Güney Kore Türkiye'nin kapısını çaldı! Peş peşe kazaların ardından Türk motoruna talip oldular
Güney Kore'nin son dönemde askeri insansız hava aracı (İHA) testlerinde yaşadığı peş peşe başarısızlıkların ardından dikkat çeken bir Türkiye hamlesi geldi. Seul yönetiminin savunma tedarik kurumu DAPA'nın, Türk İHA'larında kullanılan ve gerçek operasyonlarda kendini kanıtlayan TEI üretimi PD170 motorunun tedariki için Türkiye'nin kapısını çaldığı ortaya çıktı.
Türkiye'nin son yıllarda savunma sanayiinde attığı yerli ve milli adımlar, dünyanın önde gelen savunma ihracatçılarından Güney Kore'nin de radarına girdi. İHA teknolojilerinde sahada kendini kanıtlayan Ankara'nın geliştirdiği yerli motorlar bu kez Seul'ün gündemine girdi.
Güney Kore'nin Yonhap Haber Ajansı, gelişmeyi "Peş peşe düşen K-İHA'lar, savaşta test edilmiş Türk savunma şirketine SOS gönderdi" başlığıyla duyurdu.
Güney Kore'nin son dönemde peş peşe başarısızlıkla sonuçlanan askeri İHA denemelerine dikkat çekilirken, Türkiye'nin bu alandaki teknoloji ve tecrübesi öne çıkarıldı.
Seul'ün TEI üretimi PD170 motoruna yönelik girişimi gündem olurken, Türk yetkili de iki ülkenin mühendislik kabiliyetlerini bir araya getirecek uzun vadeli bir savunma ve havacılık iş birliğine kapı araladı.
"TÜRK MOTORUNUN PEŞİNDELER"
Yonhap'ın edindiği bilgilere göre Güney Kore Savunma Tedarik Programı İdaresi (DAPA), Türk Havacılık ve Uzay Sanayii'ne (TUSAŞ) ulaşarak TEI tarafından geliştirilen PD170 turbo-dizel havacılık motorunun satın alınıp alınamayacağını sordu.
TUSAŞ yetkilisi Güney Kore ajansına yaptığı açıklamada, Seul ile yalnızca bir motor satışıyla sınırlı kalmayabilecek daha geniş bir iş birliğinin gündemde olduğuna işaret etti:
"Geniş bir çerçevede Güney Kore ile potansiyel bir iş birliği arıyoruz. İki ülkenin mühendislik kapasitelerini birleştiren bu girişim, somut projeler aracılığıyla uzun vadeli bir endüstriyel ortaklığın ve yeni havacılık programlarının temelini atabilir."
Taraflar henüz PD170'in hangi Güney Kore İHA programında kullanılacağını, kaç motorun gündemde olduğunu veya muhtemel anlaşmanın mali büyüklüğünü açıklamadı.
SSB'DEN İLK AÇIKLAMA
Türkiye Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) da Güney Kore'nin ilgisine ilişkin Yonhap'a konuştu.
SSB yetkilisi, belirli bir motor veya ürün hakkında bu aşamada somut açıklama yapılamayacağını belirterek gerekli prosedürler ve müzakereler tamamlandıktan sonra resmi açıklama yapılabileceğini kaydetti.
GÜNEY KORE'NİN GÖZÜNÜ DİKTİĞİ PD170 NE YAPABİLİYOR?
TEI tarafından geliştirilen 170 beygir gücündeki PD170, orta irtifa-uzun havada kalış (MALE) sınıfındaki İHA'lar için özel olarak tasarlandı.
Yonhap'ın haberinde motorun ANKA ve AKSUNGUR'un yanı sıra Bayraktar TB2 ve TB3 gibi Türk İHA'larında kullanıldığının altı çizildi. TUSAŞ yetkilisi, PD170'in performansını AKSUNGUR üzerinden anlatarak motorun 45 saatlik havada kalış ve 42 bin feet irtifa performansına ulaştığını söyledi.
Yetkili, PD170 için şu ifadeyi kullandı:
"40 yıllık bilgi birikiminin ürünü olan bu motor, gerçek uçuş başarılarıyla performansını kanıtlamıştır."
TEI'nin, Türkiye'de F-16 motorlarının üretiminden kazandığı mühendislik tecrübesi de PD170'in geliştirilmesinde kullanılmıştı.
YONHAP TÜRK İHA'LARINA DİKKAT ÇEKTİ
Güney Kore basını, Türkiye'nin İHA alanındaki avantajının yalnızca teknik özelliklerden kaynaklanmadığına da vurgu yaptı.
Yonhap, Türk İHA'larının Ukrayna ve Orta Doğu dahil gerçek savaş sahalarında kullanılmış olmasının Türkiye'ye önemli bir rekabet avantajı sağladığını yazdı.
Haberde Türkiye'nin savunma sanayii ihracatının geçen yıl 10 milyar doları aşmasına da dikkat çekildi.
ANKA-3 VE SÜPER ŞİMŞEK AYRINTISI
Yonhap, Türkiye'nin yeni nesil insansız hava sistemlerinde ulaştığı seviyeye örnek olarak ANKA-3'ü de gösterdi.
TUSAŞ'ın geçen ay gerçekleştirdiği testte ANKA-3'ün kanatlarının altında taşıdığı iki Süper Şimşek jet motorlu İHA'yı havada bıraktığı hatırlatıldı.
Söz konusu konseptin, küçük İHA'ların elektronik izleriyle daha büyük savaş uçaklarını taklit ederek düşman hava savunma sistemlerini yanıltabilmesine, önleme füzelerinin ateşlenmesini sağlamasına ve böylece radarların yerinin tespit edilmesine imkan verebileceğinin altı çizildi.
