İçişleri Bakanı Çiftçi'den TGRT Haber'de önemli açıklamalar: "İbretiâlem olsun diye talimat verdim"
İçişleri Bakanı Sayın Mustafa Çiftçi, yeni nesil suç örgütlerine yönelik operasyonlarla ilgili çarpıcı ifadeler kullandı. Tehdit, kurşunlama ve zorla para alma eylemlerine karışan çete üyelerinin yakalandığında yere yatırılıp ters kelepçe yapılması talimatını verdiğini açıklayan Çiftçi, “Burunlarını bir sürtelim de yaptıklarının karşılığını bir görsünler, ibretialem olsun, diğerlerine de örnek olsun” ifadelerini kullandı.
İçişleri Bakanı Sayın Mustafa Çiftçi, TGRT Haber canlı yayınında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Çiftçi, 2026’nın ilk 8 ayında 562 suç örgütüne 1.592 operasyon düzenlendiğini ve 6 bin 916 kişinin tutuklandığını açıkladı. “Son çeteyi de çökertinceye kadar mücadele bitmeyecek” diyen Çiftçi, suç örgütlerinin yurt dışına kaçışlarına ilişkin de “Nereye kaçarlarsa kaçsınlar bulacağız” mesajı verdi. Bakan Çiftçi ayrıca sokak hayvanlarıyla ilgili çalışmaların ekim sonuna kadar tamamlanacağını söyledi.
Programda soruları Türkiye Gazetesi Genel Yayın Koordinatörü Yücel Koç, Gazeteci Gürkan Hacır ve Gazeteci Gülden Kalecik Demirtaş yöneltti.
Bakan Çiftçi'nin açıklamalarından satır başları şöyle:
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’DAN GEDİK’İN KABRİ İÇİN TALİMAT
"Bugün malum 17 Eylül 1960 darbesinin idama mahkum ettiği rahmetli başvekil Adnan Menderes, Maliye Bakanı Hasan Polatkan, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu'nun idam edilişlerinin 65. yıl dönümüydü. Onların arasında bir de gözaltına alındığı dönemlerde camdan atılmak suretiyle vefat ettirilen, sözde o dönemdeki kişilerin de 'intihar etti' diye yaftaladıkları, Doktor İsmail Namık Gedik İçişleri Bakanımız Bir dönem kendisi 3 yıl 5 ay İçişleri Bakanlığı görevini de yürütmüş 1950 -1960 arasında... Onunla ilgili geçtiğimiz günlerde Sayın Cumhurbaşkanımızın İçişleri Bakanlığımıza bir talimatı olmuştu, bu konunun araştırılması noktasında. Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığımız bununla ilgili güzel bir araştırma raporu düzenledi ve Sayın Cumhurbaşkanımıza arz etti konuyu. Bunun neticesinde Ankara'da asri mezarlıkta metfun bulunan zamanın o dönemin İçişleri Bakanı Dr. İsmail Namık Gedik'in de İstanbul'daki anıt mezara nakliyle ilgili Sayın Cumhurbaşkanımız dünden bir yazı imzaladı. Bununla birlikte inşallah önümüzdeki günlerde rahmetli İçişleri Bakanımız, mazlum mağdur İçişleri Bakanımızın da kabri, diğer dava arkadaşlarının yanına nakledilmiş olacak.
Geçmişte yaşadıklarımızı bugün de hala yeni nesillere aktarmamız, onlara hatırlatmamız gerekiyor ki tekrar yaşamayalım. Tarihten ibret alalım. Eğer tarihten ibret almazsa bu hadiseleri önümüzdeki dönemlerde yeniden yaşama ihtimali ortaya çıkabilir.
YENİ NESİL SUÇ ÖRGÜTLERİ İLE MÜCADELE
Ben 11 Şubat 2026 tarihinde İçişleri Bakanlığı görevine başladım. Göreve başladıktan sonra da topluma şöyle bir vaatte bulundum, bir taahhütte bulundum. Biz bundan sonra İçişleri Bakanlığı olarak yeni nesil suç örgütleriyle veya suç çeteleriyle, eşkıyalarıyla ve uyuşturucuyla daha etkin bir mücadele yürüteceğiz diye toplumumuzda taahhütte bulundum. Ve o günden bugüne kadar da mümkün mertebe, elimizdeki bütün imkanları yeni nesil suç örgütleriyle mücadelede değerlendiriyoruz. Hepimiz hatırlıyoruz,, daha önceden kabadayılar vardı. Hepimiz hatırlarız onu. Daha sonra bu kabadayılar mafya vari tiplere dönüştü. Klasik mafya örgütlenmeleri ortaya çıktı. Onlar da genelde çek, senet tahsilatları falan yaparlardı. Şimdi bu yeni nesil suç örgütlerine 3. nesil çeteler diyebiliriz. Tam tarifi bu şekilde doğru yapmalıyız.
Önceki mafyaların belli bir başı vardı. Başında mafya lideri vardı. Örgütlerin bir merkezi vardı, bir raconları vardı, ilkeleri vardı, ahlakları vardı, değerleri vardı. Yeni nesil suç örgütlerinin hiçbir değeri yok, hiçbir ahlaki kuralları yok. Bir de hibrit örgütlenmeler bunlar. Öncekiler sadece çeksene tahsilat yapıyorlardı, klasik mafya örgütleri. Bunlar her türlü suça el atabiliyorlar. Tehdit var, haraç var, siber suçlara giriyorlar, uyuşturucuyla, uyuşturucu konusunda toplumu zehirliyorlar, düzensiz göçe giriyorlar, insanları tehdit ediyorlar, haraç istiyorlar sokağın hakkı adı altında. Yani bunlarla günümüzde daha etkili bir şekilde mücadele etmemiz gerekiyor.
