Manisa'daki dehşet bir uyarıydı: Sanal odalar şiddeti besliyor! Oyundaki ölüm gerçeğe taşınıyor
Çocukların aile ve mahalle bağlarının zayıfladığını belirten Prof. Dr. Veysi Çeri, gerçek hayatın yerini giderek daha yalnız ve ekran merkezli bir dünyanın aldığını ifade etti.
Manisa’da İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde bir öğrencinin aynı okulda öğrenim gören öğrencilere yönelik silahlı saldırısı gündemdeki yerini korurken, çocukların şiddetle kurduğu ilişki de yeniden tartışılıyor.
13-15 yaşındaki çocukların gözünü kırpmadan kendilerinden büyük silahlarla okullara saldırması tartışılırken, uzmanlar çocukların şiddet algısının küçük yaşlardan itibaren nasıl şekillendiğine dikkat çekiyor.
Çocukların bilgisayar ve telefon oyunlarında öldürmenin sıradanlaştırıldığı bir dünyayla erken yaşlarda tanıştığına dikkat çekilirken, oyunlarda karakterlerin öldükten sonra yeniden canlanmasının da şiddeti gerçek hayattan kopuk bir unsur hâline getirdiği değerlendiriliyor.
Çocukların oyunlar üzerinden öldürmeyi normal bir davranış olarak görmesinin insani değerler, empati ve merhamet duyguları üzerindeki etkisi tartışılıyor.
Çocuk psikiyatristi Prof. Dr. Veysi Çeri, çocukların giderek gerçek hayattan uzaklaşıp daha yalnız ve ekran merkezli bir dünyaya çekildiğini belirterek, bu durumun aidiyet ve şiddet algısı üzerinde etkili olabileceğini ifade etti.
Çeri “Gençler arasında insani değerler, aile bağı ve mahalle dayanışması incelirken gerçek hayatın yerini giderek daha yalnız, daha ekran içi, daha sahte bir dünya alıyor” dedi.
SANAL GRUPLAR UYARISI
Çocukların aidiyet ihtiyacını sınıfta, mahallede ve evde bulamadığında sanal odalar, kapalı gruplar ve zararlı toplulukların devreye girebildiğini belirten Çeri, bu ortamlarda öfkenin meşrulaştırılabildiğini, kırgınlığın ideolojiye ve yalnızlığın radikalleşmeye dönüşebildiğini söyledi.
Çeri “Empati ve merhamet naiflik gibi dururken; şiddet, zorbalık, sınırsızlık ve görünürlük daha cazip bir dil olarak sunuluyor. Küçük bir kırgınlık, bir dışlanma ya da utanç, ekranda büyüyüp kontrolsüz bir öfkeye evrilebiliyor” ifadelerini kullandı.
Manisa'daki olay sonrası provokatif paylaşımlara inceleme
ÇOK YÖNLÜ DEĞERLENDİRME
Çocukların şiddete yönelmesinin yalnızca bireysel bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Çeri, evde silah bulunması, okulda zorbalık yaşanması ve çocuğun içine kapanması gibi durumların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Prof. Dr. Çeri “Çocuk içine kapanıyorsa ya da saatlerce ekrana gömülüyorsa bu “sessiz çocuk” diye sevinilecek durum değil, alarm işareti olarak ele alınmalı” dedi.
Çeri, psikolojik desteğin yalnızca kriz anlarında değil, erken dönemde devreye alınması gerektiğini ifade ederek düzenli tarama, erken müdahale, adil yaptırım, spor, sanat ve gönüllülük faaliyetlerinin artırılması çağrısında bulundu. Çocukların dijital dünyadaki ilişkilerinin de takip edilmesi gerektiğini belirten Çeri “Çocuğun kimle konuştuğu, hangi ideolojiye çekildiği görmezden gelinemez. Çocukların psikolojik terapi almaları ise aileye ekonomik yük olmaktan çıkarılmalı” dedi.
“YALNIZLIĞA TERK ETMEYİN”
Toplumsal aidiyetin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Çeri, çocukların gerçek hayatta sosyal bağlar kurmasının önemine dikkat çekti. Çeri “Bir toplum çocuklarını yalnızca koruyarak değil, onları değerlerle ve gerçek bağlarla büyüterek ayakta kalır. Empati öğretilmez, aidiyet kurulmaz, yalnızlık ekrana terk edilirse küçük bir kırgınlık büyük bir yıkıma dönüşebilir” değerlendirmesinde bulundu.
Çeri, ailelerin evdeki silahları güvenli şekilde muhafaza etmesi, okulların güvenli ortamlar hâline getirilmesi ve çocukların hem psikolojik hem de dijital dünyalarının ciddiye alınması gerektiğini söyledi.
“Bu çocuklar henüz hayatlarının başındalar. Onlara bırakılacak miras korku değil; görülmüş, korunmuş ve değer verilmiş olma duygusu olmalıdır” diyen Çeri, Manisa’daki saldırıda yaralananlar ve ailelerine geçmiş olsun dileklerini iletti.

