Bakan Çiftçi ile bayram sohbeti: Umudun adı da adresi de Türkiye
Mülkiye’yi birincilikle kazanan Bakan Mustafa Çiftçi, efsane Vali Recep Yazıcıoğlu’nun idarecilik anlayışını kendisine örnek aldığını anlattı. Çiftçi “Bir gün onun gibi olmak isterdim. O millete hizmet etme idealinin peşinden hiç ayrılmadım” dedi.
- Bakan Çiftçi, bayramların sıla-i rahim olduğunu ve milletin kültürel bağlarının güçlü olduğunu belirtti.
- Çocukluk bayramlarının unutulmaz olduğunu ve Türkiye'nin umudun adresi olduğunu ifade etti.
- Üç çocuk babası olan Çiftçi, yoğun kamu görevi nedeniyle çocuklarına yeterince zaman ayıramadığı bir anısını paylaştı.
- Hayat felsefesini 'Kendini bilen, Rabb'ini bilir' sözleriyle özetleyerek öğrenmenin önemini vurguladı.
- Mülkiye'yi birincilikle kazanmasının hayatının yönünü belirlediğini ve merhum Vali Recep Yazıcıoğlu'nu idarecilik anlayışına örnek aldığını söyledi.
GAMZE ERDOĞAN- İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Ramazan Bayramı vesilesiyle sorularımızı cevapladı.
“Bayramlar sılayırahimdir” diyen Çiftçi, “Bu milletin külüne üflesen altından imanı çıkar” sözleriyle kültürel krizlere karşı ülkemizin güçlü bağlarına vurgu yaptı.
Mülkiye’yi birincilikle kazanmasının hayatının yönünü belirlediğini ifade eden Çiftçi, merhum Vali Recep Yazıcıoğlu’nun idarecilik anlayışını kendisine örnek aldığını söyledi.
“Kendini bilen Rabb'ini bilir” sözleriyle hayat felsefesini özetleyen Çiftçi, öğrenmenin ve kendini geliştirmenin önemini vurguladı.
İşte Bakan Çiftçi’nin sorularımıza verdiği cevaplar:
BAYRAMLAR SILAYIRAHİMDİR
Ramazan Bayramı vesilesiyle bir araya gelmiş bulunuyoruz. Öncelikle okuyucularımıza yönelik ramazan bayramı mesajınızı alabilir miyiz?
Bayramlar birer sıla-i rahimdir. Kalbin, ruhun, dayanışmanın, kardeşliğin, memleketin, ailenin sılasına dönüştür. Bir ay boyunca oruçla nefsini, ruhunu ve bedenini arındıran, rahmet ve bereket ikliminden soluyanların ulaştığı bir sevinç günüdür bayramlar... En güzel hasletleri yeniden kuşandığımız mübarek ramazan ayı ve onun mükafatı olan ramazan bayramı medeniyet ufkumuzun sönmeyen kandilidir.
TÜRKİYE UMUDUN ADRESİDİR
İnsanlardan hep “Nerede o eski bayramlar...” cümlesini duyuyoruz. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz, unutamadığınız bir anınız var mı?
Bu cümle, hepimizin içinde taşıdığı hiç dinmeyen bir hasret duygusunun ifadesidir aslında. Çocukluk masumluk demek. Ve insanın çocukluğunda yaşadığı bayramlar asla unutulmaz. Sezai Karakoç üstadımız “Çocukluğumuz” şiirinde şöyle diyor: “İslam bir sevinçti kaplardı içimizi”
Bayramlar bizim için ilahi bir lütuf ve sevinç olmuştur her zaman. O sevinci süsleyen bayram namazları, tekbirler, kucaklaşmalar, büyüklerin elini öpmeler bizi biz yapan güzelliklerdi. Bugün de milletimiz hamdolsun değerlerinden taviz vermeden bunu yaşatıyor.
Elbette değişen şartlar var. Batı merkezli kültürel hegemonyanın krizleri ve açmazları toplumsal anlamda bizleri de etkiliyor. Ama bu milletin külüne üflesen altından imanı çıkar. Umudu her zaman diri tutmak gerekiyor. Çünkü Türkiye umudun adıdır, adresidir.