Biz de İçişleri Bakanlığı olarak özellikle kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele daire başkanlığımız, narkotik suçlarla daire başkanlığımız, siber suçlarla mücadele başkanlığımız olarak bunlarla etkili bir mücadele yürütmeye gayret ediyoruz. Şöyle bir rakam da vereyim, bu yılbaşından göreve geldiğimiz günden itibaren, daha doğrusu 1 Ocak tarihinden bugüne kadar 8 ay, 15 günlük bir süre geçti. 8,5 aylık bir süre geçti. Bu süre zarfında toplamda 562 bu 8 aylık sonuçları veriyor burada. 2026'nın ilk 8 ayını veriyor. 557 suç örgütüne 1568 operasyonu düzenlemişiz. Şu anda 562 suç örgütüne 1592 operasyonu düzenlemiş durumdayız.
(557 suç örgütü...) Bunlar suç örgütlerinin hepsi. Bunların içerisinde yeni nesil suç örgütleri var. Uyuşturucuyla ilgili olanlar var. Hepsi toplam olarak veriyoruz bunları. Bunların neticesinde de 6916 kişi tutuklanarak cezaevine gönderilmiş durumda. Biz bundan sonra da elimizden geldiği kadar bunlara yönelik olarak operasyonlarımızı arttırarak devam ettireceğiz. Son çeteyi de çökertinceye kadar bu mücadele bitmeyecek.
Şurada 2021 -2025 yılı 8 aylık ortalamalarını da aldık biz. 5 yıllık ortalamalar da var. Bir rakam, bir fikir versin diye söylüyorum bunu. Mesela 5 yılın ortalaması 360 organize suç çetesine yönelik 904 operasyon yapılmış. Bugün itibariyle rakamın arttığını hepimiz görebiliyoruz. 557 suç örgütünden 18 tanesi de uluslararası bağlantılar olan, bunların uluslararası bağlantılı olanlar var, Ulusal çapta faaliyet yürütenler var. Bunların içerisinde uluslararası çapta çökerttiğimiz örgütlerin içerisinde 18 tanesi de uluslararası mahiyette.
Bunlar internet üzerinden örgütleniyorlar. İlan verirken internet üzerinden veriyorlar. Para havalisi yaparken internet üzerinden. Yani interneti de dijital ortamda araçsallaştırmışlar suç işlemede, onu da etkili bir şekilde kullanıyorlar. Yani 'hibrit örgütler' dediğim o. Yani hem sokakta varlar hem sanal ortamda varlar. Ama mağdurlar, gerçek insanlar.
Çete reisini veya üyesini yakaladığınız zaman bu yeni nesil suç örgütleri bitmiş olmuyor. Az önce de rakamlarda gördük, 557 suç örgütüne yönelik olarak 1500 küsür, 1568 operasyon yapılmış. Yani bunun manası şu, bazen bir suç örgütüne birden fazla operasyon yapıldı oluyor. Yani tam manasıyla bütün varlığına son veremiyorsunuz, birden fazla operasyon gerekiyor. Onun için bir çeteyi tam olarak çökertmek demek, onun reisini yakalamak veya üyelerini yakalamak anlamına gelmiyor. Bir daha faaliyette bulunamayacak şekilde çökerttiğiniz zaman ancak faaliyetleri bitmiş oluyor. Çünkü bunlar küçük çaplı yine bir araya gelebiliyorlar, yeniden örgütleniyorlar, yeniden faaliyete başlayabiliyorlar.
Uyuşturucu baronu İslam Yakut İstanbul'da yakalandı
ÇETELER SINIRLARI AŞIP YURT DIŞINA KAÇIYOR
('Yeni nesil suç örgütleri' yıl sonunda bitirilecek' hedefi) İnşallah yani tüm ağırlığı bu alana kaydırmış durumdayız. Bunları öncelikle hedef haline getirdik. Yani mücadelemizde ilk sırada yeni nesil suç örgütleri yer alıyor. Yıl sonuna kadar bunların büyük ölçüde faaliyet alanlarını daraltmış olacağız. Çünkü bunlar insanımıza acımıyorlar. Tehdit ediyorlar, iş yeri kurşunluyorlar, araç kurşunluyorlar. İnsanlardan zorla para istiyorlar. Ben de arkadaşlarımıza talimat verdim. Biz de bunları ele geçirdiğimiz zaman, bu çeteleri çökerttiğimiz zaman bunları yatıralım, yere yatıralım, ters kelepçe yapalım. Şöyle burunlarını bir sürtelim de, o yaptıklarının karşılığını bir görsünler, bir ibretiâlem olsun, diğerlerine de bir örnek olsun diye... Çünkü hepsini yakalayıp bir şekilde adalete teslim edeceğiz Sonların ne olduğunu da görsünler de Bu işten yol yakınken vazgeçsinler diye...
Bunların yine özelliklerinden birisi, Türkiye'de yakalanacaklarını anladıkları vakit yurt dışına da kaçıyorlar. Hemen mesela kimlikle seyahat edilebilen ülkeler var, hemen yurt dışına kaçıyorlar. Oradan yine bulundukları yerden burayı sevk ve idare ediyorlar, buradaki üyeleri vasıtasıyla. Veya internet üzerinden, dijital ortamlardan faydalanarak elemanı devşiriyorlar, tek eylemlik eleman tutuyorlar. Bir eylem yapmak üzere, parasını gönderiyor dijital ortamdan, bir eylem yaptırıyor. Belli bir merkezleri yok dediğimiz o, bir klasik örgütlenmeleri yok dediğimiz o. Sıkışlıklarında yurt dışına da kaçıyorlar, oradan faaliyetlerini devam ettiriyorlar.
