Mekke Savunma Anlaşması imzalandı: Birimize saldırıyı hepimize sayarız!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çalışma ziyareti kapsamında gittiği Suudi Arabistan'da önemli bir anlaşmaya imza attı. Mekke'de düzenlenen zirvede, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında ortak savunma anlaşması imzalandı. Anlaşmaya göre 3 ülkeden birine yönelik saldırı, hepsine saldırı kabul edilecek. Ayrıca anlaşma, 3 ülke arasındaki savunma iş birliğinin tüm alanlarda geliştirilmesini öngörüyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Orta Doğu'da tırmanan güvenlik krizlerine karşı tarihi bir adıma imza attı. Üç ülke arasında uzun süredir yürütülen diplomasi trafiği, Mekke'deki Safa Sarayı'nda gerçekleşen zirveyle sonuçlandı ve kapsayıcı bir ortak savunma paktı olan Mekke Anlaşması resmen imzalandı.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının NSosyal hesabından, imzalanan üçlü anlaşmaya ilişkin ortak açıklama paylaşıldı. Açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in, Suudi Arabistan Krallığı'na ziyarette bulunduğu anımsatıldı.
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şerif ile Mekke'deki Safa Sarayı'nda bir araya geldiği, burada resmi görüşmelerin gerçekleştirildiği belirtilen açıklamada, bu görüşmeler esnasında Suudi Arabistan Krallığı, Türkiye Cumhuriyeti ve Pakistan İslam Cumhuriyeti arasındaki müstesna ilişkiler ile karşılıklı çıkar alanına giren konuların ele alındığı kaydedildi.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması dünya basınını salladı: Tel Aviv 'Denge değişti' dedi, Hindistan'dan anında tepki geldi!
MEKKE ANLAŞMASI İMZALANDI
Açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
"Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan İslam Cumhuriyeti Başbakanı Muhammed Şahbaz Şerif, üç devlet arasındaki derin tarihi ilişkiler, köklü kardeşlik ve İslami dayanışma bağları, müşterek stratejik çıkarları ve köklü savunma işbirlikleri temelinde, kolektif güvenliklerini daha da güçlendirmek, bölgede ve ötesinde barış, güvenlik ve istikrarı teşvik etmek, güvenli ve müreffeh bir geleceği birlikte inşa etmek yönündeki ortak iradelerini yansıtan Ortak Savunma Anlaşması'nı imzalamışlardır."
3 ÜLKEDEN BİRİNE YÖNELİK SALDIRI, HEPSİNE SALDIRI KABUL EDİLECEK
İletişim Başkanlığı açıklamasında, anlaşmanın detayına ilişkin olarak ise şu bilgilere yer verildi:
"Anlaşma, her türlü saldırganlığa karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlamakta ve üç devletten herhangi birine karşı gerçekleştirilecek bir silahlı saldırının hepsine karşı yapılmış sayılacağını hükme bağlamaktadır. Anlaşma ayrıca, üç devlet arasındaki savunma işbirliğinin tüm boyutlarıyla geliştirilmesini öngörmektedir."
Bölgesel tehditler karşısında kolektif caydırıcılığı en üst seviyeye çıkarmayı hedefleyen anlaşma Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın askerî, teknolojik ve stratejik güçlerini tek bir çatı altında birleştiriyor.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: TERÖRİZMLE MÜCADELEYE KATKI SAĞLAYACAK
Gelişmelerin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, resmî X (Twitter) hesabından yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:
"Bugün Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman’ın nazik davetine icabetle Mekke-i Mükerreme’ye bir ziyaret gerçekleştirdik.
Ziyaretimde aziz kardeşlerim Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’le bir araya geldik.
Bu vesileyle üç ülke olarak Ortak Savunma Anlaşması imzaladık.
Kolektif caydırıcılığı temel alan bu anlaşma, güvenlik ve savunma iş birliğimizin ilerletilmesine, savunma sanayisinde ortak projeler geliştirilmesine ve terörizmle mücadeleye katkı sağlayacaktır.
