YÜCEL KOÇ | LEFKOŞA

Kıbrıs Barış Harekâtının 47’nci yıl dönümü münasebetiyle KKTC'yi ziyaret eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, aralarında Yayın Koordinatörümüz Yücel Koç'un da bulunduğu gazetecilerin sorularını cevapladı.
Maraş açılımının bir barış projesi olduğunu belirten Erdoğan, "Buna da böyle bakmak gerekiyor. Tüm adımlar şeffaf bir şekilde uluslararası hukuk temelinde atılmaktadır. Adadaki iki halkın da yararına olacak bu girişimin kara propagandaya malzeme yapılması da nafiledir. Müzakerelerin iki toplum arasında değil, iki devlet arasında yürütülmesinin de zamanı gelmiştir. Bunun için de biz üçüncü kişileri kesinlikle aramıza sokmamakta kararlıyız ve böyle bir şeyi kabul etmemiz de mümkün değil" dedi.  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sorulara verdiği cevaplar şöyle:

¥ “Müzakerenin iki devlet arasında yürütülmesinin zamanı gelmiştir” dediniz. Kıbrıs’ın statüsü ile ilgili iki gün boyunca yaptığınız konuşmalarda da “Artık güney, kuzey yok” ifadesini kullandınız. Bu süreç Kıbrıs Türk Devleti’ne mi gidiyor?
 Brüksel’de Miçotakis ile yaptığımız görüşmede, kendisine dedim ki; “Bundan sonra üçüncü ülkeyi, dördüncü ülkeyi aramıza koymanın anlamı yok. Yani Yunanistan ve Türkiye var. Biz sadece danışmanlarımızı devreye sokalım, onlar kendi aralarında görüşmeleri yapsınlar, bize neticeyi getirsinler, ondan sonra da biz görüşmemizi yapıp işi neticeye bağlayalım.” “Mutabık mıyız?” “Mutabıkız.” “Anlaştık mı?” “Anlaştık.” Şurada daha bir ay olmadı, bizim buradaki görüşmemizden sonra sen hemen kalk, Amerika’da ne kadar Türkiye düşmanı varsa, onları yanına topla! Onlarla beraber güya bize meydan okuma yoluna gitmiş! “Bu yıl iyi geçecek” diye de öbür taraftan yine mesajlar veriyor. Şimdi Güney’in garantörü o. Kuzey’in garantörü de biziz. İngiltere kimin garantörü belli değil. Şimdi böyle bir durum içerisinde bizim çok çok dikkatli ve hassas olmamız lazım. İşte Doğu Akdeniz’deki gelişmeleri görüyorsunuz. “Gelin beraberce oturalım, bir yeni konferans düzenleyelim” teklifimize de hâlâ olumlu cevap veremediler. Bundan da sürekli kaçıyorlar. Tablo bu.

BİZ VARKEN RUMLAR NATO'YA GİREMEZ
¥ Kıbrıs Rum kesiminin NATO üyeliği ile ilgili son yıllarda bir hareketlenme var. BM ve AB’deki temsiliyetten sonra, Kıbrıs Rum kesimini adanın tek sahibiymiş gibi, NATO’ya üye yapılmasını ihtimal dahilinde görüyor musunuz? Eğer böyle bir gelişme olursa Türkiye’nin buna vereceği cevap ne olur?

NATO’nun kendi sözleşmesine baktığımız zaman, burada bizim olumlu bir cevap vermediğimiz sürece bir defa Güney Kıbrıs’ın NATO’ya girmesi mümkün değildir. Bunu Yunanistan için yaptılar ama şu anda böyle bir durum söz konusu olamaz. Çünkü artık Yunanistan’ı NATO’ya üye yaptıkları zamanki gibi bir hükûmet yok Türkiye’de. Şimdi biz varız. Biz olduğumuz için de hele hele Güney Kıbrıs’ı asla ve kat’a sokamazlar, alamazlar. Burada Türkiye’yi baypas etmeleri mümkün olmadığına göre, Güney Kıbrıs’ı almaları da mümkün değildir.