Kırmızı bülten veya difüzyon çıkartıyoruz. Yurt dışına kaçanları yakalayabilmek için. Interpol, Europol aracılığıyla mesela 2025 yılında 8 aylık rakamları göz önünde bulunduralım. 48 ülkeden 372 kişiyi bu Türkiye'de yakalananlar bizim Türkiye'de olup da bizim yakaladığımız Türk polisinin yakaladığı. Bunların 108'i de organize suç örgütü lideri veya üyesi olanlar, bizim yakaladıklarımızda. Bu sene yine 53 ülkede suç işlemiş, Türkiye'ye gelmiş, 409 kişiyi yakalamışız. Bunlardan 90'ı organize suç örgütü lideri veya üyesi. Şimdi Türkiye'ye iade edilenler, bizim ülkemizde suç işleyip de yurt dışına kaçanlar, 2025 yılı içerisinde 37 ülkeden 214 kişinin iadesini sağlamışız Türkiye'ye. Bunların 70'i organize suç örgütü lideri veya üyesi. Bu senenin 8 aylık rakamlarına baktığımız zaman 44 ülke, 657 kişi, bunların 162'si organize suç örgütü lideri veya üyesi. Yani şuradaki rakam zaten kendini gösteriyor. Bunun şu andaki güncel durumu 657, bugün itibariyle 684.
Mesela bir örnek vereyim. Bu organize suç örgütü liderlerinin veya üyelerinin en çok kaçtığı ülkelerden birisi de Gürcistan. Geçenlerde ben bununla ilgili Gürcistan'a bir ziyaret düzenledim. Günebirlik bir çalışma ziyareti için gittim. Gürcistan bugüne kadar bize toplamda 866 kişinin iadesini sağlamış. Bugüne kadar. Ancak daha da enteresanı, daha da önemli olanı bu sene 438 kişiyi vermiş, sırf bu sene. Şu 8 aylık dönem içerisinde. Gürcistan'dan 438 kişinin iadesini veya sınır dışı işlemleri gerçekleştirilmiş. Şuradaki son 5 yılın ortalamalarına baktığımız zaman işte 2021 -25 yılları arasında 107 kişi iade edilmiş Türkiye'ye veya sınır dışı edilmiş.
(Neden bu rakamlar bu kadar arttı?) Şimdi birinci sebep bu konuda Adalet Bakanlığımızla birlikte çalışıyoruz. Beraber çalışıyoruz. Dışişleri Bakanlığımızla beraber çalışıyoruz. Çünkü bu süreçleri beraber beraber yürütmemiz gerekiyor. Ben huzurlarınızda Sayın Adalet Bakanımıza da, Sayın Dışişleri Bakanımıza da teşekkür ediyorum. Bu nihayetinde hükümetimizin bir işi. Suçluların başka ülkelerde takip edilmesi, haklarında kırmızı bülten veya difüzyon çıkarılması ve iade edilmesi iş birliğini gerektiriyor. Bu iş birliğinin semerelerini görüyoruz. Beraber çalışmanın meyvelerini topluyoruz aslında. Bu iş birliğinin faydası olarak değerlendiriyorum.
“NEREYE KAÇARLARSA KAÇSINLAR BULACAĞIZ”
Gürcistan'da var. Kaçanların büyük bir kısmı Yunanistan'da, Almanya'da, İtalya'da. Önümüzdeki günlerde ben mesela bir Almanya, İtalya, Yunanistan ziyareti de gerçekleştireceğim. Oradaki İçişleri Bakanlarıyla da görüşmeler yapacağım Yani güvenlik diplomasisini daha da arttıracağız.
Bu suçlular dünyanın hangi ülkesine kaçarlarsa kaçsınlar, nereye giderlerse gitsinler, hangi deliğe saklanırsa saklansınlar, devletimizin kudreti onları bulacak, yakalayacak ve adalete teslim edecek. Bu konuda Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı olarak kararlıyız.
"BAZI ÇETELER İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİYLE KOL KOLA ÇALIŞIYOR"
Bazı organize suç örgütleri, üyeleri ve çeteleri istihbarat örgütleriyle kol kola da çalışıyorlar. Bazı istihbarat örgütleri bunlara hamilik yapıyor. Kendi işlerini bazı gayrı meşhur işlerini bunlara işletiyorlar, kullanıyorlar yani. Kullanmışla aparat olduklarından dolayı bunlara ev sahipliği yapıyorlar.
Size daha enteresan bir rakam daha söyleyeyim. Şu anda Türkiye'de kapalı ceza infaz kurumlarında ve açık cezaevlerinde 434 bin kişi bulunuyor toplamda. Bunun %12 bini uyuşturucu suçlarından hüküm giyendir. Yani %35'i. Şu anda rakamlar görüyorsunuz. Yani 434.026 tam rakamı. Yani bu problemin, uyuşturucu probleminin aslında ne kadar önemli olduğunu da gösteren önemli rakamlardan bir tanesi. Onun için biz hem yeni nesil suç örgütleriyle hem de bu uyuşturucuyla elimizden geldiği kadar elimizden geldiği kadar en etkili şekilde mücadele etmeye ahdettik. Elimizden geldiği kadar da bu mücadeleyi devam ettireceğiz.