BM Şartı’nın 51’inci maddesinde tanımlanan savunma hakkını da teyit eden anlaşma, hiçbir ülkeyi hedef almadığı gibi bölgemizin huzurunu, refahını ve istikrarını amaçlayan tüm kardeş ülkelerin katılımına açıktır.
Türkiye, bölgesel sahiplenme vizyonu doğrultusunda çatışma ve krizlerin uluslararası hukuka saygı temelinde, diyalog ve diplomasiyle çözüme kavuşturulmasına yönelik ilkeli tutumunu kararlılıkla sürdürecektir.
Ziyaretimizin, istişarelerimizin ve imzaladığımız anlaşmanın tüm bölgemiz için hayırlara vesile olmasını Rabb’imden niyaz ediyorum."
MEKKE ANLAŞMASI'NIN DETAYLARI BELLİ OLDU
İmzalanan Mekke Anlaşması, herhangi bir ülkeyi hedef almayan, külfet paylaşımı ve ortak güvenlik anlayışı temelinde bölgesel ve küresel barış, istikrar ve refahın korunmasına yönelik taahhütleri güçlendirmeyi amaçlayan savunma odaklı iş birliği niteliği taşıyor. Herhangi bir saldırganlık eylemine karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi amaçlayan anlaşma, üç devletten herhangi birine yönelik herhangi bir silahlı saldırının, hepsine yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.
Mekke Anlaşması, artan bölgesel ve uluslararası güvenlik tehditlerine karşı ortak mücadele zemini oluşturmak amacıyla bölgesel sahiplenme ilkesi doğrultusunda yürütülen uzun soluklu diplomatik çalışmaların somut sonucu olarak görülüyor. Anlaşmanın, üç ülkenin birbirlerinin güvenliğini destekleme taahhüdünün yanı sıra savunma sanayisi iş birliğini ve askeri birlikte çalışabilirliği geliştirmeyi amaçlayan savunma odaklı bir düzenleme niteliği bulunuyor.
Herhangi bir ittifak veya anlaşmadan kopuş anlamına gelmeyen Mekke Anlaşması, mevcut müttefiklik ilişkilerini tamamlayarak bölgesel güvenliği güçlendiriyor ve diğer bölge ülkelerinin katılımına açık bir iş birliği zemini oluşturuyor. Mekke Ortak Savunma Anlaşması, üç ülke arasındaki köklü kardeşlik bağlarını pekiştiren, kendi savunmalarının yanı sıra bölgesel ve küresel güvenliğe katkı sağlayacak bir anlaşma niteliği taşıyor. Anlaşma, "bölgede barışın, huzurun ve güvenliğin destekleyici unsuru" olarak değerlendiriliyor.
"TERÖRSÜZ BÖLGE HEDEFİNE DE KATKI SAĞLAYACAK BİR ADIM"
"Türkiye'nin NATO üyeliği ile bölgesel ortaklıklarının birbirinin alternatifi olmadığını, güvenlik yükünün paylaşılmasını sağlayan tamamlayıcı yapılar" olduğunu belirten yetkililer, "Bu anlaşma saldırgan bir askeri cephe, çevreleme girişimi veya saldırı planlaması değil, bölgesel istikrarı sağlamaya yönelik Terörsüz Bölge hedefine de katkı sağlayacak bir adım." değerlendirmesinde bulundu.
"Mekke Anlaşması'nın, hiçbir ülkeyi hedeflemediğini, mevcut diyalog kanallarını kapatmadığını" vurgulayan yetkililer, anlaşmanın, taraflardan birine yönelik silahlı saldırıyı tümüne yapılmış sayarak Birleşmiş Milletler Şartı'nın 51. maddesi uyarınca ortak savunma, meşru müdafaa ve karşılıklı güvenlik taahhüdünü teyit ettiğini bildirdi.
Yetkililer, bu anlaşmanın, yalnızca üç imzacı devletin birbirlerinin savunmasını destekleme taahhüdüyle değil, aynı zamanda savunma sanayi iş birliğini ve birlikte çalışabilirliği artırma taahhütleriyle de tamamen savunma niteliğinde olduğunu dile getirdi.