¥  Bu seneki 20 Temmuz kutlamaları daha görkemli oldu. Hem verdiğimiz mesajlar hem de geniş katılımlı heyetle ortaya çıkan görüntü, Türkiye’nin Kıbrıs’a bakışını, millî davasını net bir şekilde gösterdi. Heyette MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli, BBP Genel Başkanı Sayın Mustafa Destici, DSP Genel Başkanı Sayın Önder Aksakal, SP Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk vardı. CHP ve İyi Parti genel başkanları yoktu. Onlara davet gitti mi? Gittiyse katılmamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Biz Kıbrıs davasına başından beri sahip çıkıyoruz. Rahmetli Ecevit o zamanın Başbakanıydı ama Başbakan Yardımcısı olarak da merhum Erbakan vardı malum. Ben de tabii o zamanlar partimizin içerisinde aktif bir görevdeydim ve süreci iyi biliyorum. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tarafından bu ziyarete, bu kutlamaya, örneğin, Oğuzhan Bey davet edildiği gibi Temel Bey de davet edildi. Ama Temel Bey maalesef gelmedi. Aynı şekilde CHP ve İyi Parti genel başkanları da davet edildi. Ama maalesef onlar da gelmedi. Öbür tarafta HDP tabi ki davet edilmedi. Çünkü onların millilik diye bir derdi yok. Öyle sayısal duruma da bakılmadı.

¥ AB’nin Libya’da bir askerî misyon gönderme planı olduğuna dair bir rapor ortaya çıktı. Aralık ayında Libya’da bir seçim olacak. Türkiye’nin oradaki tutumu belli. Bütün bunlar çerçevesinde Türkiye’nin yeni bir politikası olacak mı?
Türkiye olarak en başından beri tutumumuz Libya’nın egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve siyasi birliğinin korunması oldu. Biz BM tarafından tanınan meşru hükûmetin daveti üzerine Libya’da bulunuyoruz. Libya’da hem diplomatik hem askerî alanda gösterdiğimiz başarılarla ülkenin uzun süreli bir iç savaşa sürüklenmesini engelledik. Böylece BM öncülüğündeki siyasi sürecin de önünü açtık. Libya’nın barış ve istikrarı için, Libyalı kardeşlerimizin refahı ve huzuru için çalışmayı sürdüreceğiz. Diğer ülkeler de aynı doğrultuda samimiyetle gayret göstermeli. Libya yönetimi itibarıyla ifade ediyorum, AB ülkelerini kendileri için pek hayırlı bir rüya olarak zaten görmüyorlar.

UÇAĞIN ÜSTÜNDEN F-16'LAR GEÇİYORDU
¥ 15 Temmuz’a “tiyatro”, “kontrollü” diyenler, beş yıldır aynı söylemlerini sürdürüyorlar. Hatta biraz daha ileri giderek sizin o gece, “uçan sarayla semalarda olduğunuzu” söylediler. Muhalefetin 15 Temmuz konusundaki bu sulandırma, hafifleştirme söylemlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bizim o gece geldiğimiz uçak, 14 kişilik bir uçaktı. Üstelik o gece F-16’lar bizim üzerimizden gidip geliyorlardı. Bunlar ise tankların arasından Bakırköy Belediye Başkanının evine gitti. Orada da kahvesini yudumlarken, bir taraftan da ne zaman vurulacak diye herhalde bizi izliyordu. Derdi oydu. Ama kudret, kuvvet sahibi olan Allah’tır. Orada on binler bizi bekliyordu. Biz on binlerle buluştuk, on binlerle kucaklaştık. On binlerle beraber üzerimizden geçen F-16’lar da oldu, helikopterler de oldu. Bunları bir taraftan takip ettik. Bu işi yaşayanlardan bir tanesi de Ümit Paşaydı, o zaman Birinci Ordu Komutanıydı. Önce ona bir açıklama yaptırdık, ardından da biz basın açıklamamızı yaptık. Biz oradaydık ve noktayı koyacağım zamana kadar biz Atatürk Havalimanından ayrılmadık. Noktayı koyduk ve ertesi gün oradan o şekilde ayrıldık. Bunların hayatından, bunların başından geçmiş böyle bir şey yok, olmamış zaten. Bunların sadece yalan üzerine kurulu bir hayatları var, bir düzenleri var. Akşam bir başka yalan, sabah bir başka yalan… Hele bunları konuşan zatın zaten siyasette bir dünyası yok. Biz tabii hayatımızı siyasetin içinde bu tür olaylarla yaşayarak geçirdiğimiz için böyle bir farklılığımız var. Onun için de hayata bakışımız çok çok farklı. Biz o gece de her zaman olduğu gibi sadece Rabbimize güvendik.
Bu arada tavsiye ederim, Ankara’daki 15 Temmuz Müzesini muhakkak görün. Gerçekten güzel bir eser ortaya çıktı. Adeta o geceyi canlandırıyor. Sizi alıp beş yıl önceye götürüyor. Arkadaşlar güzel bir eser çıkardılar hamdolsun.