Toplumun bizden beklentileri var. İşte bu yeni nesil suç örgütleriyle mücadele... Çünkü insanımızın gerçekten canını yakıyorlar. Uyuşturucuyla mücadele... Bir başka konu, mesela sahipsiz sokak hayvanlarıyla ilgili konu. Bir ara toplumun gündemindeydi. İşte insanlar, yaşlılar camiye gidemiyordu, çocuklar okula, parka gidemiyordu, kadınlar sokağa çıkamıyordu. Bizden beklentilerinden birisi de buydu. Yani toplum bizden ne bekliyorsa, mesela motosikletle işlenen suçlar vardı biliyorsunuz. Yani iş yeri kurşunlamaları, araç kurşunlamaları, yani insanımız hangi alanlarda mücadele etmemizi istiyorsa, biz o alanlarda mücadelemizi arttıracağız ve insanlarımızın beklentilerini cevap vereceğiz, sokaklarımızı daha güvenin hale getireceğiz.
BAŞIBOŞ SOKAK HAYVANLARI SORUNU: 1,5 AY SONRA TÜRKİYE GÜNDEMİNDEN ÇIKACAK
Ben bunu her gün düzenli bir şekilde, sabah ilk baktığım konulardan birisi bu. Bakanlığa gittiğimde bana her gün tablosunu getiriyorlar. Ben rakamları, sayıları izliyorum. Şu anda İstanbul'da, İzmir'de ve Diyarbakır'da 3 ilimiz de devam ediyor. Diğer illerimizi tamamladılar. 78 ilimiz tamamladı. Önümüzdeki günlerde bu ayın sonuna doğru, Eylül'ün sonuna doğru Antalya'da tamamlamış olacak. 15 Ekim'e kadar İstanbul bitirmiş olacak. Ekim'in sonuna kadar da Diyarbakır bitirmiş olacak. Arkadaşlara yeni hedefleri bu şekilde verdim. İnşallah biz Ekim'in sonu itibariyle bu problemlerinde Türkiye'yi kurtarmış olacağız.
Barınaklar oluşturuldu, doğal yaşam alanları oluşturuldu. Barınakların olduğu yerde doğal yaşam alanları da var. Yani şimdi hayvanlar toplanıyor. Orada ilk başta bir muayeneden geçiriliyor. Aşılamalar yapılıyor, kısırlaştırmaları yapılıyor. Sahiplenmek isteyenler varsa bugüne kadar 102 bin tane hayvanın sahiplendirilmesi de gerçekleştirilmiş durumda. Sahiplenilmeyenler de yine barınaklarda, doğal yaşam alanlarında beslemeye devam ediliyor. Dediğim gibi bir buçuk ay sonra bu iş tamamen Türkiye'nin gündeminden çıkmış olacak.
Biz zaten güvenli sokaklarla, sokağın güvenliğiyle hayvan refahını da, bakımını da birbirine karşı kavramlar olarak görmüyoruz. Bu ikisi aynı anda yürütülmesi gereken işlemler. Çünkü sokak hayvanlar açısından da açlık demek, sokak risk demek, hastalık demek, trafik kazası demek yani hayvan kaynaklı trafik kazaları da oluyor. Orada hayvanlar yaşamını da yitiriyorlar. Dolayısıyla barınakları almak suretiyle aslında hayvan refahını da arttırmış oluyoruz bir nevi.
Önceden sokak hayvanlarıyla ilgili kural şuydu. 'Bul, topla, kısırlaştır ve doğal yaşam ortamına bırak' diye. Bu formülün bir çözüm getirmediği anlaşılınca, sonundaki doğal yaşama bırak kısmı değiştirildi. 'Barınakta muhafaza et' veya 'doğal yaşam alanlarında besle, muhafaza et' kısmına dönüştü. Dolayısıyla şu anda hayvanlar gayet güzel bir şekilde barınaklarda doğal yaşam alanlarında hem bakımları yapılıyor, kısırlaştırmaları yapılıyor, tedavileri yapılıyor, beslemeleri yapılıyor. Hayvan refahı da sağlanmış durumda. Biz, buralar birer toplama kampı değil, onu da biliyoruz. Hayvan severlerin de beklentilerine cevap verebilmek için mesela Eylül ayı itibariyle Tarım ve Orman Bakanımızla beraber bir karar aldık. Şimdi bizim İçişleri Bakanlığımızın mülkiye müfettişleriyle Tarım ve Orman Bakanlığının müfettişleri ortak bütün illerde denetim yapıyorlar. Bütün hayvan barınaklarını, bütün doğal yaşam alanlarını denetliyoruz şu anda. Acaba sokak hayvanları usulüne uygun toplamıyor mu? Bunlar usulüne uygun tedavi ediliyor mu? Kısırlaştırılıyor mu? Bakımlar yapılıyor mu? Barınakların şartları nelerdir? Bunların hepsini gözden geçireceğiz. Buna uymayanlar varsa, yani bu söylediğim şartlara uymayanlar varsa onları da kanunla yönetmeliğe uygun hale getireceğiz. Yani bu konuda belediyeleri de, özel idareleri de uyaracağız.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ
Bu sürecin başarıya ulaşması daha öncekilerde olduğu gibi akamete uğramaması için valiliklerimizle beraber sahayı sürekli gözetim altında tutuyoruz. Kimse bu süreci zehirlemesin, enfekte etmesin, tekrar akamete uğramasın diye bundan sonra terör örgütünün tabii silah bırakması, yani bütün unsurlarıyla tasfiye olması, hem Türkiye'de hem de Suriye'de, Irak'ta, İran'da, Avrupa'da diğer unsurlarıyla beraber, uzantılarıyla beraber tasfiye olması için süreci takip ediyoruz.
Biliyorsunuz bu aşamada bittikten sonra Milli Güvenlik Kurulu'nun bir kararı yayınlanacak. Ondan sonra süreç, 6 aylık süreç başlayacak. Biz şu anda süreci dikkatli bir şekilde takip ediyoruz.
