Bakan Kacır duyurdu! Yeşil dönüşümde yeni destekler yolda
Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, plastik atıklar, çöp ithalatı ve sanayide yeşil dönüşüme ilişkin önemli mesajlar verdi. Ağırbaş, "Vatandaşlarımız Türkiye'ye çöp ithal edilmesini istemiyor" derken, Bakan Kacır ise yeşil dönüşümde yeni desteklerin yolda olduğunu açıkladı.
Sıfır Atık Vakfı ev sahipliğinde basın yöneticileri ile gerçekleşen sohbet programında, Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Sayın Samed Ağırbaş ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı Sayın Mehmet Fatih Kacır; mevcut çalışmalar, sanayide yeşil dönüşüm ve gündemdeki konulara dair aşağıdaki değerlendirmelerde bulundu.
Sıfır Atık Vakfı Başkanı Ağırbaş, "Sıfır atık yaklaşımı multidisipliner bir yaklaşım. Bütün bakanlıklarımızın sürecin içinde olduğu bir hareket olarak görüyoruz. 2017’de Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi liderliğinde başlayan hareket, Türkiye’de 81 ilde, dünyada 193 ülkede karşılık bulan toplumsal bir hareket haline geldi. Sayın Bakanımız bizleri sıfır atık ve sanayide yeşil dönüşüm çalışmaları ile onurlandıracak" dedi.
PLASTİK ATIKLARINDA CİDDİ BİR ÇALIŞMA İÇİNDEYİZ
"Plastik atıklarında ciddi çalışma içindeyiz" diyen Ağırbaş, açıklamalarına şu ifadelerle devam etti:
"En kapsamlı plastik atık raporunu milletimizin takdirine sunduk. Biz Türkiye olarak dünya ortalamasının yüzde 44 üzerinde plastik atık üretiyoruz. Nüfusumuza oranla okyanusları ve nehirleri dört kat fazla kirletiyoruz. Okyanuslara sadece bizim zararımız yüzde 1,5. Çok fazla bir oran.
VATANDAŞLARIMIZ ÇÖP İTHAL EDİLMESİNİ İSTEMİYOR
Vatandaşlarımız Akdeniz’de denize giremez noktaya geldi. Milletimizin de canını sıkan bu. Vatandaşımız Türkiye’ye çöp ithal edilmesini istemiyor. Biz temiz ham madde olarak alacaksak buna razıyım. Ülkemizin sanayisi gelişecekse biz bunu alalım. Ama yüzde 20’si kullanılıp yüzde 80’i nehre, denize atılacaksa ben buna karşıyım.
Güçlü regülasyonla bunlar ithal edilecekse edilsin ama Adana, Mersin nehirlerinde bunu görüyorsak devlet buna müdahale edecek. Buralarda toplantılar yapacağız. Adam ithal ettiği çöpü denizlerimize, nehirlerimize döküyorsa bunun cezası olmak zorunda. Biz burada kimin ihmali varsa, herhangi bir sorun varsa tespit edip çözüm yolları arayacağız. Suç duyurusunda bulunulması gerekiyorsa bunu yapacağız. Geri adım atmayacağız.
DOĞMAMIŞ ÇOCUKLARIN KANINDA MİKROPLASTİK VAR
Biz özellikle Türkiye’de biyobozunur plastik üretimini teşvik etmek de istiyoruz. Plastik sektöründe 360 bin kişi çalışıyor. Bu insanlara biz dönüşüm hikayesi oluşturup alanlarını geliştirip yeni malzemeleri plastik üreticileri üretsin, teşviklerle bunu destekleyip sonuç alalım istiyoruz.
Doğaya atılan çöpler suyumuzu, havamızı kirletecek. Doğmamış çocukların kanında mikroplastik var. Bizim gazetelerde, her yerde plastik tehlikesini milletimize anlatmamız lazım.
Sadece 6 ayda 30 vilayet gezdik, çoğunda soru bu. Sıfır Atık Vakfı olarak güçlü bir inisiyatif alıyoruz. 31 Ağustos–1 Eylül’de büyük bir plastik çalıştayı yapacağız. Oradaki çalıştaya 14 bakanlık, üniversiteler gelecek. Somut kararlar alınmasını istiyoruz.
Ne plastikçiler ne vatandaşımız mağdur olsun. Milletimizin vicdanını rahatlatacak kararlar alacağımızdan emin olabilirsiniz."
