Al Jazeera belgeseli dünyayı salladı: Fransa'yı sahneden silen Türkiye, Batı'nın hiç sunmadığı o teklifle tahtı devralıyor!
Türkiye'nin savunma sanayisinde yarım asırda gerçekleştirdiği dönüşüm Al Jazeera Arabic'in kapsamlı belgeseline konu oldu. TUSAŞ, ASELSAN, HAVELSAN ve ROKETSAN'ın tesislerinin kapılarını açtığı yapımda KAAN'dan Çelik Kubbe'ye, ATMACA'dan İHA'lara kadar birçok yerli sistem incelendi. KAAN Başmühendisi Yaban, milli savaş uçağının F-22, Su-57 ve J-20 ile aynı sınıfta yer aldığını söylerken, Türkiye'nin asıl hedefinin "6. nesile giden yolun altyapısını oluşturmak" olduğunu açıkladı.
Al Jazeera Arabic, Türkiye'nin 1975'te uygulanan ABD silah ambargosundan bugünkü savunma sanayisine uzanan yolculuğunu mercek altına aldı. Belgeselde Türk savunma şirketlerinin üretim tesislerine girilirken, sektör yöneticileri ve mühendislerle yapılan röportajlara da geniş yer verildi.
Türkiye'nin geçmişte dışarıdan aldığı birçok kritik sistemi artık kendi imkanlarıyla geliştirdiğine dikkat çekilen yapımda, savunma ihracatındaki büyüme ve teknoloji transferine dayalı iş birliği modeli de incelendi.
KAAN'I F-22, SU-57 VE J-20 İLE AYNI SINIFTA GÖSTERDİ
Belgeselin dikkat çeken bölümlerinden birinde Türkiye'nin milli savaş uçağı KAAN ele alındı. KAAN Başmühendisi Yaban, dünyadaki 5. nesil savaş uçaklarını sıralarken ABD'nin F-22'si, Rusya'nın Su-57'si ve Çin'in J-20'sine işaret etti.
"Bizim sınıfımızda F-22, Rus uçağı Su-57 ve Çin uçağı J-20 gibi uçaklar yer alıyor."
Yaban, KAAN'ın hava-hava görevlerindeki performansına ilişkin ise "Bizim hava-hava ve manevra kabiliyetimiz çok daha yüksek olacak" dedi.
KAAN'DA ASIL HEDEF 6. NESİL
KAAN'ın düşük görünürlük kabiliyetine de değinen Yaban, "Görünmezlik kabiliyeti çok daha yüksek bir uçak olacak" ifadelerini kullandı.
Projenin uzun vadeli hedefinin yalnızca 5. nesil savaş uçağı üretmek olmadığını söyleyen Yaban, Türkiye'nin sonraki aşamaya şimdiden hazırlandığını anlattı:
"Bizim aslında asıl amacımız 5. nesil değil, 6. nesile giden yolun altyapısını oluşturmak."
"BELKİ BU KADAR İLERLEYECEĞİMİZİ BEKLEMİYORLARDI"
Al Jazeera ekibi, Türkiye'nin F-16 programıyla başlayan üretim tecrübesinden kendi savaş uçağını geliştirebilen bir savunma sanayisine uzanan süreci TUSAŞ Genel Müdürü Demiroğlu'na sordu.
Demiroğlu, Türkiye'nin başlangıçta montaj faaliyetleriyle önemli bir tecrübe kazandığını, ilerleyen yıllarda üretim, tasarım ve geliştirme aşamalarına geçtiğini anlattı.
Batı'nın geçmişte Türkiye'ye teknoloji transferine imkan sağlamasına ilişkin soruya Demiroğlu, "Belki de bu kadar ilerleme kaydedebileceğimizi beklemiyorlardı" cevabını verdi.
Demiroğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sistemlerin bize tamamen satılmasının engellendiği durumlarla karşılaştık ve bazen sistemlerimizin üretiminde kullanılan belirli bileşenlerin tedarikinin durdurulduğu da oldu. Bu yüzden bağlı kaldığımız temel ilke, ürünlerimizi geliştirmek veya üretmek için hiçbir dış kaynağa bağımlı olmamaktı."
"BATI'NIN HİÇ SUNMADIĞI ŞEYLERİ SUNUYORUZ"
TUSAŞ Genel Müdürü Demiroğlu, Türkiye'nin savunma ihracatındaki yaklaşımının yalnızca ürün satmaya dayanmadığını, teknoloji transferi ve uzun vadeli ortaklık modelinin benimsendiğini anlattı.