İRAN'IN 'TERÖRSÜZ TÜRKİYE' SÜRECİNE BAKIŞI
Dün İran İçişleri Bakanı misafirimizdi Sayın İskender Mümini ile güzel bir, verimli bir görüşme yaptık bakanlığımızda. Gündemdeki konulardan birisi de buydu. Hem 'Terörsüz Türkiye' hem de terörsüz bölge. Çünkü terörsüz bölge dediğimiz zaman Suriye'yi ilgilendiriyor. Suriye'de malum PKK'nın kolu olan PYD-YPG kendini tasfiye etti, sisteme entegre olmaya karar verdi, orada da belli bir yola girdi. Irak'ta bu çalışmaların devam etmesi gerekiyor. PJAK'TA İran'da var. Ben şunu dile getirdim, Suriye'de bu sürecin başlamasıyla beraber, SDG'nin kendisini tasfiye etmesiyle beraber, orada da sürece karşı olanlar var, Suriye'de de bu işe karşı olanlar var. Onların büyük bir ihtimalle Irak'a veya İran'a geçme durumları da var. Tabi İran'a geçtiklerinde orada bir güç elde etmeleri, belki orada da İran açısından bir tehdit oluşturma ihtimalinden de bahsettim. Ve bunun bütün bölgede sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için onların da desteğine ihtiyacımız olduğunu söyledim.
İran İçişleri Bakanı da bu teklifimize, bu önerimize son derece olumlu yaklaştı. Hatta terör örgütü silahları bırakmadan bu iş tamamıyla barış süreci başlamaz diye fikirlerini beyan ettiler. Ben İran tarafında bu sürece olumlu yaklaştığını, onların da istekli olduğunu gördüm terörsüz bölge konusunda. Bu bütün bölgemizin selameti açısından hakikaten kıymetli bir çalışma.
'TERÖRSÜZ BÖLGE' İÇİN 4'LÜ MEKANİZMA ÖNERİSİ
Yani Türkiye bu noktada komşu İran'a büyük bir destek verdi. Yani mazlum ve mağdur İran halkının yanında durduğunu da gösterdi. Dolayısıyla ben önümüzdeki günlerde şöyle bir düşüncem de var bu terörsüz bölge konusunda; Suriye, Irak, İran ve Türkiye arasında dörtlü bir mekanizma da geliştirebiliriz. Bizim ikili, üçlü mekanizmalarımız var. Mesela örnek veriyorum, Türkiye, Yunanistan, Bulgaristan arasında düzensiz göçle mücadele konusunda bir üçlü mekanizmamız var. Geçenlerde Gürcistan'a gittiğimde bu yeni nesil organize suç örgütleriyle mücadele konusunda bir üçlü mekanizma kuralım. Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan arasında diye. Önümüzdeki günlerde onu faaliyete geçireceğiz. Bu 'terörsüz bölge' konusunda da böyle bir düşüncem var. Önümüzdeki günlerde mevkidaşlarımla bu konuyu da tekrar bir masaya yatıracağız.
(2027 yılı içerisinde artık Türkiye tam olarak kesin bir şekilde bu sorunu artık kaldırmış, bir kenara koymuş olacak diyebiliyor musunuz?) O terör örgütüne bağlı. Ona bağlı değil mi? Silahlarını teslim ederse, kendisine verilen zaman içerisinde kurallara uyarsa, kanuna uygun hareket ederse, aslında ne kadar hızlı hareket ederlerse, Milli Güvenlik Kurulu 'nun kararı da, teyidi de daha erken yürürlüğe girmiş olacak ve 6 aylık sürede o zaman başlayacak. Yani bu biraz da terör örgütünün veya ona katılmış olanların teslim olmasına, silahları teslim etmelerine, tasfiye olmasına bağlı bir süreç. Ama ne kadar hızlı olursa memleketimiz açısından önemli çünkü önemli ve hassas bir konu. Bir de biz bu süreci kendimiz yürütüyoruz. Daha önceden İngiltere'de olduğu gibi, İspanya'da olduğu gibi, diğer ülkelerde olduğu gibi bize dıştan destek veren birisi de yok. Belki işte ve dışta bunun olmamasını isteyenler de var.
BAKAN ÇİFTÇİ'NİN TÜRKPOL ÖNERİSİ
Geçtiğimiz günlerde Kazakistan'da Türk Devletleri Teşkilatı, Üçüncü İçişleri Bakanları toplantısı vardı. Orada İçişleri Bakanlarıyla yaptığımız ortak toplantıda 'Suçla Mücadele Konseyi' diye bir mekanizmayı önerdim ben. Tahmin ediyorum ki bir sonraki toplantıda bununla ilgili bir imza atılacak. Yani bunu 'Suçla Mücadele Konseyi'nin oluşturulması konusu da karara bağlanmış olacak. Tabii bunun icra organı olarak da Türk Devletleri Topluluğu, 'Türkpol' diye bunun icra organı olacak, yurt dışına kaçan kişilerin tespit edilmesi, orada yakalanması, iade edilmesi, sınır dışı edilmesiyle ilgili Interpol'ün Türk dünyasındaki iz düşümü, Türkpol, Interpol, Europol, bunların bir benzeri Türk devletleri topluluğu arasında da kuruluyor.
Bunu da yürürlüğe koyduğumuz zaman Türk devletleri arasındaki işbirliğini, suçla mücadeleyi biraz daha arttırmış olacağız. Çünkü bizde suç işleyip de bu Türk devletlerine kaçan veya onlarda suç işleyip de bize gelen kişiler var. Bunlarla ilgili bilgi paylaşımı, istihbarat paylaşımı, bu kişilerin yakalanması, iade, yurt dışına gönderilme süreçleri biraz daha hızlanmış olacak. Türk devletleri arasındaki mekanizma biraz daha kuvvetlenmiş olacak.