Türkiye açısından bakıldığında, Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın, bölge ve İslam dünyası için her anlamda tarihi nitelikte olduğu yorumunu yapan yetkililer, "bölgedeki güvenlik mimarisinin Mekke Anlaşması ile yeniden dizayn edildiği" değerlendirmesini yaptı.
BİRÇOK ALANDA İSTİKRARA KATKI SAĞLAYACAK
Anlaşmayla Türkiye'nin başka çatışmalara sürüklenmediğini, bölgesel etkisini ve tecrübesini bölgenin güçlü aktörleriyle birleştirdiğini belirten yetkililer, "Türkiye değişen ve karmaşıklaşan uluslararası güvenlik ortamında işbirliği seçeneklerini çeşitlendiren bir düzenlemeye imza atmıştır. Türkiye'nin Mekke Anlaşması'na imza atması, küresel deniz ticaret yollarının güvenliğini güçlendirerek ihracata, enerji tedarikine ve ekonomik istikrara katkı sağlayacaktır. Anlaşmaya katılım, Türk askerinin her bölgesel krize gönderileceği anlamına gelmemektedir. Kuvvet kullanımı ve askeri harekat kararları anayasal düzen ile ulusal karar mekanizmaları çerçevesinde alınacaktır." ifadelerini kullandı.
Anlaşmanın, Türkiye'nin uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülüklerine zarar vermediğini vurgulayan yetkililer, şunları kaydetti:
"Anadolu'dan Hicaz'a, İslamabad'dan Riyad'a uzanan kardeşlik hattı, ortak değerlerin ve zor zamanlarda birbirinin yanında duran milletlerin iradesini temsil etmektedir. Mekke Anlaşması Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki iş birliği, tarihi bir sorumluluğun günümüzdeki stratejik karşılığıdır. Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler yalnızca devletler arası çıkarlara değil, ortak tarih, inanç, kardeşlik ve dayanışma bağlarına dayanmaktadır."
ANLAŞMAYA GİDEN YOL
Suudi yetkililer ve bölgesel güvenlik kaynaklarından alınan bilgilere göre, söz konusu üçlü savunma paktı bir süredir müzakere ediliyordu. Ancak bölgede tırmanan askeri gerilimler, Hürmüz Boğazı ile Kızıldeniz’deki deniz taşımacılığını tehdit eden krizler ve Husilerin yol açtığı ek güvenlik riskleri anlaşmanın imza sürecini öne çekti.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tahir Andrabi, 6-8 Ağustos tarihlerini kapsayan ziyaretin önemine dikkat çekerek, "Körfez’de gerilimin yükseldiği bir dönemde gerçekleşmesine rağmen, bu temasların mevcut kısa vadeli krizlerin ötesinde stratejik bir anlamı bulunuyor." ifadelerini kullandı.
MEKKE ANLAŞMASI NEDEN ÖNEMLİ?
İslam dünyasının tek nükleer gücü olan Pakistan ile Suudi Arabistan arasında 2025 yılında imzalanan ikili stratejik savunma anlaşmasının ardından, Türkiye’nin de bu güvenlik mimarisine dahil olması bölgesel dengeler açısından tarihi bir dönüm noktası olarak görülmekte. İmzalanan üçlü anlaşma ile taraflar arasında savunma sanayii, askeri eğitim, istihbarat paylaşımı ve bölgesel güvenlik alanındaki koordinasyon en üst seviyeye çıkarılacak.
Anlaşmanın ilk etapta askeri boyutları öne çıksa da üç ülkenin sahip olduğu özgün dinamiklerin birleşimi, süreci salt bir savunma paktının ötesine taşıyor. Türkiye, savunma sanayiindeki yerli ve milli teknolojik hamleleri, yeni nesil harp doktrinleri ve yüksek operasyonel tecrübesiyle ittifakın teknik ile stratejik motoru konumunda bulunuyor. Suudi Arabistan, geniş finansal imkanları ve mali gücüyle ortak savunma projelerinin ve askeri yatırımların hızlanmasında kritik rol oynuyor. Pakistan ise 250 milyonu aşan nüfusu, İslam dünyasının tek nükleer gücü olması ve gelişmiş hava kuvvetleri altyapısıyla caydırıcılık unsurunu en üst seviyeye çıkarıyor.