"ATIK DÖNÜŞÜMÜ TÜRKİYE İÇİN ÖNEMLİ"
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, çarpıcı ifadeler kullandı. "İnsana hizmet etmeyen bir kalkınmanın savunucusu olamayız" diyen Kacır, "Esas olan nihayetinde teknolojilerden, üretimlerden söz ediyorsak insana katma değer ortaya koymaktan söz ediyoruz. Burada da özellikle plastik üretimi ve kullanım meselesi hassas bir konu. Gönlümüz arzu eder ki hızla azaltalım, biyobozunur malzemeleri yaygın kullanalım" dedi.
"Burada bize düşen en önemli mesele aslında işini kural bazlı yapanla yapmayanı ayrıştıracak tedbiri sahaya yansıtabilmek" diyen Bakan Kacır, sözlerine şöyle devam etti:
"Atık dönüşümü Türkiye için önemli. Bizim toplam petrokimya ürün ithalatımız 15–20 milyar dolar düzeyinde. Atıkları geri kazandırmak ekonomi için büyük bir kıymet ifade ediyor. Bu süreçlerde izlenebilirliğin artması, kuralların etkin kullanılması ve denetimin güçlendirilmesi, kural bazlı iş yapanların ödüllendirilip diğerlerinin cezalandırılması sorumluluğumuzdur. Ümit ediyorum ki Sıfır Atık Vakfı’nın çalıştayı çok yararlı olacaktır.
Sıfır Atık Vakfı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı arasında güçlü bir iş birliği var. Bakanlık olarak özellikle sanayinin yeşil dönüşümü perspektifinde sıfır atık, döngüsel ekonomi, yeşil üretim yaklaşımına dair çok güçlü bir sorumlulukla hareket ediyoruz. Gelecek nesillere karşı mesuliyetin bir neticesidir. Küresel ekonomi politikası ve iklim değişikliği ile mücadelede Türkiye’nin uyumuna dair politika setiyle de çok ilişkili bir yaklaşım.
AVRUPA’NIN POLİTİKALARINI ÇOK YAKINDAN TAKİP ETMEMİZ KRİTİK
Türkiye, Avrupa değer zincirlerinin bir parçası. Halihazırda ihracatımızın yüzde 43’ünü AB ülkelerine yapıyoruz. Avrupa’nın süreç içindeki dış ticaret politikalarını çok yakından takip etmemiz, ürün ihracatının yükselişini sürdürmemiz için çok kritik. Çevre sorumluluğu ve duyarlılığı, bir yandan da rekabet gücünü muhafaza etmek için yeşil dönüşüm politikalarını önceliklendiriyoruz. Ajandanın en üst sıralarında yeşil üretim ve dönüşüm programlarına yer vermesini sağlıyoruz.
AVRUPA’NIN POLİTİKASI
İşin doğrusu, iklim değişikliği mücadelesinde politika setinde AB’nin öncü bir rolü var. Avrupa için yeşil dönüşüm meselesi sanayide rekabet meselesi. Aslında bir öz değerlendirme yaptılar. AB müktesebatında üye ülkelerimize standartlar getiriyoruz ve çevreye daha az tahribat ortaya çıkaracak, daha temiz üretim politikalarını uyguluyoruz diyorlar. Ancak ticaret ortakları bu kuralları uygulamıyorsa, ki bazıları uygulamıyorlar, sanayimizi, üreticimizi onlara karşı dezavantajlı hale getiriyor ve rekabet gücümüzü adım adım kaybediyoruz diyorlar. Avrupa olarak zenginleşmiş bir bölge olarak artık bir yandan üreticilerimize çevre dostu kriterleri getirirken dışarıdan aldığımız ürünlerde de bu kriterin aranmasını temin edeceğiz ve bunu bir mali yükümlülük ile uygulayacağız diyorlar.
UYGULAMALAR SEKTÖRLERİ KUŞATACAK
Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması uygulayacak ve ithal ürünlerde karbon emisyonu düzeylerini Avrupa’da üretilen ürünlerle eş seviyeye getirecek mali programı hayata geçireceğiz diyorlar. Avrupa Yeşil Mutabakatı ile bunu başlattılar. Bu yıl kritik bir yıl. Mali uygulamanın başladığı yıl. Bu yılki emisyon düzeyleri firma bazlı raporlanacak. Hedeflenen emisyon düzeyi ile üretimde gerçekleşen farkın bir kısmında ücretsiz tahsisler yapılacak, o da yıldan yıla azalacak. Yoğun emisyon gerçekleştiren demir-çelik, çimento ve plastik gibi sektörlerle bu başlayacak ve adım adım diğer sektörleri de bu uygulama kuşatacak.
