"Minyonlar ve canavarlar"... Çocuk oyuncağı değil!
Popüler çocuk animasyon serisinin üçüncü filmi olan “Minyonlar ve Canavarlar”da, küçük sarı karakterler Hollywood’un 1920’lerine gidiyor. Ancak eserde ağır konulara girilip, “eşitlik” dersleri verilmeye kalkılıyor!
- Filmde minyonlar, bir film çekiminde kendilerini bulup popülerlik kazanıyor ancak sessiz filmlerden sesli sinemaya geçişle popülerlikleri sarsılıyor.
- Yapım, 1920'lerin kadınlarının oy hakkı meselesi ve dışlanmış figürlere yapılan romantik vurgular gibi ideolojik unsurlar barındırıyor.
- Sessiz sinemanın klasiklerine göndermeler yapılırken, animasyon kalitesi yüksek ancak film zamanla manasız bir kargaşaya dönüşebiliyor.
- Ayrıca, Virginia Woolf'un “Gece ve Gündüz” adlı evlilik romanının feminist bir bakış açısıyla sinemaya uyarlandığı “Virginia Woolf’tan Gece & Gündüz” filmi tanıtılıyor.
- Bu filmde, 1900'lerin başı Londra'sında geçen bir aşk ve evlilik hikayesi, özgürleşme kavgası ve Katharine'in bilim eğitimi isteği üzerine yoğunlaşıyor.
Dünyada en çok gişe elde eden animasyon filmlerinden biri oldu. “Çılgın Hırsız” adlı seriden doğan minik sarı hap şeklindeki karakterler, 2015’te “Minions” filmiyle popüler kültür fenomeni hâline geldi. Seri, 2022’deki devam filminden sonra şimdi üçlemeye dönüştü. “Minyonlar ve Canavarlar” adlı bu yeni yapımda sessiz sinema devrinin stüdyolarında maceraya çıkılıyor.
Yönetmenliğini Minyonları ortaya çıkaran Pierre Coffin’in üstlendiği yapımda, hikâye 1920’lerin sessiz sinema devrinin Hollywood’unda geçiyor. Minyonlar, uzun bir seyahat sonrasında ezkaza kendilerini bir film çekiminde buluyorlar. Garip davranışları sebebiyle kısa zamanda popülerlik kazanıp “yıldız” hâline geliyorlar.
Ancak çıkışın inişi de var; sessiz filmlerden sesli sinemaya geçişle birlikte Minyonların popülaritesi sarsılıyor. Derken Hollywood’da kendi filmlerini çekmek istiyorlar. Bunun da bir “canavar filmi” olmasını kararlaştırıyorlar. Ancak gerçek bir “canavar” kaosu ortaya çıkınca iş dünyanın geleceğine kadar uzanıyor!
SESSİZ FİLMLERE GÖNDERMELER VAR
Minyonların kökenlerine dair yeni bilgiler verilen filmde yine basit bir hikâye ve “slapstick” denilen sakarlıklara dayalı bir mizah ön plana çıkıyor.
Mekân Hollywood olunca “Modern Zamanlar” ve “Frankenstein” gibi korku sinemasının sessiz klasiklerine de göndermeler yapılıyor. İşin üst düzey animasyon kalitesi dikkati çekiyor. Ancak film zamanla manasız bir kargaşaya dönüyor.
İDEOLOJİK UNSURLAR VAR
Yapımın arka planında ise fazla “ciddi konular” işleniyor! 1920’lerdeki kadınların oy hakkı meselesi ele alınıp, didaktik sayılabilecek bir üslupla sunuluyor. Eserde canavar mefhumu üzerinden “dışlanmış” figürlere romantik vurgular yapılıyor. Yer yer miniklere kötü örnek teşkil edecek hareketler pozitif şekilde sunuluyor. Doğrusu bütün bu saydıklarımız hedef kitlesinin merkezine çocukları koyan bir yapım için oldukça aşırı ve “ideolojik” görünüyor!
"VIRGINIA WOOLF’TAN GECE & GÜNDÜZ" : EVLİLİK ROMANINA AYKIRI YORUM
Kadınlar anne rolleriyle öne çıkıyor, eserleri anonim isimlerle basılıyor, bilim derneklerine üye olamıyorlardı… Bütün bunlar çok uzak mazide değil, 1900’lerin başının Londra’sında yaşanıyordu.
Aykırı kimliği ve eserleriyle tanınan yazar Virginia Woolf “Gece ve Gündüz” adlı eserinde işte bu devirde geçen dört gencin aşk ve evlilik çıkmazını anlatıyordu. Woolf, geleneklere başkaldırı mahiyetindeki bu romanını daha sonra “tam bir başarısızlık” olarak nitelendirecekti.
Ancak beyazperdenin kadın başarı hikâyelerine tutkusu malum! Hâl böyle olunca bu roman da sinemaya taşındı. Yönetmenliğini Tina Gharavi’nin üstlendiği “Virginia Woolf’tan Gece & Gündüz” adlı filmde, Haley Bennett, Elyas M’Barek, Lily Allen, Jack Whitehall ve Jennifer Saunders gibi oyuncular bir araya geldi.
ÇAĞIN RUHUNA GÖRE…
Paris’te yaşayan İranlı yönetmen Gharavi, Woolf’un romanını yeterince feminist bulmamış olacak ki filmde çağın ruhuna göre değiştiriyor! Eserdeki romantizm geri plana itilerek, özgürleşme kavgası büyütülüyor. Romanın merkezindeki Katharine’in astronomi merakı büyütülüyor. Genç kız, Cambridge’te bilim eğitimi almak isterken babası ise onun aile dostu William Rodney ile evlenip yuva kurmasını arzuluyor. Derken Katharine, kadınların oy hakkını savunan süfrajet hareketiyle tanışıyor…
ORİJİNAL Mİ?
Evlilik romanından günümüze uygun bir feminist hikâye çıkarılmaya çalışılan filmde, Haley Bennett’in oyunculuğu dikkat çekiyor. Dekor ve kostümler de eserin güçlü yanları arasında yer alıyor. Fakat bunlara rağmen yapım, yer yer boğulan senaryosu ve eşitliğe dair didaktik sahneleriyle yeterince orijinal kılınamıyor ve seyir tadı vermiyor.
HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ
- “Otopsi”
- “Ölünün Laneti”
- “Uyurgezer”
- “Dalga”