"Biz bu işi sadece mal satmak, para kazanmak ve sonra çekip gitmek olarak görmüyoruz. Ortaklığa ve birlikte çalışmaya inanıyoruz. Teknoloji transferine hazırız."
Demiroğlu, Türkiye'nin Batılı savunma şirketlerinden ayrıldığı noktayı ise şöyle tarif etti:
"Biz Batı'nın yaptığını yapmıyoruz; aksine Batı'nın hiç sunmadığı şeyleri sunuyoruz. Afrika ülkeleri ve genel olarak Küresel Güney ülkeleri, on yıllardır kendilerine dayatılan politikalardan bıkmış durumda."
ABD'NİN HARPOON'U GİTTİ, ATMACA GELDİ
Al Jazeera ekibi Türk askeri gemilerinin üretim süreçlerini de görüntüledi. Belgeselde gemilerde kullanılan algılama ve silah sistemlerinin önemli bölümünün ASELSAN ve ROKETSAN tarafından geliştirildiği anlatıldı.
Daha önce kullanılan ABD yapımı Harpoon gemisavar füzelerinin yerini ROKETSAN'ın geliştirdiği ATMACA'nın aldığı, ithal radar ve ateş kontrol sistemlerinin de yerli sistemlerle değiştirildiği belirtildi.
Türk savunma sanayisinde yerlilik oranını yüzde 80'den yüzde 100'e taşıma hedefi için "artık ulaşılamaz bir hedef değil" değerlendirmesi yapıldı.
TÜRK RADARINA S-400 KIYASLAMASI
Türkiye'nin yerli hava savunma çalışmalarına da geniş yer ayrılan belgeselde, geliştirilen uzun menzilli radarın S-400 sistemlerindeki arama radarına benzer işlev üstlendiği anlatıldı.
Türk yetkili, sistemin performansını değerlendirirken, "S-400 radarlarıyla karşılaştırıldığında birçok açıdan daha üstün olduğunu söyleyebiliriz" dedi.
Radarın dışarıdan herhangi bir parçaya ihtiyaç duyulmadan üretilip üretilemediği sorusuna ise şu cevabı verdi:
"Yalnızca yerel kaynaklarla, dışarıdan hiçbir parçaya ihtiyaç duymadan."
"BAŞKALARININ DEMİR KUBBESİ VARSA BİZİM ÇELİK KUBBEMİZ OLACAK"
Türkiye'nin katmanlı hava savunma mimarisi Çelik Kubbe de belgeselin önemli başlıklarından biri oldu. Küçük insansız hava araçlarından balistik füzelere kadar farklı tehditlere karşı geliştirilen sistem için çalışmaların sürdüğü anlatıldı.
"Başkalarının Demir Kubbesi varsa, bizim Çelik Kubbemiz olacak."
Belgeselde hava savunmasının sürekli değişen tehditler nedeniyle tamamlanıp rafa kaldırılabilecek bir alan olmadığı, Çelik Kubbe'nin de yeni kabiliyetlerle geliştirilmesinin süreceği kaydedildi.
FRANSA'YI PAKİSTAN İHALESİNDE GERİDE BIRAKTI
Pakistan Deniz Kuvvetlerine ait Agosta sınıfı denizaltıların modernizasyon ihalesi de Türkiye'nin ihracattaki ilerleyişine örnek gösterildi. Denizaltıların üreticisi Fransa'nın da yarıştığı ihaleyi Türkiye'nin kazandığı anlatıldı.
Türk yetkili süreci, "Bu denizaltıları tasarlayan ya da üreten taraf değildik. Verimlilik ve karlılık açısından üstün olan entegre bir teknik ve ticari çözüm sunarak ihaleyi kazanmayı başardık" sözleriyle anlattı.
50 ÜLKEYE 800'DEN FAZLA İHA İÇİN SÖZLEŞME
Belgeselde Türkiye'nin İHA ihracatına ilişkin rakamlar da paylaşıldı. Türk yetkilinin verdiği bilgiye göre 2012'den bu yana 50 ülkeye 800'den fazla insansız hava aracı tedariki için sözleşme imzalandı.
"Bugün dünya çapında insansız hava aracı ihracatında öncü konumdayız."
Belgeselde görüşüne başvurulan yabancı bir uzman ise Türkiye'nin son yıllardaki gelişimini, "Türkiye düşük bir seviyeden yola çıktı ve savunma alanında teknolojisi gelişmiş birçok ülkeyi dikkat çekici şekilde yakalamayı başardı. Aradaki farkı önemli ölçüde azalttı" sözleriyle değerlendirdi.
