Semt pazarında fiyat uçurumu var! Aynı domates bir ilçede 25, diğerinde 40 lira
İstanbul’un semt pazarlarında aynı ürünün fiyatı, pazarın bulunduğu bölgeye göre ciddi farklılık gösteriyor. Kilosu bir ilçede 25 liraya satılan domates, başka bir semtte 40 liraya kadar çıkabiliyor. Bazı pazarcılar semte göre fiyat belirliyor. Alım gücü yüksek olan ilçede fiyat 2 katına kadar yükseliyor.
Zincir marketlerde aynı ürünün farklı mağazalarda farklı fiyatlarla satılması tartışılırken, semt pazarlarında tablo çok daha dikkat çekici boyutlara ulaşıyor.
İstanbul’un farklı ilçelerinde aynı ürünün fiyatı semtten semte ciddi oranda değişebiliyor. Vatandaş bir ilçede kilosunu 25 liraya aldığı domates için başka bir ilçede 40 lira ödeme yapmak zorunda kalabiliyor. Aradaki fark yüzde 70’e ulaşıyor.
Örneğin 30-40 liraya satılan patlıcanın bazı pazarlarda 70-90 liraya, 50-60 liradan satılan biberin ise başka bir semtte 90-120 liraya kadar çıkabildiği örneklerle karşılaşılıyor. Pazarcının tezgâh için ödediği bedel, pazar yerinin bulunduğu ilçe, tüketicinin alım gücü, tezgâh maliyeti, ulaşım ve nakliye giderleri ile pazardaki rekabet yoğunluğu da fiyat üzerinde etkili oluyor.
Aynı ürünün Esenyurt, Avcılar veya Fatih’teki bir pazarda daha düşük fiyata bulunabilirken, Bakırköy, Kadıköy, Beşiktaş veya Sarıyer gibi ilçelerde daha yüksek fiyata satılabilmesi dikkat çekiyor.
Gizli enflasyon her sektöre yayıldı! Fiyatı değiştirmeden cepten alıyorlar
AYNI İLÇEDE BİLE FİYAT FARKLI
Aynı belediyenin sınırları içerisinde bulunan farklı pazar yerlerinde dahi pazarcının ödediği tahsis veya işgaliye bedeli değişebiliyor. Örneğin Bakırköy Belediyesinin tarifesinde farklı pazar yerleri için metrekare başına günlük ücretlerin birbirinden önemli ölçüde ayrıştığı görülüyor. Bazı pazar yerlerinde ücret günlük 300-500 lira iken, bazı pazarlarda ise günlük 5 bin liraya kadar çıkıyor. Bir pazarda 700 liraya doldurulabilen sepet, daha pahalı bir semtte aynı ürün ve miktarlar için 1.200 liraya kadar çıkabiliyor.
PAZAR YERİNİN DE MALİYETİ VAR
Pazar yerinin maliyeti, nakliye, işçilik ve fire gibi giderlerin fiyatlara yansıdığını belirten pazarcı Selim Gürsaçar “Her pazarın kendi maliyeti var. Tezgâhın bulunduğu yer, ödediğimiz işgaliye, taşıma masrafı ve çalışan giderleri değişiyor. Bunların hepsi ürünün fiyatına yansıyor. Bir de sebze ve meyvede fire var. Halden aldığımız ürünün tamamını sattığımız anlamına gelmiyor. Bir kısmı elimizde kalıyor ve zarar yazıyor. Ayrıca rekabetin yoğun olduğu yerde fiyatı aşağı çekmek zorunda kalıyoruz” diyor.
HALDEN GELENE KADAR ARTIYOR
Fiyat zincirinin bir diğer halkası ise hal ile semt pazarı arasındaki fark. Örneğin hal fiyatı 20-30 lira seviyesinde bulunan bir ürünün semt pazarında 50-60 liraya satılması mümkün olabiliyor. Ürünün halden pazara taşınması, kasa ve ambalaj, işçilik, tezgâh maliyeti, fire ve diğer işletme giderleri de nihai fiyata ekleniyor. Pazarcılar, fiyat karşılaştırması yapılırken ürünün kalitesine ve menşeine de dikkat edilmesi gerektiğini belirtiyor.

