MURAT ÖZTEKİN

Kültürel miras konusunda Türkiye’nin önde gelen isimleri restorasyon, arkeoloji ve müzecilik teknolojileri fuarı Heritage İstanbul’da bir araya gelecek. 23-25 Haziran tarihlerinde beşinci defa gerçekleşecek olan fuar,  “Geçmişe Gelecek  Sağlamak” sloganıyla yapılacak konferans, söyleşi ve atölyelerle Anadolu’nun tarih ve sanat varlığına dikkatleri çekecek. Biz de arkeoloji sahasının tanınmış yazarı ve Heritage İstanbul’un danışmanı Nezih Başgelen’le Türkiye’deki kültürel mirasın durumunu konuştuk...

AKTİF ÇALIŞILDI
Pandeminin kültürel miras sahasında izler bıraktığını söyleyen Başgelen “Türkiye özel müze sayısında geçen sene rekor kırdı. Ama bunlar sınırlanmak durumunda kaldı. En iyi müzeleri açmıştık ama ziyaret edilemedi. Boş kaldılar” diye konuşuyor. Başgelen, “Türkiye devasa bir kazı alanı gibi... Birçok bölgedeki arkeolojik kazılar pandemide de devam etti. Sizce bu bir fırsat mıydı?” soruma ise “Bakanlık yakın dönemde ‘12 ay kazı’ uygulamasını getirdi. Bu pandemide yoğun olarak uygulandı. Arkeologlar bu zaman zarfında çok kolay çalışabildi. Sınırlı bilgi elde edinilen yerlerde daha aktif çalışma fırsatı buldular. 2020’de müzelerde yerini alan toplam envanterlik eser sayısı 6 bin 437 oldu. Pozitif bir hava mevcut” diye cevap veriyor.

PANDEMİDE KAÇAK KAZI FURYASI
“Ama işin legal olmayan kazılar cephesi de var...” diyen Başgelen, sözü pandemide artan kaçak hafriyata getirerek şöyle konuşuyor: Malumunuz geçtiğimiz günlerde hazine avcıları, Kastamonu’nun Hanönü ilçesindeki Kavak köyünde AFAD vazifelisi kılığında organize olarak kaçak kazı yaptılar. Görememeleri için köylüleri eve kapatıp olağanüstü yerleri iş makineleriyle açtılar. İşin buraya kadar gelmesi, pandemi sürecinde oldu. Ziyaretçiler ve yürüyüş yapanlar gibi kültür grupları sahadan çekilince, define arayıcılarına gün doğdu. Kaçak kazılarda pandemi öncesine göre ciddi bir artış var. Mart 2020 ile Mart 2021 arasında 1.696 izinsiz kazı işlemi yapıldı.

HABER AĞI KURULMALI
Kültür ve Turizm Bakanlığının Anadolu’dan yurt dışına kaçırılan eserlerin geri getirilmesi için birim kurduğunu hatırlatan Başgelen “Bakanlık, yurt dışındaki eserleri tarihinde ilk defa bu kadar ciddiyetle takip ediyor. Çok başarılılar. Ancak maalesef Türkiye’de kaçak kazılarla kaçırılma işi devam ediyor. Bunu yeni müzayedelerden anlıyoruz” diyor. Tanınmış arkeolog, bu hususta yapılması gerekenleri ise şu sözlerle anlatıyor: Bugün Jandarma bu konuda büyük bir hassasiyet gösteriyor ama ülke çok büyük. Dağı ve tepeyi koruyabilmek, belirli bir haber ağını gerektiriyor. Fotokapan tarzı uygulamalarla anıtlar ve ören yerleri korunmalı. Restorasyonlar da ciddi şekilde zimmetlenmeli. Ata yadigârlarına el sürenlerin elinin yanması lazım. Türbe, cami ve sair mekânlardan eser kaçıranların elini yakacağız ki, bir daha yapamasınlar!  
Öte yandan Türkiye’de özel sektörün arkeolojik kazılara verdiği desteğin yeterli olmadığını vurgulayan Başgelen “Maalesef taraflarla konuştuğunuz vakit, reklamlardaki hava ile sahadaki çalışma çoğu zaman örtüşmüyor. Destekler cüzi rakamlarda kalabiliyor. Bunu bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’deki konjonktürel ekonomik daralmayla da izah edebiliriz” ifadelerini kullanıyor.

KÜLTÜREL MİRAS POLİTİKAMIZ OLMALI
Heritage Projeleri Yöneticisi Osman Murat Akan ise 5. Heritage İstanbul fuarında müzecilik, restorasyon ve arkeoloji olmak üzere üç kavramı bir araya getirdiklerini kaydederek “Faaliyeti birçok duayen ismin konuşacağı bir faaliyet olarak planladık. Bunun yanında fuar, bu işin olmazsa olmazıydı. Kültürel miras, ülke turizminin kaldıracı olarak görülen bir değer. Hem Kültür ve Turizm Bakanlığının hem de mahallî yönetimlerin kültürel miras politikaları oluşturması gerekiyor” diyor. Türkiye’deki arkeolojik kazılar konusunda birtakım değişikliklere ihtiyaç olduğunu savunan Akan “Arkeolojik kazılar, ciddi ekonomik giderleri olan ve bu sebeple daha fazla uzayan faaliyetler. Ören yerlerimiz çok büyük alanlar. Bunların ayağa kaldırılması maddi yük getiriyor; belirli oranda özelleştirilmesi ve araya özel sektörün konulması lazım” diyor.