Dejavu!
Bu tabloyu geçen sezon da yaşamıştı G.Saray. Dün yine iyi başladık, yine üzgün bitirdik.
Birbirinin kopyası niteliğinde Şampiyonlar Ligi başlangıcı…
Sizi geçen seneye Frankfurt deplasmanına götüreyim…
Osimhen sakat, Abdülkerim kulübede, ilk yarı öne geçip üstün oynayan Galatasaray geriye düştükten sonra kumdan kale gibi yıkılıp farklı yenilmişti.
Dün de aynısını yaşadı Galatasaray…
Maça çok iyi başladı ve “Osimhen’siz de oluyormuş” dedirtti! Hücum organizasyonları ve pas oyunu ile ilk 15 dakikada Sporting Lizbon’a göz açtırmadık, nefes aldırmadık. Topa sahip olup doğru bağlantılarla da sonuca gittik. Taç atışından golü bularak öne de geçtik. Lucas Torreira büyük oynadı ve golde payı var.
Neyi atacaksın Sane?
Hücumda da başarılı olan Galatasaray zayıf karnından avlandı. Süper Lig’de de 4 maçta 6 gol yiyen Galatasaray, 28. dakikada Sporting’in rakip ceza sahamızda ilk kez topla buluştuğu pozisyonda golü yedi. Bu seviyede çok basit ve kolay şekilde yedik. Ve yüzde 100 pozisyonda skor 1-1 iken Sane ile kaçırdık. Çalışılmış üst düzey bir hücum planlaması ile Sane kale önünde ‘Bunu da atmayacaksan neyi atacaksın’ tepkisi verdiğimiz golü yapamadı!
İşte bu durum belki de kırılma anı idi. Aleyhimize kırıldı maç bu andan sonra ne yazık ki…
Komik bir penaltıydı
İlk yarıda her anlamda üstünlük kurduğumuz Sporting Lizbon’a ikinci perdede teslim olduk.
Norveçli hakemin basit bir penaltı kararı ile dağıldık. Maçın hakemi çok kolay ve komik bir penaltı kararına imza attı.
Sonrasında orta sahada düştük. Sallai’nin yanlış hamlesi ve kazanılan frikikle Salazar’ın attığı frikik golü ile noktayı koydu. Okan Buruk değişikliklerle risk alınca takımın oyun bağlantısı koptu ve elimiz bomboş döndük.
Maçın adamı: Torreira

