Kılıçdaroğlu’ndan NATO zirvesi öncesi ‘stratejik özerklik’ çıkışı: “Türkiye kimsenin ileri karakolu değildir”
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara’da gerçekleşecek NATO zirvesi öncesinde yaptığı basın açıklamasında, Türkiye’nin yeni dünya düzenindeki konumuna dair kapsamlı bir dış politika vizyonu ortaya koydu. Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin küresel rekabette edilgen bir unsur olmayacağını belirterek “Cumhuriyetçi Stratejik Özerklik” kavramını gündeme taşıdı.
- Türkiye'nin NATO masasında tarihsel hakkı ve bağımsızlık iradesiyle yer aldığı belirtildi.
- Dış politikanın merkezine ideolojiler yerine ulusal çıkarların ve devlet aklının konulması gerektiği ifade edildi.
- Türkiye'nin ABD ile müttefik olmasına rağmen ABD'nin Çin stratejisinin bir parçası olmayacağı dile getirildi.
- Güvenliğin bölünemezliği ilkesi hatırlatılarak, NATO güvenliğinin sadece Baltıklar ve Doğu Avrupa ile sınırlı olmadığı vurgulandı.
- Dış politikadaki gücün, içerideki hukuk devleti, bağımsız yargı ve demokrasi standartlarına bağlı olduğu hatırlatıldı.
Genel Merkez'de basın açıklaması yapan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, NATO zirvesi öncesi Türkiye’nin “ileri karakol” veya “stratejik taşeron” olmayacağını vurguladı. “Cumhuriyetçi Stratejik Özerklik” vizyonunu duyuran Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin NATO masasında kimseden onay almadan, tarihsel hakkı ve bağımsızlık iradesiyle yer aldığını belirtti. Kişisel diplomasi yerine kurumsal “devlet aklı” çağrısı yapan CHP lideri, güvenliğin bölünemezliğini ve müttefikliğin bağımlılık olmadığını ifade etti.
"Dünya değişiyor. Güç merkezleri değişiyor. Uluslararası dengeler değişiyor. Teknoloji, enerji, ticaret ve güvenlik anlayışı yeniden şekilleniyor." diyen Kılıçdaroğlu, "Böylesine tarihi bir dönüşüm yaşanırken şu soruyu kendimize sormak zorundayız. Türkiye bu yeni dünya düzeninin neresinde olacaktır? Cumhuriyet Halk Partisi'nin cevabı çok açıktır." ifadelerini kullandı.
“TÜRKİYE STRATEJİK BİR TAŞERON DEĞİLDİR”
Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin bu süreçte hiçbir gücün “ileri karakolu” veya “stratejik taşeronu” olmayacağını vurguladı. Türkiye’nin kendi tarihinden ve devlet geleneğinden aldığı güçle kendi yolunu çizmesi gerektiğini belirten CHP lideri, dış politikanın merkezine ideolojileri değil, ulusal çıkarları ve devlet aklını koyduklarını söyledi.
Türkiye hiçbir küresel rekabetin edilgen unsuru olmayacaktır. Hiçbir gücün ileri karakolu olmayacaktır. Hiçbir ülkenin stratejik taşaronu olmayacaktır. Türkiye kendi tarihinden, devlet geleneğinden ve millet iradesinden aldığı güçle kendi yolunu çizecektir. Çünkü bizim dış politika anlayışımızın merkezinde ideolojiler değil, ulusal çıkarlar vardır. Hamasi söylemler değil, devlet aklı vardır. Günü birlik hesaplar değil, cumhuriyetimizin 2. yüzyılını inşa edecek uzun vadeli stratejik vizyon vardır.
"TÜRKİYE BÜYÜK DÖNÜŞÜMÜ TRİBÜNDEN İZLEYEMEZ"
"Bugün dünya artık tek kutuplu değildir. Atlantik dünyası yeniden yapılanırken Asya küresel ekonominin ağırlık merkezi haline gelmiştir. Enerji koridorları, yapay zeka, kritik teknolojiler, siber güvenlik ve ticaret yolları uluslararası rekabetin yeni alanlarını oluşturmaktadır" diyen Kılıçdaroğlu, "Türkiye bu büyük dönüşümü tribünden izleyemez. Çünkü Türkiye sıradan bir coğrafyada değildir. Karadeniz'in, Akdeniz'in, Balkanların, Kafkasya'nın ve Ortadoğu'nun kesişim noktasındadır. İşte bu nedenle biz Türkiye'yi yalnızca bir bölgesel güç olarak değil, stratejik merkez ülke olarak görüyoruz. Türkiye'nin görevi cepheleşmenin parçası olmak değil, denge kurmak, güven üretmek ve bulunduğu coğrafyada istikrarın taşıyıcısı olmaktır. " diye ekledi.