¥ CHP genel başkan yardımcısı bir hanımefendinin “KHK’lıların haklarında yargı kararı olsa dahi dosyalarına yeniden bakılacak ve görevlerine iade edilecek” anlamında bir açıklaması oldu. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?
Bunlar nasıl söyleyebiliyorlar anlamıyorum. Olabilir mi böyle bir şey? “Yargı kararı bile olsa” ne demek! Yargı kararı varsa bitmiştir o zaten. Öyle bir şey olabilir mi? Bunlar nerede geziyor, nerede dolaşıyor? Yargı kararı varsa zaten bitmiştir o iş. Hele hele KHK...

MÜLTECİ İSTEMEZSE GÖNDEREMEZSİN
¥ Muhalefet partisi genel başkanı “Suriyelileri göndereceğim” diyor. Bunu istismar alanı yaptıklarını düşünüyor musunuz? Sizin bu noktadaki çalışmalarınız ve AB boyutunun son durumu nedir? Bunun yanı sıra muhalefet genel başkanı “Dünyaya sesleniyorum” diyerek, “Kuvay-ı Milliye geleneğinden geliyorum, çok çetin müzakereler sizi bekliyor” diyor. Bu sözleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
“Ben Atatürk’ün partisiyim” diyen bu adam, “Kuvay-ı Milliye geleneğinden geliyorum” diyor ama bir defa Kuvay-ı Milliye ruhundan haberi yok. Onu bir öğrenmesi lazım. Çünkü ta oralara kadar asker göndermişiz. Tavsiye ediyorum; Misak-ı Milli’yi bir öğrensin. Biz bu ülkede iktidarda olduğumuz sürece, bize sığınan Allah’ın kullarını biz katillerin kucağına atmayız. Şu anda bunlar bize sığınmışlar; el-eman diliyorlar. Bu el-eman dileyenlere “Hadi geldiğiniz yere dönün” diyemeyiz. Kaldıkları o çadırları biz gördük. Biz şimdi briket evler yapıyoruz. Hedefimiz ilk etapta 100 bin briket ev. 50 bin civarında bitirdik. Ve bütün bunları bitirerek buraya o mültecilerin bir kısmını yerleştirelim istiyoruz. Bu insani, vicdani ve İslami bir yaklaşım tarzıdır. Ama bu adamın böyle bir derdi yok ki, böyle bir sıkıntısı yok ki. BM kurallarına göre, mülteciler gönüllü, güvenli ve onurlu bir şekilde evlerine dönebilir. Bundan da haberi yok. Böyle bir şeyi de zaten yapamazsın. Eğer gönüllü değilse, hele hele mülteci bir de sığınma talebinde bulunmuşsa, belki onu sen kabul etmek zorunda kalacaksın. Öyle bir durum da var. Nasıl siyaset yapıyor, kimlerin eline kaldı siyaset; yandık!

¥  Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un PKK’nın Suriye uzantısı YPG’ye bağlı bir oluşumla görüşmesi var. Dışişleri Bakanlığımız da bununla ilgili bir kınama yayımladı. Bu konudaki görüşleriniz nedir?
 Alıştık artık. Macron benimle hem iyi geçinmek istiyor; “Artık birbirimize böyle yüklenmeyelim” diyor. Ama öbür taraftan da aradan birkaç gün geçiyor; işte PKK’nın, YPG’nin bu tür uzantılarıyla el ele adım atıyorlar. Kaldı ki şu anda zaten bunlar koalisyon güçlerinde Amerika ile beraberler. Amerika ile beraber koalisyon güçlerinde beraber oldukları için de oradan sızma hareketiyle özellikle Irak’tan Suriye tarafına geçiyorlar, burada teröristlere ciddi manada destekler veriyorlar. Türkiye gibi bir ülkenin bunlardan haberi olmayacağını zannediyorlar. Ama biz bunların bütün olanını bitenini her şeyini biliyoruz. Ve üzerlerine üzerlerine gidiyoruz, gitmeye de devam edeceğiz.

YALAN TERÖRÜ ÜLKE İÇİN TEHDİT
¥ Medya ve sosyal medyada yer alan yalan haberlerle ilgili ciddi cezai müeyyide öngören bir yasa çalışmanız var mı?

