Marmara ve Kıbrıs'taki deniz faciaları neden gerçekleşti? Denizcilerin 'Eyvah uyuyamayacağız' dediği 'rulo sac' tehlikesi nedir?
Girne’de yaşanan katamaran faciası ile Silivri açıklarında iki ticari geminin çarpışması, denizcilikte güvenlik ve denetim tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Denizcilik tarihi araştırmacısı ve gazeteci Gökhan Karataş, iki kazaya ilişkin dikkat çeken ayrıntıları Türkiye Gazetesi'ne anlattı.
Girne’de yaşanan katamaran kazası ile Silivri açıklarında iki ticari geminin çarpışması, denizcilikte güvenlik, denetim ve insan hatası tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Denizcilik tarihi araştırmacısı ve gazeteci Gökhan Karataş, Türkiye Gazetesi’nin YouTube kanalında İçerik Editörü Gülcan Ayboğan’ın sorularını cevaplayarak iki kazaya ilişkin dikkat çeken ayrıntıları anlattı. Karataş, her iki olayda da “kaza geliyorum dedi” dedirten ihmallere dikkat çekti.
SİLİVRİ’DE 11 DAKİKALIK FELAKET
Silivri açıklarında iki ticari geminin çarpışması sonrası yaşananlar, deniz kazalarının ne kadar kısa sürede felakete dönüşebileceğini gözler önüne serdi. Çarpışma öncesi telsiz kayıtlarında “İskeleye kır, sola dön” şeklindeki uyarıların duyulduğu belirtildi.
Silivri’deki gemi faciasında telsiz kayıtları ortaya çıktı: “ALSU, iskeleye kır demiştim”
Kazaya karışan "Tuğberk İmamoğlu" isimli gemide yaklaşık 4 bin 200 ton rulo sac taşındığını belirten Karataş, bu yükün denizcilikte taşıdığı riske dikkat çekti. Rulo sacın hareketli bir yük olduğunu ve en ufak bir manevrada dahi yer değiştirme riski bulunduğunu ifade eden Karataş, rulo sac taşıyan gemilerin kaptanlarının bu yükü bir limandan diğerine götürürken “Eyvah, uyku uyuyamayacağız” şeklinde endişelerini dile getirdiğini anlattı.
Karataş, “En ufak çarpışmada bırakın çatışmayı, en ufak bir manevrada yer değiştirme riski var” sözleriyle rulo sacın geminin dengesi açısından oluşturduğu tehlikeye dikkat çekti.
"Alsu" isimli tankerin gemiye sancak tarafından çarpmasıyla rulo sacların kaydığı, geminin dengesini kaybederek hızla su aldığı belirtildi. Çarpışmanın ardından geminin tamamen batması ise yalnızca 11 dakika sürdü.
GİRNE’DE “ÇIKMAYALIM” UYARISI
Girne’deki katamaran kazasında ise geminin geçmişi ve sefere çıkmadan önce yaşananlar dikkat çekti.
Karataş, söz konusu geminin 2005 yılında Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından satın alınmak istendiğini, ancak yapılan mühendislik incelemesinde kompozit yapısının uygun bulunmadığını söyledi ve geminin daha sonraki yıllarda çeşitli kazalara karıştığı, Mersin’de 7 yıl onarım beklediği ve ardından Yunanistan’da tamir edilerek yeniden sefere çıktığını aktardı.
Kazadan günler önce gemiden gelen anormal seslerin sosyal medyada paylaşıldığını belirten Karataş, buna rağmen geminin sefere çıkmasına izin verildiğini ifade etti. Karataş ayrıca, kazadan hemen önce ikinci kaptanın birinci kaptana “Çıkmayalım” şeklinde uyarıda bulunduğunu, birinci kaptanın ise “Ben bu gemiyi yürütürüm” diyerek sefere çıktığını öne sürdü.
“10 MİL DAHA AÇIKTA OLSAYDI…”
Katamaranın limandan ayrıldıktan kısa süre sonra kazaya uğramasının büyük bir faciayı önlediğine dikkat çeken Karataş, Kıyı Emniyeti ekipleri ve bölgedeki gönüllülerin müdahalesinin önemine vurgu yaptı.
Karataş’a göre kaza limandan yaklaşık 10 mil daha açıkta meydana gelseydi veya olay kış aylarında yaşansaydı, kurtarma şartlarının çok daha ağır olabileceği ve can kaybının yüzlerce kişiye ulaşabileceği değerlendiriliyor.
İKİ KAZADA ORTAK NOKTA: İNSAN FAKTÖRÜ
Her iki kazanın da sakin hava koşullarında meydana geldiğine dikkat çeken Karataş, olayların yalnızca deniz şartlarıyla açıklanamayacağını belirtti. Silivri’de yükün oluşturduğu risk, Girne’de ise geminin teknik geçmişi ve sefere ilişkin uyarılar, denetim, karar alma süreçleri ve insan faktörünü yeniden tartışmaya açtı.
İki farklı deniz kazasının ardından ortaya çıkan detaylar, “Kaza kaçınılmaz mıydı, yoksa gerekli önlemler zamanında alınsaydı önlenebilir miydi?” sorusunu gündeme getirdi.
