocuklarına tecavüz ediliyor. Müslüman  genç kızlar namusları kirletilerek çırılçıplak meydanlarda dolaştırılıyor, insanlıklarından utanmayan zalim askerlerin  eğlencesi oluyorlar. Camiler, medreseler kapatılıyor, askerler tarafından mukaddes kitabımız  Kur’an-ı kerim ayaklar altına alınıyor.  
Twitter’da yayınlanan dehşet görüntülerden sonra dikkatler Arakan’a çekilmiş olsa da Türkiye Gazetesi, yıllardır bölgede yaşayan Müslüman halkın sesini duyurmaya çalışıyor.  Nitekim gururla ifade etmek isterim ki arkadaşımız Osman Sağırlı,  müthiş bir araştırmacı gazetecilik örneği göstererek,  yıllarca Arakan’a gitmiş, olayları yerinde inceleyerek, yaşanan zulmün perde arkasını, yaptığı haberlerle gün ışığına çıkarmıştı.
“ARAKAN DEĞİL PARAKAN” manşetiyle verdiği haberde bölgenin zengin petrol ve doğalgaz yataklarına sahip olduğuna dikkat çekmişti.  İşin ucunda büyük rakamların olduğunu vurguladı hep. Tıpkı Winston Churchill’in dediği gibi; “Bir damla petrol, bir damla kandan daha değerliydi.” İşte bu yüzden acımasızca oyunlar oynanmıştı Arakanlı Müslümanların üzerine…
Myanmar hükümeti 2013’te  “Açık deniz petrol ve gaz keşif lisans ihalesi” açmış ve  Amerikan Chevron, Norveçli Statoil, İngiliz Shell, Fransız Total ve Avustralya’dan Woodside Petroleum Ltd’in de aralarında bulunduğu 30 petrol devi bölgede arama izni almıştı Bu sondaj çalışmalarının sonucunda 18 bölgede 2.1 milyar varil olan ham petrol rezervi,  3.2 milyar varile yükselirken, bölgede 90 trilyon metreküp  doğalgaz rezervine ulaşıldı. Akıllara durgunluk veren bu rakamlar, Myanmar’ı enerji alanında dünyada ilk 10’a sokuyordu.
Bu  şirketler arasında yer alan Avustralyalı Woodside Petroleum Ltd ise geçtiğimiz yılbaşında, yüksek verimlilikte doğalgaz bulduğunu açıklamıştı. İşin dikkat çekici yanı keşfedilen doğalgaz ve petrol yataklarının ağırlıklı olarak Rohingyalı Müslümanların yaşadığı alanlarda olmasıydı…
Bengal Körfezindeki Shwegaz bölgesinde bulunan doğalgaz ve ham petrole  talip olan Çin ise, Myanmar’la el sıkıştı. 7.2 milyar dolarlık projeden 29 milyar dolarlık gelir elde edecek olan Myanmar, yoğunluğu Müslümanların yaşadığı köyler olmak üzere 5 bin 620 dönüm yeri işgal etti. Bölge 13 bin 500 asker tarafından koruma altına alındı.
Yıllardır bitmek bilmeyen bir zulme tabi tutulan Müslümanlar, köklü geçmişlerine rağmen maalesef Myanmar devleti vatandaşı olarak kabul edilmiyorlar… Onların ne pasaportları var, ne de kimlikleri… Seyahat özgürlükleri bile yok. Seyahate çıkmak için askerden izin almaları gerekiyor. Sadece seyahat için mi… Bir insanın en doğal hakkı olan evlilik konusunda bile  Müslümanların devletten izin almaları gerek. Ayrıca bir Müslüman ailenin ikiden fazla çocuk doğurması yasak. 
Gerçek şu ki bugün Arakan’da insanlık suçu isleniyor. Ancak ne acı ki dünyanın gözleri kapalı.  “İnsan hakları”ndan bahseden Batı sağır olmuş, duymuyor. Hele ki çığlıklar, Müslümanların çığlıklarını ise duymak istemiyor.  Binlerce masumun katledildiği Arakan’da yaşananlar dünya gündeminde kayda değer bir haber olarak bile yer bulamıyor.
Arakanlı Müslümanlara gelince; onlar artık takatlerini yitirmişler. Ne gidecekleri bir yerleri var, ne de onların seslerini duyan…  Tıpkı yaşam ve ölüm arasındaki ince çizgide gidip gelen, bedeni işkenceyle sarsılmış, ruhu delik deşik edilmiş, son nefesini vermeye hazırlanan o masum yavru gibi… Arakan’dan imdat çığlıkları yükseliyor.  Müslümanlar yorgun ve çaresiz… Haklarını savunacak,  uzanacak şefkatli bir el bekliyorlar. Biraz da insanlık… Ne buyuruyor Peygamber efendimiz (aleyhisselam): “Zulme sessiz kalan dilsiz şeytandır…”
  • Facebook'ta paylaş
  • Twitter'da paylaş
  • Twitter'da paylaş
594524 https://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/aslihan-oren/594524.aspx
YORUMLAR ARKADAŞINA ÖNER
loading
Kapat
KAPAT