YENİLENEBİLİR VE TEMİZ ENERJİYE YÖNELİK GAYRET İÇERİSİNDEYİZ
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızla birlikte bakanlıklarımız tedbirlerini alıyor. Yenilenebilir ve temiz enerjiye yönelik gayret içerisindeyiz. Ulaştırma Bakanlığımız lojistikte, ulaştırmada temiz uygulamaların, elektrifikasyon çalışmalarını yürütüyor. Biz de yeşil teknolojilerin geliştirilmesine dönük projeler çabasındayken bir yandan da sanayide yeşil dönüşüm ve sıfır atık projelerini hayata geçirmeye çalışıyoruz. Hem insani hem de iktisadi bir mesele.
2053 NET SIFIR HEDEFLERİNİ HAYATA GEÇİRME ÇABASINDAYIZ
Türkiye olarak 2053 Net Sıfır hedeflerini hayata geçirme çabasındayız. Bunun için öncelikli sektörlerimizin yol haritalarını ortaya koyduk. Olağan şüpheliler dediğimiz sektörlerin hedeflerine nasıl ilerleyeceğini; çelik, alüminyum, çimento, gübre sektörleri için tek tek hazırladık. Ar-Ge ve Ür-Ge planları yaptık ve bir de mali yaklaşım var. Sadece bu dört sektör için 70 milyar dolara kadar yatırımdan bahsediyoruz 2053’e kadar.
COP31’İ İMKAN OLARAK GÖRÜYORUZ
Burada uluslararası finansman çok önemli hale geliyor. İklim müzakerelerinde bunu vurguluyoruz. COP31’de en temel önceliklerden biri, dev toplantıya yakışır şekilde ev sahipliği misyonunun yanında Türkiye’nin iklim dönüşümüne ilişkin finansman kaynaklarını çeşitlendirecek uluslararası iş birliklerine imza atmak. COP31’i imkan olarak da görüyoruz.
ULUSLARARASI KURUMLARLA İŞ BİRLİĞİ PROJELERİNİ HAYATA GEÇİRİYORUZ
Halihazırda uluslararası kurumlarla iş birliği projelerini hayata geçiriyoruz. Bunlardan birisi Türkiye Yeşil Sanayi Projesi. Toplam bütçesi 450 milyon dolar. KOSGEB ile 250 milyon dolar bütçe ile sanayi KOBİ’lerinin güneş enerjisi yatırımlarının desteklenmesi, bir diğer alt proje de sanayide döngüsel ekonomi ve dönüşüm projesi.
TÜBİTAK da 175 milyon dolar bütçe ile yeşil Ar-Ge projelerinin hayata geçirilmesini sağladı. Büyük şirketlerin her birine 51 milyon, orta ölçekli şirketlere 24 milyon, küçük ölçekli şirketlere 15 milyon liraya kadar destekler sağlandı. 291 projede 2,8 milyar liralık yeşil dönüşüm yatırımının hayata geçmesi sağlanmış oldu.
SANAYİDE YEŞİL DÖNÜŞÜM ÖNCELİĞİMİZ
Yine TÜBİTAK eliyle sektörel dönüşüm yol haritalarını destekleyecek nitelikte bilimsel yol haritaları hazırlandı. Sanayi bölgelerinde yeşil dönüşüm yine bizim önemli bir önceliğimiz. Endüstri bölgelerinin kurulması ve geliştirilmesinden sorumluyuz. Halihazırda faal 287 sanayi bölgesinde 147 OSB’de atık su arıtma tesisimiz var. Tesis bulunmayan 40 tesiste kuruluş başlattık. Atık suyun geri kazanılmasına yönelik projeyi sıfır atıkla paralel olarak önceliklendiriyoruz.
PROJE VE YATIRIMLAR
Halihazırda 65 OSB’de yatırımlar devam ediyor, 11 OSB’de atık su geri kazanım tesislerini hayata geçiriyoruz. Dünya Bankası ile Türkiye OSB başlığı ile 250 milyon avroluk iş birliği projesini hayata geçiriyoruz. 13 yıl vadeli altyapı kredileri sunabiliyoruz. İslam Kalkınma Bankası ile de ilk kez iş birliği gerçekleştiriyoruz. 250 milyon dolarlık bütçeyle 9 projeyi hayata geçireceğiz.
