MİA, Almanya'da yükselen aşırı sağın etkilerini analiz etti: AfD, Türkiye’nin AB üyelik perspektifini zayıflatıyor
Millî İstihbarat Akademisi'nin yayımladığı analizde, Almanya'da aşırı sağın en büyük temsilcisi AfD'nin Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkmasının Türkiye’nin üyelik perspektifinin siyasi anlamını daha da zayıflattığı belirtildi.
Millî İstihbarat Akademisi (MİA), “Almanya’da Aşırı Sağ Liberal Demokrasinin Temsil Krizi” başlıklı bir analiz yayımladı.
Rapora göre aşırı sağın en büyük temsilcisi AfD, Türkiye’yi kültürel olarak Avrupa’ya ait görmezken “stratejik ve ekonomik ortak” olarak tanımlıyor. Söz konusu ikilik, Türkiye’nin AB ile ilişkilerine de doğrudan yansıyor. AfD’nin Ankara’nın AB üyeliğine karşı çıkması yeni bir yaklaşım olmamakla birlikte benzer söylemlerin Alman ana akım siyasetinde daha geniş bir meşruiyet kazanması, Türkiye’nin üyelik perspektifinin siyasi anlamını daha da zayıflatıyor.
Sivil bir anayasa için parti turları başlıyor
Rapora göre muhtemel sonuçlardan bir diğeri ise ilişkinin daha pragmatik bir niteliğe bürünmesi. Aşırı sağ söylemin merkez siyasete sirayet etmesiyle Ankara’nın üyelik süreci işlevini yitirirken; ikili ilişkiler demokrasi, insan hakları gibi normatif tartışmalar yerine güvenlik, savunma, ticaret, enerji ve göç yönetimi odaklı seçici bir ortaklık modeline kayıyor.
Prof. Ekşi gazetemize konuştu: BM’nin 5 daimi üyesinden ikisi zirvelere katılmıyor
Rusya-Ukrayna Savaşı ve transatlantik ilişkilerdeki belirsizlikler, Avrupa’nın stratejik özerklik ve savunma kapasitesi arayışını artırdı. Bu durum, kültürel açıdan dışlanmak istenen Türkiye’yi askerî ve jeopolitik açılardan Almanya ve Avrupa için zorunlu bir ortak hâline getiriyor.