“KAYMAKAM OLMAK İSTEMEM...”
Bakan olmanızın yanında aynı zamanda bir babasınız. Çocuklarınızla iletişiminiz nasıl, unutamadığınız bir hatıranız var mı?
Üç evlat babasıyım; iki oğlum, bir kızım var. Büyük oğlum Özel Harekât Başkanlığında görev yapıyor. Kızım Konya’da özel bir firmada iç mimar olarak çalışıyor. Küçük oğlum ise bu yıl üniversiteyi kazandı ve Siyasal Bilgiler Fakültesi hazırlık sınıfında eğitimine devam ediyor.
Kamu görevimin yoğunluğu nedeniyle, İçişleri Bakanlığı merkez teşkilatındaki çalışmalarımda, TBMM’de ve valilik görevlerim sırasında çocuklarıma yeterince zaman ayıramadığım dönemler oldu.
Bu durumun bende bıraktığı en çarpıcı hatıralardan biri, Adilcevaz Kaymakamlığı görevim sırasında yaşadığım bir anıdır. Bir gün kızım, mesleğimle ilgili bir ödev için benimle röportaj yapmak üzere makamıma gelmişti. Yoğunluğum nedeniyle kendisine, işlerimi tamamladıktan sonra yardımcı olabileceğimi söyledim. Aradan yaklaşık bir saat geçtikten sonra kızımın “Baba, ben büyüyünce kaymakam olmak istemem” sözleriyle irkildim.
Sebebini sorduğumda ise “Çocuklarıma yeterince zaman ayıramam herhâlde” cevabını verdi. Bu söz, o günden bugüne hafızamda yer etmiş ve kamu görevlerimizin aile hayatımız üzerindeki etkisini bana derinden hatırlatan bir anı olarak kalmıştır.
KENDİNİ BİLEN, RABB'İNİ BİLİR
Hayat felsefenizi “İnsan öğrenmeyi bıraktığı gün yaşlanır” sözü ile tanımlıyorsunuz. Bunu biraz açabilir misiniz?
Okumanın ve öğrenmenin nihai amacı; insanın kendini tanıması, varoluş gayesini sorgulaması ve hayatına anlam katmasıdır. “Kendini bilen, Rabb'ini bilir” anlayışı da bu hakikati en özlü biçimde ifade eder. İnsanın bu dünyadaki temel gayesi; kendini bilmek, Yaratıcısını tanımaktır ve bu bilinçle iyi bir insan, iyi bir kul olma yolunda çaba gösterir.
YAZICIOĞLU'NU ÖRNEK ALDIM
1990 yılında Konya İmam Hatip Lisesi’nden mezun olan İçişleri Bakanı Çiftçi, aynı yıl Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi (Mülkiye) Kamu Yönetimi Bölümü’nü birincilikle kazandığını söyledi.
Çiftçi, lise yıllarında hocalarının okullarından mezun olup Mülkiye’yi ya da hukuk fakültesini kazanan büyüklerini anlattığını, onların başarı hikâyelerinin kendileri için güçlü bir motivasyon kaynağı olduğunu ifade etti.
Mülkiye yıllarımda, merhum Vali Recep Yazıcıoğlu’nun idarecilik anlayışını kendine örnek aldığını belirten Bakan Çiftçi, “Onun halkla kurduğu güçlü bağ, sorunlara cesaretle yaklaşan tavrı ve görev yaptığı her yerde bıraktığı iz, bende derin bir hayranlık uyandırırdı. Onu takip eder, yaptığı çalışmaları inceler ve 'Bir gün ben de onun gibi bir vali olabilir miyim?' sorusunu kendime sık sık sorardım. O yıllarda kurduğum bu hayal, yalnızca bir meslek hedefi değil; aynı zamanda millete hizmet etme arzusunun somut bir ifadesiydi. Bugün dönüp baktığımda, lise sıralarında başlayan o hikâyenin, o idealin peşinden hiç ayrılmadığımızı görüyorum hamdolsun” dedi.