'ORTAK PASAPORT KONTROL NOKTASI' ÖNERİSİ
Bizim tabii bununla beraber bir başka önerimiz daha vardı. O da yine Türk devletleri arasında ortak pasaport kontrol noktaları Onun da oluşturulmasını önerdik Avrupa ülkelerine gittiğimiz zaman görüyoruz Avrupa Birliği ülkelerinde, Onların Avrupa Birliği 'ne üye olan ülkeler Bir noktadan geçiyor. Diğer ülke vatandaşları başka pasaport kontrol noktasından geçiyor. Bunun gibi bir mekanizma.
"ÇOCUKLARI KANDIRIP İSTİSMAR EDİYORLAR"
Tabii yeni nesil suç örgütlerine eleman devşirirken, eleman temin ederken İlk önce masum tekliflerle geliyorlar. Bunlar daha çok 13 yaşından büyük, 18 yaşından küçük olan çocuklar. Bizim evlatlarımız bunlar. Bunlara ilk başta yemek ısmarlıyorlar. Veya işte diyelim anne baba ilgisinden mahrum olan çocuklar varsa onlara bir aidiyet duygusu kazandırıyorlar. Bu gibi masum gerekçelerle yaklaşıp daha sonradan kendilerine ufak ufak iş veriyorlar ve iş yeri kurşunlamaya veya işte kendilerine suç işletmeye varıncaya kadar bir takım eylemleri gerçekleştiriyorlar. Biz ifadelerden görüyoruz. Yani bu 'adli süreçteki çocuk' deniyor artık bunlara. Kavramda değişti. 'Suça sürüklenen çocuk' değil, 'adli süreçteki çocuk' olarak kavramda değişti.
İfadelerden görüyoruz ki, mesela para vaat ediyorlar bir eylem gerçekleştirmeleri karşılığında. İlk baştan az bir para veriyorlar önden. Kapora gibi düşünün. Daha sonradan vaat ettikleri paranın işte eylemi gerçekleştir, şu eylemi yap, ondan sonra geriye kalanını verelim diyorlar. Onu da vermiyorlar. Çocuklar kandırıyorlar, istismar ediyorlar. Onların suç işledikten sonra cezaevine düşmesine de vesile oluyorlar. Yani tamamen çocukları kullanıp atıyorlar. Kullan-at yaklaşımı. Onun için annelerin, babaların da evlatlarına son derece sahip çıkmaları gerekiyor. Çocuklarına ilgi göstersinler, şefkat göstersinler, çocuklarıyla yakından ilgilensinler. Onları sokak çetelerinin insafına terk etmesinler, ailelere de. Böyle bir çağrıda bulunuyorum.
"OKULLARIMIZI GÜVENLİ HALE GETİRECEĞİZ"
Okullar açıldı malum. Geçen hafta uyum eğitimiyle başladı. Bu hafta bütün okullarda eğitim, öğretim başlamış oldu. Yaklaşık 17 milyon öğrenci, 1 milyon 200 bin öğretmenimiz iş başı, ders başı yapmış oldular. Tabi okullarda alınan bir takım tedbirler var. Onu Milli Eğitim Bakanlığımız alıyor. Biz yine okulların içerisinde ve okulların bahçesinde, okulların çevresinde İçişleri Bakanlığı olarak bizim de aldığımız tedbirler var.
Mesela birinci dereceden ve ikinci dereceden riskli okullarda bizim polisimiz var. Sabit polislerimiz var, okullarda görev yapan. Üçüncü ve dördüncü dereceden riskli okullarda irtibat görevlimiz var. 'Koordinasyon görevlisi' diyoruz. Yani okullarla iletişim halindeler. Bu sene malum 31 bin tane bahçe görevlisi aldık. Biz de bu kişileri okulların bahçesinde istihdam ediyoruz. Bahçeye giren, çıkan kişileri görsünler, denetlesinler, göz kulak olsunlar, ilgisiz kişileri okulun bahçesinde almasınlar diye. Bir de okulun çevresindeki güvenlik tedbirlerimiz var. Mesela okulların açıldığı gün, pazartesi gün, Adalet Bakanlığımızla işbirliği halinde, İllerde Valilerimiz, Cumhuriyet Başsavcılıklarımız, Emniyet Jandarma İşbirliği'nde iki tane büyük operasyon yaptık. Bunlardan birincisi, bin 1.008 kişiyi siber alemde, işte bu eleman devşiren az önce söylediğim suç örgütlerine yönelikti. 1.008 kişiyi gözaltına aldık bu birinci operasyonda. İkinci operasyonda 2447 kişi gözaltına alındı ikinci dalgada. O da yine yeni nesil suç örgütlerine yönelikti.
Okulların açılmasıyla beraber okulların güvenliğini sağlamaya yönelik bir operasyondu. Yani bir gün içerisinde toplamda 3.500 kişi gözaltına alınmış oldu. Yani bu konuda son derece kararlıyız. Okulların çevresinde asayiş, güvenlik, narkotik, çocuk şube müdürlüklerimizin uygulamaları devam edecek. Zaten insanlar da uygulamalarımızın arttığını görüyorlar. Biz elimizden geldiği kadar okullarımızı güvenli hale getireceğiz. Çocuklarımızı tehlikeye atmak istemiyoruz. O yaşadığımız tatsız hadiseleri bir daha yaşamak istemiyoruz.