Şimdiye kadar 31 OSB’ye Yeşil OSB sertifikası verdik. Bu yaygınlaştıkça Yeşil OSB’leri daha güçlü teşvik etmek için çalışmalar yapma niyetindeyiz. Sanayiyi bu süreçte asla yalnız bırakamayız. Finansman yükünü hafifletmek durumundayız.
Bunun için özellikle yeşil dönüşümü teşvik sistemini güçlü şekilde konumlandırdık. Teşvik sistemimizin ana unsurlarından biri Yeşil Dönüşüm Programı oldu. Nasıl Ar-Ge’yi 23 yılda bir kültür haline getirdik, özel sektörde 1.700’den fazla Ar-Ge ve tasarım merkezi kurabildiysek, yeşil dönüşümde de benzer atağı hayata geçirmek niyetindeyiz.
FİRMALARIN YOL HARİTALARININ HAZIRLANMASI İÇİN ÇALIŞIYORUZ
Firmalarımızla Yeşil Dönüşüm Yol Haritalarının hazırlanmasına çalışıyoruz. Beşer yıllık şekilde yeşil dönüşüm yol haritalarını planlamalarını istiyoruz. Toplam yeşil dönüşümün yüzde 40’ına varan kurumlar vergisi indirimi sağlıyoruz. Yeşil Dönüşüm Merkezi uygulamasını hızla öncelikli sektörlerde yaygınlaştırmayı, Türkiye’deki hazırlığımızı en ileri seviyeye taşımayı amaçlıyoruz.
SIFIR ATIK VE YEŞİL DÖNÜŞÜM PROJELERİNİ ÖNCELİKLENDİRİYORUZ
Türkiye’deki 26 kalkınma ajansının tüm hedefi, yerel kalkınmayı hızlandıracak yatırımları hayata geçirmek. Özellikle sıfır atık ve yeşil dönüşüm projelerini son dönemde önceliklendiriyoruz. 161 projeye 913 milyon lira destek sağladık. 1,7 milyar liralık yatırım hacmi oluşturduk. Yeşil dönüşümde 787 projeye 4,9 milyar lira katkı verdik. 8,3 milyar liralık projenin hayata geçmesini sağladık.
En önemli programlardan biri de Yerel Kalkınma Hamlesi Programı oldu. Ana yaklaşım, bölgelerin gelişmişlik endeksine göre tanımlanması ve daha az gelişmiş bölgelere daha fazla katkı sağlanmasıydı. Altı kategoride yatırımları artırıyoruz. Yeni teşvik sisteminde de en ileri teşvikleri 6. kategorideki illere veriyoruz.
Önemli bir sütun ilave ettik: Yerel Kalkınma Hamlesi. Her ile özgü fırsatlar var ve bunları o ilde gerçeğe dönüştürmek için güçlü teşvikler sunmak gerekli. Dört yatırım konusuna ileri düzeyde yatırım teşvikleri sağladık.
81 ilimizde ilan edilen 324 başlığın çok önemli bir bölümü döngüsel ekonomi ve sıfır atık başlıklarından teşekkül etti. İlk çağrımızda bu başlıklarda 33 projeyi destekledik. 12,7 milyar lira tutarında yatırımın hayata geçmesini bu programla mümkün kılmış oluyoruz.
Ankara’da atık elektronik eşya dönüşüm tesisi kurulacak. Aydın’da tarımsal yan ürün ve atıklardan katma değeri yüksek üretim tesisi, Balıkesir’de mermer atıkları öğütme tesisi, Bursa’da biyopolimer üretimi, Düzce’de prebiyotik üretimi, Edirne’de biyokömür üretimi.
Bunların her birinin arkasında bir planlama aklı var. 486 bin dekar alanda çeltik üretiliyor ve 300 bin tonun üzerinde çeltik sapı ortaya çıkıyor. Şimdi biz bunların ülke ekonomisine kazandırılması için burada tesisler kurduruyoruz.
Giresun’da fındık kabukları ve çay atıklarından aktif karbon üretim tesisi kurduruyoruz. Hatay’da yıkıntı atıklarının geri kazanım tesislerini kuruyoruz. Küçük ölçekli tesisleri devlet bütçesiyle kurduk. Şimdi çok daha büyük ölçekli tesisi Hatay’a kazandırıyoruz. Sakarya’da meyve atıklarından katma değerli üretim gibi projelerimizi hayata geçirmiş olacağız.
