OECD yetkilisine açık açık sorduk: Türkiye PISA sonuçlarında hile mi yaptı? Okulları biz seçtik Türkiye verileri bilimsel
OECD Eğitim ve Beceriler Direktörü Andreas Schleicher, PISA 2025’te Türkiye’nin okul ve öğrenci örnekleminin nasıl belirlendiğini gazetemize açıkladı. Okullar OECD’nin bilimsel yöntemleriyle seçilirken, Türkiye’de katılım oranları uluslararası standartların üzerinde gerçekleşti.
Türkiye’de öğrencilerin PISA sonuçlarında elde ettiği başarı çok konuşulurken, araştırmanın nasıl yapıldığına ilişkin çeşitli iddialar da gündeme geldi. Bazı çevreler, “soruların önceden alındığı” ve “öğrencilerin özel olarak hazırlandığı” yönünde iddialar ortaya atarken, örneklemde yer alan okul ve öğrencilerin nasıl belirlendiği de tartışma konusu oldu.
Bu iddiaları doğrudan OECD’ye ilettik. OECD Eğitim ve Beceriler Direktörü Andreas Schleicher, PISA 2025’in örnekleme sürecinin nasıl yürütüldüğünü ve Türkiye’nin nasıl seçildiğini gazetemize açıkladı.
Schleicher’in verdiği bilgilere göre PISA’da okullar ve öğrenciler, önceden belirlenmiş bilimsel örnekleme yöntemleriyle araştırmaya dâhil ediliyor. PISA 2025, katılımcı ülkelerdeki okullarda 7. sınıf ve üzerindeki kademelerde öğrenim gören tüm 15 yaşındaki öğrencileri hedefledi. Hedef nüfus sınıf düzeyine göre değil, yaşa göre belirlendi. Buna göre değerlendirme döneminin başlangıcında genel olarak 15 yıl 3 ay ile 16 yıl 2 ay arasındaki öğrenciler kapsama alındı.
Ülkelerden; özel eğitim okulları, eğitim dili farklı olan okullar veya uygulamanın coğrafi olarak uygun olmadığı okullar gibi sebeplerle kapsam dışı bırakılabilecek öğrenci oranını minimum düzeyde tutmaları ve hedef yaş grubundaki öğrencilerin en fazla yüzde 5’ini uygulama dışında bırakmaları isteniyor.
İKİ AŞAMALI YÖNTEM
PISA’nın örnekleme sürecinin iki aşamalı tabakalı olasılıklı bir yöntemle yürütüldüğünü belirten Schleicher, ilk aşamada okulların ulusal okul örnekleme çerçevesinden büyüklüğe orantılı olasılık (PPS) yöntemiyle seçildiğini ifade etti.
Buna göre bir okulun seçilme olasılığı, okulda kayıtlı olduğu tahmin edilen uygun yaştaki 15 yaşındaki öğrenci sayısına bağlı oluyor. Temel okul özelliklerinin temsiliyetini sağlamak için açık ve örtük tabakalandırma değişkenleri kullanılıyor. Genel olarak en az 150 okulun seçildiğini belirten Schleicher, kritik noktayı şöyle açıklıyor:
Okul örneklemi OECD tarafından oluşturuluyor. Böylece PISA kapsamında hangi okulların araştırmaya dâhil edileceğinin ülkelerin tercihlerine göre değil, OECD tarafından belirlenen bilimsel örnekleme çerçevesi doğrultusunda oluşturulduğu ortaya konuluyor.
NASIL SEÇİLİYOR?
İkinci aşamada ise katılımcı okullardaki öğrenciler belirleniyor. Schleicher’in verdiği bilgiye göre öğrenciler, OECD tarafından geliştirilen yazılım ve prosedürlere göre belirleniyor; işlemler ise ülkeler tarafından yürütülüyor. Bilgisayar tabanlı değerlendirmeye katılan ülkelerde genellikle okul başına 42 öğrenci belirleniyor. Uygun öğrenci sayısı bu hedefin altında kalıyorsa öğrencilerin tamamı araştırmaya dâhil ediliyor.
Örneklemde yer alacak öğrenciler sistematik yöntemlerle eşit olasılıkla seçiliyor. Yani seçilen bir okulda öğrencilerin araştırmaya alınması da önceden belirlenmiş prosedürlere göre yürütülüyor. PISA’da seçilen okulların araştırmaya katılamamasına karşı yedek okullar da önceden belirleniyor. Bu okullar gerektiğinde kullanılarak katılım oranlarının ve örneklemin temsiliyetinin korunması sağlanıyor.
Bakan Tekin'den muhalefete PISA tepkisi: Niye elmayla armudu karşılaştırıyorsun?
SIKI İSTATİSTİKİ KRİTERLER VAR
PISA’nın okul ve öğrencilerin seçiminin yanı sıra katılım oranlarına ilişkin de sıkı istatistiki standartlar uyguladığını belirten Schleicher, veri kalitesini güvence altına almak için nüfus kapsamı ve katılım oranlarının takip edildiğini ifade etti.