Öte yandan İsrail'e yakınlığıyla bilinen ABD merkezli Demokrasileri Savunma Vakfı'nın (FDD) Yöneticisi Jonathan Schanzer, sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirmede üçlü paktın önemine vurgu yaparak, "Bu ittifak güçlenmeye devam ediyor. Eğer bu konuyu takip etmiyorsanız, Orta Doğu'daki büyük bir siyasi/askeri değişimi kaçırıyorsunuz demektir." ifadelerini kullandı.
BÖLGESEL DENGELERE DİKKAT
Dünyanın içinden geçtiği türbülanslı süreç bu kararın stratejik önemini gözler önüne seriyor. Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Avrupa'nın II. Dünya Savaşı'ndan bu yana en karmaşık dönemini yaşaması, İsrail’in Orta Doğu’daki saldırgan tutumu, İran ile Körfez hattındaki gerilim ve Asya-Pasifik'te ABD-Çin rekabetinin tırmanması, bölgesel aktörleri kendi güvenlik mimarilerini kurmaya yöneltti. Doğu Akdeniz, Körfez, Orta Doğu ve Güney Asya'da başat rol oynayan bu üç aktörün bir araya gelmesi, küresel krizler karşısında ortak hareket etme kabiliyetini artıracak.
GENİŞLEME POTANSİYELİ
Stratejik değerlendirmelere göre, önümüzdeki dönemde Mısır ve Katar gibi bölgesel güçlerin de bu ittifak yapısına katılması veya iş birliği modeline entegre olması bekleniyor. Özellikle İran ve Yemen merkezli krizlerin tırmandığı bir ortamda, bu üçlü yapının Kızıldeniz ve Körfez güvenliği hususunda, bilhassa Yemen konusunda somut adımlar atabileceği öngörülüyor.
ABD VE İSRAİL ANLAŞMAYA NASIL YAKLAŞIR?
Paktın ilanının ardından Washington ve Tel Aviv hattında oluşacak yansımalar da kritik önem taşıyor. ABD açısından bakıldığında, Washington’ın Türkiye ve Suudi Arabistan ile mevcut ilişkileri göz önüne alındığında, bölgesel yükü hafifletecek ve İran üzerinde denge kuracak böyle bir yapının ABD tarafından olumlu karşılanacağı ve desteklenebileceği değerlendiriliyor.
İsrail açısından ise bölgede blok halinde hareket edebilme kapasitesine sahip üç güçlü ülkenin birleşmesi, Netanyahu yönetimi açısından hezimet olarak görülmekte. Tel Aviv'in söz konusu durumu iç siyasette güvenlik odaklı bir söyleme dönüştürme ihtimali bulunsa da İsrail kamuoyundaki muhalefet kanadının bölgesel aktörlerle diplomasi yollarının aranması yönündeki baskılarını artırması bekleniyor.
Mekke Anlaşması, askeri ve caydırıcı boyutunun yanı sıra bölgesel ekonomik kalkınma, ticaret yollarının güvenliği ve kriz çözümlerinde güçlü bir diyalog mekanizması işlevi görmeyi hedefliyor.
LİDERLER NAMAZ KILDI
İmza töreninin ardından tarihi zirvenin insani ve manevi boyutu da ön plana çıktı.
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şehbaz Şerif, Mekke Üçlü Savunma Anlaşması'nın resmen tamamlanmasının ardından Mekke'deki Mescid-i Haram'da bir araya gelerek cuma namazını birlikte eda etti. Liderlerin kutsal topraklardaki bu görüntüsü, imzalanan stratejik ittifakın yanı sıra üç ülke arasındaki köklü kardeşlik bağlarını da simgeleyen anlamlı bir kare olarak kayıtlara geçti.