SIFIR ATIK ALANINDA ANADOLU’DA SESSİZ DEVRİM GERÇEKLEŞİYOR
2026’da sıfır atığa daha güçlü bir ivme oldu. Toplam büyüklüğü 15 milyar lira. Türkiye’nin dört bir yanında sıfır atığın hayata geçmesi için müthiş bir seferberliği hayata geçirmiş olacağız. Döngüsel ekonomi ve sıfır atık alanında Anadolu’da bir sessiz devrim gerçekleşiyor. Tüm yeşil dönüşüm projelerine 32 milyar lira destek sunduk.
YENİ BİR DESTEK PROGRAMINI HAYATA GEÇİRİYORUZ
Yarın yeni bir destek programını da KOSGEB eliyle hayata geçirmek için ilan edeceğiz. Bu alanda çalışacak teknoloji girişimlerine yönelik hızlandırma programları gerçekleştirecek işletmecilerin her birine 6,5 milyon lira kadar KOSGEB desteği vereceğiz. Uluslararası iş birliklerimizi kurumsallaştırmayı da önemsiyoruz.
COP31 vesilesiyle en az gelişmiş ülkeler için Yeşil Sanayi Kolaylaştırma Mekanizması kurulması en önemli işlerden olacak. COP31’de bu çalışmanın da hayata geçirilmesine Türkiye öncülük edecek. Bakanlık olarak bütün yaklaşımımız, Türk sanayisinin bu dönüşümü gerçekleştirmesi ve güçlü olarak çıkması oldu.
YEŞİL FİNANSMAN EYLEM PLANI’NIN EN ÖNEMLİ KISMI ULUSLARARASI İŞ BİRLİKLERİ
Yeşil Finansman Eylem Planı’nın en önemli kısmı uluslararası iş birlikleri. Küresel düzeyde adil yaklaşım da budur. Felaketlerin müsebbibi ülke sayısı iki elin parmağını geçmez ama faturayı hep birlikte ödediğimizden mücadeleyi hep birlikte yürütme gayreti içindeyiz.
Mesuliyet düzeyi, bahsettiğimiz ülke grubuyla kıyaslandığında daha mütevazı ülke olarak ülkelere önemli görevler düşmesi gerektiğini düşünüyoruz. COP31’de de bunu ciddiyetle ele alacağız. Ülkemizin finansman imkanlarını da çeşitlendirebilmeliyiz.
Çöplerin geri dönüşümü meselesi, Türkiye’nin doğru istikamette olduğu bir mesele. Her ilde kurulmasını önceliklendirdiğimiz tesislerin, projelerin Yerel Kalkınma Hamlesi’nin 324 yatırım konusu içinde yer almasını temin ediyoruz. Çevre Bakanlığımız rehber niteliğindedir.
YIKINTI ATIKLARIYLA İLGİLİ CİDDİ BİR HAZIRLIK İÇİNDEYİZ
Yıkıntı atıklarıyla ilgili ciddi bir hazırlık içindeyiz. Ankara’da başarılı bir örneği, geri kazanım sonrasında 3 boyutlu yapıların hızlı dönüşümünü gerçekleştirdik. Atıklar tehlikeli ürünlerden ayrıştırılıyor, kalanı da 3 boyutlu yazıcılarla yeniden yapılıyor.
LİMAK Çimento’nun Ankara’daki merkezi bu konuda çalışma yürütüyor. Çok ucuza yapılar yapma imkanımız var. Savaşın son bulacağı diğer coğrafyalarda bu teknolojilerle de var olmak istiyoruz.
DÖNÜŞÜMDE SEKTÖRÜN TUTUMU
Ben hep daha fazlasını Hazine ve Maliye Bakanı’ndan talep ederim. Sanayicilerimiz de bizden talep ederler. Bu programlar sahada karşılık buldu. Çelik, alüminyum, gübre, plastik gibi sektörlerde yoğun bir farkındalık ve hazırlık var. Programlara başvurularda da biz bunu görüyoruz. İhracatçımız rekabet gücünü korumanın ne kadar önemli olduğunun farkında. Şimdi hurdadan çelik üretiyor olmak, üretimin üçte ikisini sıfır atıkla yapıyor olmak, Türkiye’nin Avrupa ile yürüttüğü süreçlerde en önemli avantajlardan biri haline geldi. Dört öncelikli sektörde 25 yıllık perspektifte 70 milyar dolarlık bir yatırım var.

