Sosyal medyada 80’ler rüzgârı... Z kuşağı yaşamadığı yılların hasreti içinde
80’ler yeniden sahnede! Sosyal medyanın bugüne kadarki en ilgi çeken akımında ünlü ünsüz herkes, yapay zekâ sayesinde bir anda kasetlerin, vatkalı ceketlerin ve analog fotoğrafların dünyasına ışınlanıyor. Peki, o yılları hiç yaşamayan Z kuşağı neden 80’lere bu kadar güçlü bir hasret duyuyor? Uzmanlara sorduk...
Z kuşağı neden 80’lere bu kadar güçlü bir hasret duyuyor? Uzmanlara sorduk... Abartılı saçlar, vatkalı ceketler ve retro aksesuarlar... Sosyal medya bir süredir 80’ler çılgınlığıyla çalkalanıyor. Ünlü ünsüz herkes fotoğraflarını yapay zekâyla nostaljik stüdyo portrelerine dönüştürüyor. Peki, o dönemi hiç yaşamayan gençler neden 80’lerin peşine düştü? Bu trend sadece birkaç beğenilme sevdası mı, yoksa altında başka bir şey mi yatıyor? Konuyu uzmanlarına sorduk. Aldığımız cevap çok çarpıcı: Dijital dünyaya doğan Z kuşağı, geçmişin samimiyet ve sıcaklığına hasret duyuyor. Ancak geçmişin bu şekilde romantize edilmesi gençlerin tarihsel gerçeklerden uzaklaşmasına sebep olabilir.
80’ler akımının sosyal medyada “beğeni alma” yüzeyselliğinden ibaret olmadığını söyleyen NPİSTANBUL Hastanesi Klinik Psikoloğu Çağrı Akyol Çevirir, “Bu akım geçmişi özlemekten değil; bugün eksikliğini hissettiğimiz şeyleri geçmişin içinde bulmaktan kaynaklanıyor” diyor. Özellikle o dönemi hiç yaşamamış Z kuşağının bu modaya büyük ilgi duyduğuna dikkat çeken Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı ise, bunun sebebinin Z kuşağının o dönemlere yükledikleri samimiyet, mahalle, komşuluk, aile birlikteliği ile zamanın daha yavaş akması olduğunu söylüyor.
80’ler akımında büyük risk! KVKK uyardı: Fotoğrafınızı yüklemeden önce bunu bilin
SAHTE DEĞİL “SENTETİK NOSTALJİ”
Sosyal medyada ve yapay zekâ uygulamalarında kendilerini 80’lerin estetiği içine yerleştiren gençlerin bu davranışla yeni bir boyuta geçtiğini belirten Prof. Dr. Süleymanlı, bunu “sentetik nostalji” olarak tanımlıyor. Prof. Dr. Süleymanlı’ya göre, gençler yapay zekânın kusursuz görsellerinden bıktı. Eski fotoğraflardaki soluk renkler ve çizikler artık “gerçekliğin sembolü” oldu.
DİJİTAL YORGUNLUK
Z kuşağının dijital dünyanın içine doğduğunu hatırlatan Prof. Dr. Süleymanlı, “Ancak bildirimler, kısa videolar ve sürekli birileriyle yarışma hâli zamanla dijital yorgunluk ve zihinsel bir doygunluk oluşturdu. Bu yüzden geçmişin nesneleri olan plak, kaset, basılı kitap ve yüz yüze sohbet yeniden kıymete bindi. Gençler o eski eşyalarda; o dönemin yavaşlığını ve gerçekliğini arıyor” diye açıklıyor.
GEÇMİŞİN SICAKLIĞINI ARIYORLAR
Ancak Z kuşağının bu ilgisini küçümsemek yerine onu bir toplumsal gösterge olarak okumanın daha anlamlı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Süleymanlı, “Son araştırmalar bize gençlerin teknolojiyi terk etmek istemediğini; teknolojinin hayatın tamamını işgal etmediği bir denge aradığını düşündürüyor. Geçmişten seçtikleri şey de çoğu zaman eski eşyaların kendisi değil; sahicilik, aidiyet, yüz yüze ilişki, yavaşlık ve öngörülebilirliktir” diye konuştu.
GEÇMİŞİN ROMANTİZE EDİLMESİ RİSK TAŞIYOR
Gençlerin hiç deneyimlemedikleri dönemlere duydukları bu romantik yakınlığın “anemoia” kavramıyla açıklandığını anlatan Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, “20 yaşındaki bir genç, aile anlatıları, Türk pop-rock klasikleri ve dönem dizileri sayesinde zihninde canlı bir 80’ler tablosu oluşturabiliyor. Ancak burada seçici bir hafıza devreye giriyor; dönemin ekonomik ve toplumsal zorlukları arka planda kalırken, samimiyet, komşuluk, aile birlikteliği ve daha yavaş akan zaman fikri öne çıkıyor. Bu şekilde geçmişin romantize edilmesi elbette risk taşıyor. Çünkü gerçek 80’ler ile bugün sosyal medyada oluşturulan estetik 80’ler aynı şey değildir. Geçmişi yalnızca sıcak aile sofraları, mahalle arkadaşlıkları, kasetler ve renkli kıyafetlerden ibaret göstermek tarihsel gerçekliği basitleştirir” dedi.
YAVAŞ YAŞAMAK ARTIK BİR LÜKS OLDU
Hızın ve tüketimin bu kadar yüceltildiği bir çağda, geçmişin sunduğu “yavaşlığın” bir tür psikolojik sığınak hâline geldiğini söyleyen Psikolog Çağrı Akyol Çevirir ise bu trendin psikolojik boyutuna dikkati çekiyor. “Sosyal medyadaki beğeniler insana geçici bir haz verir ama ruhunu doyurmaz. Nostalji ise insana bir anlam ve ait olma hissi katıyor. Hiç yaşanmamış olsa bile o dönemin ‘biz’ hissi, günümüzün yalnız insanına iyi geliyor” diyor.