Buna göre ülkelerden ağırlıklandırılmış okul katılım oranını yüzde 85’e ulaştırmaları veya bunu yedek okullar aracılığıyla telafi etmeleri bekleniyor. Katılımcı okullardaki ağırlıklandırılmış öğrenci katılım oranının ise yüzde 80 seviyesinde olması gerekiyor. Örnekleme sonuçları; kapsam endeksleri, uygulama dışı bırakma oranları, katılım oranları, tasarım etkileri ve örneklem büyüklükleri gibi göstergelerle değerlendiriliyor. Bu ölçütler, nihai örneklemin hedef nüfusu ne ölçüde temsil ettiğinin ve sonuçların güvenilirliğinin belirlenmesine yardımcı oluyor.
49 AYRI TABAKA KULLANILDI
Türkiye’nin PISA 2025 örnekleme sürecinin de oldukça ayrıntılı bir yapıya sahip olduğunu belirten Schleicher, Türkiye’nin 49 açık tabakadan oluşan bir örnekleme tasarımı uyguladığını açıkladı. Bu tabakalar; okul türü ve başarı yüzdelik dilimine göre belirlendi. Bunun yanı sıra 12 istatistiki bölge, yerleşim yeri ve cinsiyet dağılımı değişkenleri de örneklem seçiminde ikincil tür örneklem tabakası olarak kullanıldı.
PISA 2025 kapsamında Türkiye’nin ulusal hedef nüfusunun, eğitim kurumlarına kayıtlı 1 milyon 71 bin 658 15 yaşındaki öğrenciden oluştuğu bildirildi. Okul düzeyindeki uygulama dışı bırakılan öğrenci (özel eğitim okulları) sayısı 6 bin 796 öğrenci ile sınırlı kaldı. Bu rakam, okul dışlama oranının yüzde 0,63 olduğu anlamına geliyor.
Okul içi ağırlıklandırılmış uygulama dışı bırakma oranı (özel eğitim ihtiyacı olan öğrenciler ve geçici koruma altındaki öğrenciler) ise yüzde 2,11 olarak gerçekleşti. Böylece Türkiye’nin toplam dışlama oranı yüzde 2,74 oldu. Bu oran, PISA’nın uluslararası olarak belirlediği yüzde 5’lik sınırın oldukça altında bulunuyor.
PISA’nın şifresi vesayet kırıldı! Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2015 sonrası sıçramaya dikkat çekti
Kapsama göstergeleri de Türkiye açısından yüksek çıktı. Kapsam Endeksi 1 ve 2’nin her ikisi de 0,973 olarak hesaplandı. Bu durum, katılımcı örneklemin ulusal hedef ve kayıtlı nüfusun yaklaşık yüzde 97’sini kapsadığını gösteriyor.
203 OKUL ARAŞTIRMAYA KATILDI
Türkiye’nin okul katılım oranının da uluslararası standartların oldukça üzerinde olduğu görüldü. Esas olarak belirlenen okulların %98,9’u uygulamaya katıldı. Bu durum yedek okullar devreye alınmadan önce belirlenen okul örnekleminin neredeyse tamamında uygulamanın gerçekleştiği anlamına geliyor.
Yedek okulların kullanılması sonrasında bu oran yüzde 100’e çıktı. Toplam 203 okul PISA 2025 araştırmasına katıldı. Öğrenci katılımında da benzer şekilde yüksek bir oran elde edildi. Katılımcı okullardaki ağırlıklandırılmış öğrenci katılım oranı yüzde 98,6 olarak gerçekleşti. Toplam 7 bin 702 öğrenci değerlendirmeye alındı. Böylece Türkiye, PISA’nın uluslararası yüzde 80’lik öğrenci katılım standardının oldukça üzerine çıktı.
Schleicher’in değerlendirmesine göre Türkiye’nin PISA 2025 örneklemi; yüksek okul katılımı, çok yüksek öğrenci katılım oranı, düşük dışlama düzeyi ve güçlü nüfus kapsamıyla uluslararası örnekleme standartlarını karşıladı. Ortaya çıkan ağırlıklandırılmış örneklem, ulusal hedef nüfustaki yaklaşık 920 bin 900 öğrenciyi temsil ediyor. Bu örneklem, Türk öğrencilerin performansının ve bağlamsal sonuçlarının raporlanması için güçlü bir temel oluşturuyor.
Tüm bu veriler, PISA 2025’te Türkiye’nin örnekleminin önceden belirlenmiş uluslararası kurallar ve bilimsel örnekleme standartları çerçevesinde oluşturulduğunu ortaya koyuyor. Okul seçiminde OECD’nin uluslararası yüklenicileri tarafından oluşturulan örnekleme çerçevesi kullanılırken, seçilen okullardaki öğrenciler de PISA’nın belirlediği yazılım ve prosedürler doğrultusunda ülkeler tarafından uygulamaya alındı.