NATO MASASINDA BAĞIMSIZ İRADE VURGUSU
Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin NATO’nun güçlü ve güvenilir bir müttefiki olduğunu ancak bu masaya kimseden onay almak için oturmadığını kaydetti.
CHP’nin vizyonunu “bağımsız, kurumsal ve üretken bölgesel güç” olarak tanımlayan Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin büyük güçlerin projelerinde rol kapmak yerine kendi bölgesinde barış ve denge üretmesi gerektiğini savundu.
“GÜVENLİK BÖLÜNEMEZ” MESAJI
Kılıçdaroğlu, NATO zirvesinde Türkiye’nin müttefiklerine “güvenlik bölünemez” ilkesini hatırlatması gerektiğini belirtti. NATO güvenliğinin sadece Baltıklar ve Doğu Avrupa’dan ibaret olmadığını vurgulayan CHP lideri, Suriye, Irak, Doğu Akdeniz, terör örgütleri, göç ve enerji hatlarının da bu güvenlik mimarisinin ayrılmaz parçaları olduğunu dile getirdi. İttifak ilişkisinin, bir müttefikin yanlış bölge politikalarına veya rejim mühendisliklerine kayıtsız şartsız eklemlenmek olmadığını, bunun adının “stratejik bağımlılık” olacağını ifade etti.
KÜRESEL GÜÇLERLE DENGELİ İLİŞKİ VE KURUMSALLIK
Türkiye’nin dış politika dengelerine de değinen Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin ABD ile müttefik olduğunu ancak ABD’nin Çin stratejisinin bir parçası olmayacağını, Rusya ve Çin ile de konuşacağını fakat hiçbir gücün yörüngesine girmeyeceğini belirtti. Dış politikanın kişisel lider ilişkileri veya iç politika hesaplarıyla değil, kurumsal süreklilik ve devlet aklıyla yürütülmesi gerektiğini savundu.
CHP olarak bizim bakışımız açıktır. Türkiye NATO üyesidir. Fakat NATO'nun ileri karakolu değildir. Türkiye Avrupa güvenliğinin bir parçasıdır. Fakat Avrupa'nın çevresinde bekletilecek bir ülke değildir. Türkiye ABD ile kurumsal müttefiklik ilişkisi yürütür fakat hiçbir büyük gücün stratejik taşeronu olmaz. Türkiye Rusya'yla da Çin'le de konuşur fakat hiçbir gücün yörüngesine giremez. Bize göre bu vizyonun adı bellidir. Bağımsız, kurumsal ve üretken bölgesel güç Türkiye. Neden bağımsızdır? Çünkü otomatik olarak hizalanmaz. Türkiye kurumsaldır. Çünkü dış politikayı kişisel lider ilişkileriyle değil, günlük pazarlıklarla değil ve iç politikada iç politika hesaplarına teslim ederek değil kurumsal yapısıyla oluşturur.
Kılıçdaroğlu'nun açıklamalarından satır başları şöyle:
"Türkiye'nin NATO'ya hatırlatması gereken temel gerçeklerden birisi de şudur. Güvenlik bölünemez. Bir de altını çiziyorum. Güvenlik bölünemez. NATO güvenliği yalnızca Baltıklar ve Doğu Avrupa'dan ibaret değildir. Türkiye açısından Suriye, Irak, İran, Doğu Akdeniz, Kafkasya, terör örgütleri, göç, enerji hatları, gıda güvenliği, su güvenliği ve devlet dışı silahlı aktörler de bu güvenlik mimarisinin parçalarıdır. Ancak bu toplantıda Türkiye bu başlıkları asla ve asla dar bir şikayet diliyle dillendirmemelidir. Bize destek verin diyen edilgen bir üslup yerine NATO'nun stratejik bütünlüğünü hatırlatan kurucu bir dil kullanmak zorundadır.
İttifak kavramını da doğru tanımlamak gerekiyor. Türkiye'nin ABD ve NATO ile ittifak ilişkisi vardır. Ancak bu ittifak bir ülkenin bütün stratejik tasarımlarına kayıtsız şartsız eklemlenmek değildir. İttifak ortak akıl, ortak güvenlik, karşılıklı saygı ve eşit egemenlik temelinde yürür.
Ankara zirvesinde verilmesi gereken son mesaj ise şu olmalıdır; Türkiye masadadır ama Türkiye masada kendisine yer açıldığı için değil, tarihsel hakkı, stratejik ağırlığı ve cumhuriyetin bağımsızlık iradesiyle bu masadadır mesajını vermemiz gerekiyor."
