İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney'in ağzından çıkan tek kelime Devrim Muhafızları'nı ayağa kaldırdı
İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney’in Washington ile varılan barış anlaşmasına ilişkin sarf ettiği tek bir kelime ülke yönetiminde fikir ayrılıklarına yol açtı.
- Mücteba Hamaney'in "prensipte farklı bir görüş" ifadesi, özellikle Devrim Muhafızları'nın müzakerelerden memnun olmadığı ve kararın dış baskılarla dayatıldığı şeklinde yorumlanmasına neden oldu.
- Uzmanlar, bu muğlak ifadenin rejim içinde diplomatlar ve hükümet kanadı ile sertlik yanlıları ve Devrim Muhafızları arasında iki radikal kutba bölünmeye yol açtığını belirtiyor.
- İran Meclisi'nden bir milletvekilinin devlet televizyonunda Hamaney'e ait olduğunu iddia ettiği gizli mektupları okuması ve müzakere heyetinin kırmızı çizgileri aştığını öne sürmesi üzerine canlı yayın kesildi.
- Devrim Muhafızları'nın bir subayı, Hürmüz Boğazı'ndan kimin geçeceğine kendilerinin karar vereceğini belirterek hükümete meydan okudu.
- Yaşanan gerilim, Ayetullah Humeyni'nin ateşkes imzalamak zorunda kaldığı döneme benzetilirken, Hamaney'in kayınpederi aracılığıyla birlik ve mutabakata bağlılık mesajları yayılmaya çalışılıyor.
28 Şubat’taki ABD ve İsrail’in ortak hava operasyonlarında babası Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından yönetimi devralan Mücteba Hamaney üzerinde tartışmalar devam ediyor.
Washington ile varılan mutabakata onay verdiğini açıklayan dini lider, buna rağmen "Prensipte farklı bir görüşe sahiptim" ifadesini kullanmıştı. İngiltere merkezli The Telegraph gazetesinin haberine göre, Hamaney'in tek kelimesi, yani Arapça kökenli "alal-osul" anlamına gelen prensipte / esasen ifadesi, devlet kurumları ve ordu içinde en çok tartışılan konu haline geldi.
"40 GÜNLÜK SAVAŞTAN DAHA FAZLA ZARAR VERDİ"
İngiliz gazetesine konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, rejim içinde yaşanan kaosu açıkladı.
"Şu anda sistem içindeki asıl ve en büyük mesele o tek kelimelik ifadedir. Bu ifade, özellikle sahada bizzat savaşan komutanların tüm barış sürecine büyük bir şüpheyle bakmasına neden oldu." diyen yetkili, Devrim Muhafızları'nın itirazını dile getirdi:
"Askeri kanat, Yüce Lider Hamaney'in bu müzakerelerden ve diplomatik teslimiyetten kesinlikle memnun olmadığını, iradesine aykırı bir kararın dış baskılarla kendisine dayatıldığını düşünüyor."
TAHRAN’DA YORUM SAVAŞI: "ZORUNLU ONAY MI, DİRENİŞ TALİMATI MI?"
İran anayasasının "her konuda son sözü söyleyen tek bir yüce otorite" esasına dayandığını hatırlatan uzmanlar, Mücteba Hamaney’in bu muğlak çıkışıyla rejim içinde tehlikeli bir gri alan bıraktığına dikkat çekmekte. Sistem şu anda bu kelime üzerinden iki radikal kutba bölünmüş durumda.
Diplomatlar ve kükümet Kanadı'nda Mücteba 'nın sözleri "isteksiz ama zorunlu bir onay" niteliğinde. Ezici yaptırımlar, çöken ekonomi ve topyekun savaş tehdidinden kurtulmanın yegane yolunun diplomasi olduğunu liderin de kabul ettiği görüşüne sahipler.
Sertlik yanlıları ve Devrim Muhafızları tarafında ise "farklı görüş" ifadesi, ABD'ye karşı doğrudan bir "direniş ve masayı devirme izni". Washington ile yürütülen diyalog sürecini bir "tuzak" olarak gören komutanlar, Ali Hamaney’i katleden düşmana güvenilemeyeceğini ve yeni tavizler vermek yerine savaşa geri dönülmesi gerektiğini ileri sürdü.
DEVLET TELEVİZYONUNDA CANLI YAYIN SANSÜRÜ
Söz konusu kriz, geçtiğimiz günlerde İran Meclisi'nin sertlik yanlısı muhafazakar milletvekili Mahmud Nabavian’ın devlet televizyonuna çıkmasıyla canlı yayında infiale dönüştü.
Nabavian, Hamaney’e ait olduğunu iddia ettiği gizli mektupları ekranda okuyarak, İran müzakere heyetinin İsviçre'deki dolaylı görüşmelerde Yüce Lider’in kırmızı çizgilerini ve emirlerini aştığını açıkça iddia etti.
İfşaatın hemen ardından devlet televizyonunun yayını aniden kesildi ve IRIB yönetiminde istifa dalgası yaşandı. Durumun ordu kademesindeki yansıması ise çok daha sert.
Hürmüz Boğazı'nda görevli bir İslam Devrim Muhafızları subayı, Telegraph'a verdiği demeçte adeta hükümete meydan okudu:
"Bu boğazdan kimin geçip geçmeyeceğine biz karar veririz.Ne Tahran’da klimalı odalarda oturan siyasetçiler ne de Washington’dakiler! Biz buradayız ve namluların başında son sözü biz söyleriz."
"BİR BARDAK ZEHİR İÇMEK" DEYİMİ GERİ Mİ DÖNÜYOR?
Tahran’daki diplomatik kaynaklar, Devrim Muhafızları’nın bu bildiri üzerine sessizce savaş hazırlıklarını yoğunlaştırdığını, siber hatları, füze ve İHA envanterini yeniden tahkim ettiğini de bildirmekte.
Rejim içindeki birçok isim, yaşanan bu gerilimi Ayetullah Humeyni’nin 1988’de Irak ile ateşkes imzalamak zorunda kaldığında sarf ettiği "Bir bardak zehir içiyorum" sözlerine benzetti.
Hükümet ise süreci yatıştırmak adına Hamaney'in kayınpederi ve tecrübeli muhafazakar siyasetçi Gholam-Ali Haddad-Adel aracılığıyla "birlik ve mutabakata bağlılık" mesajları yaymaya çalışsa da, Mücteba Hamaney'in attığı bu taktiksel düğümün Washington-Tahran hattındaki barış umutlarını büyük bir belirsizliğe sürüklediği öne sürüldü.