"7 BAKANLIK BİR ARAYA GELDİK"
Bu noktada son yaptığımız bir konu daha, bir çalışma daha vardı. Bu da önemli. 7 bakanlık bir araya geldik. Adalet Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Çalışma Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı olarak bir protokol hazırladık. Önümüzdeki günlerde bu protokolü de imza altına alacağız. 'Sızıntı' diyoruz hani alarm veren çocuklar var. Suç işleyeceğini bir şekilde ihsas eden çocuklar var. Böyle bir şey ortaya çıktığında sistem hemen devreye girsin, herhangi bir kayıp kaçak olmasın, kurumlar konudan haberdar olsunlar diye bir protokol de imzalayıp okullarımızın güvenliğini daha da arttırmayı planlıyoruz. Ama yıl boyunca operasyonlarımız okulun çevresinde yaptığımız uygulamalar devam edecek.
Şimdi artık suç sadece sokakta işlenmiyor. Daha çok siber aleme kaydı. Eleman devşiriyorlar, ilan veriyorlar, tehdit ediyorlar, faaliyetlerin büyük bir kısmını siber aleme kaydırmış durumdalar. Onun için hibrit örgütleri diyoruz bunlara. Yani sadece sokakta suç işlemiyor, siber alemde de suç işliyor. Onun için nasıl sokağı denetim altında tutuyorsak, oralarda devriyeler atıyorsak, siber suçlarla mücadele konusunda da mücadelemizi arttırdık, devriyelerimizi arttırdık. Bizim siber suçlarla mücadele, daire başkanlığımız var. İllerde de müdürlüklerimiz var. Buradaki devriyeler neticesinde de bir takım suç unsuru taşıdığı tespit edilen şahıs ve hesaplara ulaşmış olduk.
Bu sene devriyerlerin sayısını daha da arttırmış durumdayız, %46 arttırmışız. Bunların neticesinde de bazı web sayfalarını veya hesapları engelliyoruz. Sosyal medya hesaplarını kapatıyoruz. Erişim engeli getiriyoruz. Çünkü bunlar artık suçta kullanılıyor. Suçu övüyor, propagandasını yapıyor. Suç unsuru taşıdığı için bunlarla da mücadele etmemiz gerekiyor.
"BUNLARI GÖZE ALABİLEN VARSA ARAÇTAN İNEBİLİR"
Ülkemizde bugün itibariyle 35 milyon motorlu araç var. Bunların 7.2 milyonunu motosikletler oluşturuyor. Yani %20'sine ulaşmış durumda motosikletler. Biz İçişleri Bakanlığı olarak bununla ilgili bir eylem planı da hazırladık, 'motosiklet eylem planı' diye. Şu anda Türkiye'deki her iki kazadan birisi motosikletlerin karıştığı araçlardan oluşuyor. Yani iki kazadan birisini motosikletli araçlar gerçekleştiriyor.
Yani motosikletlerin içerisinde bir de motokuryeler var. Onların sayısı %1.6. Yani motosikletlerin içerisinde motokuryelerin oranı da %1.6. Ama motokuryelerin karıştığı trafik kazalarında %16'sını maalesef motokuryeler gerçekleştiriyor. Yani motosikletlerin karıştığı kazaların yüzde %17'sini de kuryeler yapıyor. Onun için bunlara yönelik olarak bir eylem planı hazırladık, denetimleri arttırdık. Önümüzdeki günlerde bu daha da görünür hale gelecek.
Mesela makas atmada %93 oranında bir azalma olduğunu biz rakamlardan görüyoruz, istatistiklerden görüyoruz. Araçtan inenlerin, yol kesenlerin sayısı da azaldı. Çünkü 90 bin lira cezası var, ehliyetine el konuluyor, aracı trafikten men ediliyor. Eğer bunları göze alabilen varsa araçtan inebilir.
DOLANDIRICILAR KONUSU
Bu da toplumun bizden beklediği mücadele konularından birisi. Dolandırıcılıkla, özellikle bilişim sistemlerini kullanmak suretiyle yapılan dolandırıcılık. Ben göreve geldikten sonra jandarmamızın 'Dolunay' diye bir projesi vardı. Ben Sayın Adalet Bakanlığımıza da davet ettim. Bir araya geldik, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı heyetleri olarak. Jandarmamız bu konuda bir sunum yaptı. Bir proje geliştirmişler. Bakan Bey ile vardığımız mutabakat. Bakan Yardımcıları düzeyinde bu işin devam ettirilmesi, ilerletilmesi ve olgunlaştırılmasıydı. Şimdi belli bir olgunluk aşamasına da, son aşamaya da getirdik Dolunay Projesi'ni.
Şu, işin özeti şu. 112'yi biliyorsunuz. 112 acil çağrı merkezlerimiz var bizim 80 ilimizde. Orada vatandaşımız 112'yi arıyor. Ortada bir çağrı karşılayıcılarımız var. Etrafında sağlık, jandarma, emniyet, AFAD, itfaiye, orman gibi teşkilatlarımız var. Ve onlar koordine ediyorlar. Burada da sistem ona benzer bir şey. Çünkü vatandaşımız herhangi bir ihbarda bulunduğunda, Dolunay Projesi yürürlüğe girdiğinde bir ihbarda bulunduğunda orada Yapay Zeka Destekli Bir Analiz Sistemi olacak, ondan faydalanacağız. Savcı orada yer alacak. Savcı talimat verecek, banka temsilcileri orada yer alacak ve 18 dakikaya içerisinde böyle bir ihbarda bulunduğunda hemen gerekli analizleri yapmak suretiyle bankadaki o dolandırıcıların aldığı para var... İşte hesaplara gönderttikleri para var, o bloke edilecek. Yani 18 dakika içerisinde suçun işlenmesinden 18 dakika içerisinde. Çünkü orada Veri analizi, yapay zeka destekli bir sistemi olacak o analiz edecek.