Büyük Millet Meclisimiz sosyal medya ile alakalı bir yasa geçirdi. Fakat bu yasanın devamında özellikle yalan terörü hususunda bir adım daha atılması gerekiyor. Bu konuda da yaptığımız bir çalışma var. Uluslararası alanda özellikle bu yalan teröründe ne tür adımlar atılıyor; ne tür düzenlemeler, ne tür müeyyideler getiriliyor; karşılaştırmalı bir çalışma yaptık. Ekim ayından itibaren bununla ilgili de Meclis’te bir çalışma yürütülecek. Fakat sorun bizim açımızdan çok daha can yakıcı. Çünkü bizdeki muhalefet partisi bu yalan terörünü siyasetinin tek malzemesi yapmış durumda. Dolayısıyla bizdeki durum çok daha ciddi ve demokrasimiz adına çok daha büyük bir tehdit. Daha fazla katlanamayız. Çünkü bu da bir terör. Onun için üzerine gitmemiz lazım.

KIBRIS TÜRK DEVLETİ'NİN TANINMASI İÇİN HER TÜRLÜ GAYRETİ GÖSTERECEĞİZ
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, video konferans aracılığıyla düzenlenen, 81 ilin AK Parti teşkilatıyla bayramlaşma programında konuştu. Erdoğan, özetle şunları söyledi:
∂ (Covid-19) Her ne kadar salgın çeşitli ülkelerde yeni varyantlarla yükselişe geçse de Türkiye henüz bu tehdidin pençesine düşmüş değildir.
∂ Gençlerimiz başta olmak üzere ülkemizin insan kaynağını en verimli şekilde değerlendirmek için tüm kurumlarımızla yoğun gayret içindeyiz.
∂ Artık Kıbrıs Türklerinin uluslararası görüşmelerde masadaki tek talebi egemen devlet statülerinin tanınmasıdır. Bizim için Kuzey Kıbrıs, Güney Kıbrıs diye bir olay kalmamıştır. Bizim için sadece Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin mevcut sıkıntıları içindeki bağımsız devletler vardır. Bunun dışındaki tüm teklifler geçerliliğini yitirmiştir. Kıbrıs Türk Devleti’nin en kısa zamanda geniş bir tanınırlığa sahip olması için her türlü gayreti sergileyeceğiz.
∂ Ülkemizi, 19 yıldır sürdürdüğü, artık yeni bir safhasına geçmeye hazırlandığı demokrasi ve kalkınma hattından çıkarmak için uğraşanlar son viraja girdiklerinin farkındadır.
∂ Bir tarafta ülkemizi, siyaseti ve ekonomisiyle eski Türkiye’ye döndürmek isteyenler, diğer tarafta büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa etmeyi teklif edenler olduğunu milletimize en iyi şekilde anlatmalıyız. Şayet hep birlikte bunu başarırsak sadece seçimleri kazanmakla kalmayacağız, Türkiye’nin istiklal ve istikbal mücadelesine tarihî bir damga vuracağız.

Erdoğan'dan Suriyeli mülteciler mesajı: Katillerin kucağına atamayız Erdoğan'dan Suriyeli mülteciler mesajı: Katillerin kucağına atamayız Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun iktidara gelmeleri halinde Suriyelileri ülkelerine geri göndereceğine yönelik açıklamalarına "Biz bu ülkede iktidarda olduğumuz sürece bize sığınan Allah'ın kullarını biz katillerin kucağına atmayız. Bu kadar açık söylüyorum. Şu anda bunlar bize sığınmışlar 'elaman' diliyorlar. Bu 'elaman' dileyenlere 'Hadi geldiğiniz yere dönün' diyemeyiz" şeklinde cevap verdi.
Erdoğan: Kimse bizden geriye dönüş beklemesin Erdoğan: Kimse bizden geriye dönüş beklemesin Erdoğan, Rumların Kıbrıs Türkü'nü azınlık görme gafletinden uyanamadığını belirterek, ''Bizden kimse bundan sonra geriye dönüş beklemesin. Geçersizliği ispatlanmış modeller üzerine harcayacak bir 50 yılımız daha yok” dedi.
Erdoğan'dan Kıbrıs mesajı: Kuzey-Güney diye bir olay kalmadı Erdoğan'dan Kıbrıs mesajı: Kuzey-Güney diye bir olay kalmadı Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs için iki devletli çözüm mesajı vererek, "Biz, Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin egemen devlet üzerine kurulu yeni çözüm teklifini sonuna kadar destekliyoruz. Artık bizim için Kuzey Kıbrıs-Güney Kıbrıs diye bir olay kalmamıştır. Bizim için sadece Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin mevcut sıkıntıları içindeki bağımsız devletler vardır" diye konuştu.