Sanatta 'parçalı' dönem: 59 dolara Picasso
Artık insanlar, “parçalı sanat” sistemi üzerinden meşhur ressamların eserlerinden ‘pay’ satın alabiliyor. Hâlihazırda Pablo Picasso’nun “Tête d’Homme Barbu” adlı eserinin bir payına 59 dolar (2 bin 800 TL) ödeyerek sahip olabiliyorsunuz. Peki, parçalı sanat gerçekten güvenilir şekilde sanatı tabana yayıyor mu? Sanat dünyasına sorduk...
Birçok insan için usta bir ressamın orijinal eserine sahip olmak bile hayal sınırlarının ötesinde. Ancak artık sıradan kişilerin Picasso’nun bir resmine ortak olması mümkün! “Nasıl?” dediğinizi duyar gibiyim. İzah ediyorum...
Son yıllarda sanat dünyasında öne çıkan “fractional art” yani Türkçe ifadeyle “hisseli sanat” veya “parçalı sanat” milyonlarca dolar kıymetindeki bir tablonun ekonomik mülkiyetinin küçük paylara bölünerek çok sayıda yatırımcıya satılmasını sağlıyor. Bazı şirketler yatırımcıya pay veriyor, bazıları ise blockchain üzerinde “tokenize” edilmiş ekonomik hak sunuyor. Böylece birkaç sene bekleyerek eserin kıymetinin yükselmesi umuluyor. Daha sonra sanat eseri satılarak geliri ortak sahiplerine paylaştırılıyor. Tabii, bu safhada yatırımcıların eline fiziki bir sanat eseri geçmiyor; kimse duvarına bir şey asamıyor.
USTA RESSAMLARIN ESERLERİNE ORTAK OLDULAR
Bu sistemle önceki senelerde Andy Warhol’un “14 Small Electric Chairs” adlı eseri ve Banksy’nin kendine has “Mona Lisa”sı hisseli olarak satıldı. Pablo Picasso, Jean-Michel Basquiat ve Claude Monet gibi meşhur isimlerin tablolarına da benzer şekilde binlerce kişi ortak oldu.
59 DOLARA PICASSO HİSSESİ
Hâlihazırda yurt dışındaki bir platform üzerinden Pablo Picasso’nun “Tête d’Homme Barbu” adlı eserinin 9.141 payından birine 59 dolar ücret ödeyerek sahip olabiliyorsunuz. İşin ülkemizde Türk İslam sanatlarına dönük platformları da var. Böylece hat, tezhip, minyatür gibi eserler hisseli olarak satın alınabiliyor. Mesela bir platformda usta hat sanatçısı Necmeddin Okyay’ın eserine 1 dolarla paydaş olabiliyorsunuz.
Peki, hisseli eserler, sanatı demokratikleştirerek ulaşması zor kesimlere mi yayıyor yoksa sanatı metalaştırıyor mu?
“UCU ÇOK AÇIK”
Konuyu Türkiye gazetesine değerlendiren sanat galericisi ve koleksiyoner Yahşi Baraz “Tek parça sanat eserleri oldukça pahalıdır ve bütün dünyada sadece çok elit bir gruba hitap eder. Bu yüzden söz konusu hisseli satışlara, farklı kesimleri sanata çekmek için yapılan bir iş olarak bakarsanız faydalı görülebilir. Ancak şu anda söz konusu sistem bir ‘kumar’a benzemekte. Ucu açık görünüyor; eser nedir, nerede tutuluyor, kaça alınmış, ne kadara satılacak?..Bu gibi soruların iyi cevaplanması gerekiyor” diyor.
Baraz parçalı satışların sanat piyasasının gelişmiş olduğu, milyonlarca dolarlık eserlerin alınıp satılabildiği ülkelerde geçerli olabileceğini savunarak “Türkiye’de bunun geçerli olması zor. Çünkü ülkemizde böyle bir pazar yok” şeklinde konuşuyor.
“ESERİ DUVARINIZDA GÖRMENİZ LAZIM”
Küratör İsmail Erdoğan ise “Parçalı sanat, koleksiyonerlik ruhundan daha ziyade hissedarlık ruhuna uygun gibi görünüyor. Yani bir tahvil satın almaya daha çok benziyor. Öyle bir şey yapılıyor ki eser hem herkesin hem hiç kimsenin... Hâlbuki sanat eserini duvarında görmenin avantajları vardır. Ona bakarken sizde farkı hisler uyandırır. Dolayısıyla aynı zamanda bunun hazzına şahit olmak da kişiyi koleksiyoner yapar. Peki parçalı sanat satışında böyle bir şey mümkün mü? Tabii ki değil” diyor. Buna rağmen Erdoğan, eserleri hisseli olarak satışa sunan güvenilir platformların da olduğunu söylüyor.
“SANATI TOPLUMA YAYIYOR”
Türkiye merkezli parçalı sanat platformu Goldframer’ın CEO’su Melih Turan da “Biz parçalı sahiplik sistemine, sanatı topluma yaymak tarafından bakıyoruz. Sıradan bir kişi on binlerce dolar verip iyi bir sanatçının eserine sahip olmazken, bu yöntemle -paylı şekilde de olsa- sahip olabiliyor” diyor. Turan “Parçalı sahipliği herkes sanatsal zevklerini tatmin ederken maddi kazanç da sağlayabiliyor” diye konuşuyor.
Belirli seviyede yatırım yapan kişilere imzalı baskı eser verdiklerini de söyleyen Melih Turan, bir sanat eserinin satışa hazır hâle gelmesi için beş seneye ihtiyaç duyduklarını ve sistemin “borsa gibi” görülemeyeceğini savunuyor.
Peki, insanlar bu sistemde istedikleri zaman paylarını kolayca satabiliyorlar mı? Bu aslında o sanata duyulan alakayla bağlantılı bir durum ve ülkemizde çok kolay değil. Turan da “Bizim ikincil piyasamız da var. Ancak satış yapabilmek, alıcı durumuyla alakalı. Tabii, bu sistemin yaygınlaşması gerekiyor. Şimdi Türkiye’de gelişme aşamasında” ifadelerini kullanıyor.