"YARIN SABAH BORSA OPERASYONU OLABİLİR"
(Borsa'da manipülasyon iddiaları...) Operasyonlar devam edecek. Yani şu kısaca bugün de yarın bugün de operasyon vardı. Yarın sabaha doğru da operasyon olabilir. Operasyonlar devam edecek. Biz 'devlet unutmaz, uyutmaz' diyoruz.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'den önemli açıklamalar: Polislere yeni özlük ve lojman hakkı müjdesi
POLİS LOJMANLARINDA SON DURUM
Ben bu sene göreve geldiğimde bir taahhütte bulunmuştum yine polis teşkilatımıza yönelik olarak. Önceden hem emniyet teşkilatına hem de jandarmaya, sahil güvenlik komutanlığımıza araç alıyorduk. 10 yaşından büyük araçlarımızın sayısı oldukça fazlaydı. Önceki bakanımız zamanında da bir kampanya düzenlenmişti ve araç filosu oldukça yenilendi. Yani 10 yaşın üzerinde fazla aracımız kalmadı. Ben bu sene bunun araç alımının bir miktar sınırlanmasını veya durdurulmasını onun yerine polisimize lojman alınması gerektiğini söylemiştim. Şimdi İstanbul'dan da zaten bunu başlattık. Geçtiğimiz günlerde 1 milyar liralık bir alım gerçekleştirdik. Polislerimize yönelik olarak. Çünkü İstanbul'da şu anda 3.350 tane lojmanımız var bizim polise verebileceğimiz. İstanbul'da bizim 55.000 tane polisimiz görev yapıyor. Yani lojmanlardan faydalanan polis sayımız %3 oldukça düşük bir rakam. Biz kısa süre içerisinde lojman sayısını 5000'e çıkarmayı planlıyoruz. Zaten alımlara da başladık. Önümüzdeki günlerde alımları devam da ettireceğiz.
TGRT HABER CANLI YAYININDAN POLİSLERE MÜJDE VERDİ
Öbür taraftan bir de POLSAN'ımız var bizim, polislerin sandığı. Onlar da hem İstanbul'da hem de Ankara'da pilot bölge uygulamalarına başlayacaklar. Mesela Polsan Ankara'da TOKİ'den 86 dönümlük bir arazi satın aldı. Ocak ayı içerisinde de temeli atacaklar. 2000 konut yapacaklar. Maliyetine uzun vadeli olarak da bunu polislerimize satacaklar. Yani polislerimiz kira öder gibi uzun vadeli konut sahibi olabilecekler. POLSAN diğer illerde de büyükşehirlerde de böyle bir uygulama yapacak.
(Başvuru şartları) Yani evi olmayacak. Bir defa evi olmayan polisler arasından. İşte eşi çalışmayacak. Çocuğu olan işte okula giden polisler arasından. Yani daha fazla işte konuta ihtiyacı olan kişiler arasından bir belirleme olacak. Yani öncelik onlara verilmiş olacak.
POLİSLERİN ÇALIŞMA ŞARTLARI İYİLEŞECEK
Polislerimizin şikayet konularından birisi de uzun çalışma saatleriydi. Yeterince dinlenememeleriydi. Ben geldiğimde 12-36'ya geçeceğimize dair bir söz de vermiştim. Taahhütte bulunmuştum. Bu Eylül ayı itibariyle 12-36 sistemine illerimizin büyük bir kısmında geçtik. 56 ilimizde şu anda uygulama başladı. 15 tane ilimiz de son aşamaya geldi, 12-36 'ya geçme konusunda. Geriye kalan illerimizde de planlamalar devam ediyor. Ama yani uygulamayı da takip ediyoruz. 12 saat çalışıyor, 36 saat dinleniyor.
Bizim genelde polislerimizin 56 saat çalışmaları gibi bir uygulama vardı. Normalde haftalık çalışma saati 40 saattir devlet memurlarında. Biz polislerimizi daha fazla çalıştırıyorduk. Çünkü hafta sonu maç oluyor, görevlendiriyoruz. Toplumsal olay oluyor, görevlendiriyoruz. Dinlenmesi gerekir, çağırıyoruz onları, görev veriyoruz. Bu da hem kendilerine, ailelerine, çocuklarına, arkadaşlarına. sosyal çevrelerine yeteri kadar zaman ayıramamaları anlamına geliyordu. Onun için 12-36 'ya geçmemiz bizim için kıymetliydi.
Uygulamayı başlattık Eylül ayından itibaren. Ve uygulamaya sistemli bir şekilde geçilip geçilmediğini müfettişlerimiz vasıtasıyla da denetliyoruz. Onları da gerçekten geçilmiş mi, uygulama sağlıklı işiyor mu, yürüyor mu, Hangi birimlerde geçilmiş, yani her birimde de geçilmesi zaten mümkün değil. 24 saat yasasına göre çalışan birimlerimiz de var bizim. Uygulamayı yakından takip ediyoruz.
POLİSLERE FAZLA MESAİ ÜCRETİ VERİLECEK Mİ?
Şimdi 12-36 'ya geçtiğimiz zaman buna geçemeyen birimlerimiz de var bizim. 24 saat yasasına göre çalışanlar da var. Onların da tabii bir emeği var. Daha fazla mesai sarf ediyorlar. Onların da fazla mesai ücretleri almaları konusunda geldiğimizden beri de bir hazırlığımız, bir çalışmamız vardı. Önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Bütçe ve Strateji, İçişleri Bakanlığı, AK Parti grubumuzla bir araya geleceğiz. 12-36'dan faydalanamayan, devamlı çalışma yapmak durumunda olan, zorunda olan birimlerimizle ilgili de onlara fazla çalışma ücreti ödenmesi konusunda bir araya gelip bu konuda bir strateji belirleyeceğiz. Yani o konunun üzerinde de çalışıyoruz."
