Düğündeki konuşması olay olmuştu! Bülent Arınç'tan yeni açıklama: Cumhurbaşkanımızla yolumuz bir
Ahmet Davutoğlu'nun oğlunun düğününde uzun bir konuşma yapan Bülent Arınç, siyasi mesajları nedeniyle tepkilerin odağında yer aldı. Dün akşam yeni bir açıklama yapan Arınç, "Terbiyesizce açıklamaları Allah'a havale ediyorum. Cumhurbaşkanımızla da bugüne kadar hiçbir zaman kopmadık ve karşı karşıya gelmedik. Yolumuz, davamız, inancımız birdir. Ama bazı mizaç farklılıkları pek tabi olabilir" dedi.
Geçtiğimiz hafta sonu eski başbakanlardan Ahmet Davutoğlu'nun oğlu dünyaevine girdi. İstanbul Halil Kongre Merkezi’ndeki düğüne CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Yeni Parti lideri Özgür Özel, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Bülent Arınç, Ali Babacan ve daha birçok siyasi isim katıldı.
Tüm siyasilerin nikah şahidi olduğu düğünde, imzaların atılmasının ardından mikrofonu eline alan Arınç, uzun bir konuşma yaptı. Siyasi göndermelerin olduğu konuşmasında Arınç, "Biz siyasi hayatımızda çizdiğimiz yol itibarıyla Ahmet Davutoğlu'nun yanındayız, onu takdir ediyoruz. Öğüt ve Davutoğlu ailelerini de tebrik ederiz. Güzel günler göreceğiz güneşli günler" dedi.
Düğündeki konuşması gündem olmuştu! Oktay Saral'dan Bülent Arınç'a sert tepki
TEPKİLER ART ARDA GELDİ
Arınç'ın sözlerinin ardından nikahı kıyan Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan ise her görüşe katılamayacağını belirterek “Görüşlerin hepsine katılmıyorum. Siyaset nikâhın önüne geçti, gelin hakkını helal etsin. Biz burada insani bir görev için bulunuyoruz. Ayrıca güzel günler gördüğümüz kanaatindeyim" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral ise Arınç'a çok sert tepki göstererek şöyle konuştu: "Bülent Arınç bir meydana kürsü kursa, etrafında birkaç şuursuzdan başka kimseyi bulamaz. Düğünde binlerce insanı bir arada görünce eline sazı alıp genç çiftin en mutlu gününü siyasi hesaplaşmalarına malzeme etmiş."
ARINÇ'TAN TEPKİLERE CEVAP GELDİ
Tepkilerin ardından Arınç da dün akşam sosyal medya hesabı üzerinden uzun bir açıklama yayınladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik herhangi bir kastının olmayacağını belirten Arınç, şu ifadeleri kullandı: "Sayın Davutoğlu'nun evladının nikah töreninde yaptığım konuşma sebebiyle kamuoyunda bir tartışma başlatıldı. Maksatlı ve kötü niyetli birtakım insanlar, her zaman olduğu gibi sözlerimizi bağlamından kopararak başka anlamlara çektiler.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki konuşmamın ardından Fatih Belediye Başkanı Sayın Ergün Turan'ın yaptığı son derece nazik konuşma için kendisine teşekkür ederim. Ergün Bey'i TOKİ Başkanlığından beri yakından tanır ve takip ederim. Kendisi fevkalade başarılı, iki dönemdir Fatih'e çok büyük hizmetlerde bulunmuş; ahlakı, çalışkanlığı ve kişiliğiyle yüz akı olan bir belediye başkanımızdır.
"ALLAH'A HAVALE EDİYORUM"
İkinci olarak, sosyal medyada ezeli düşmanlarım sayılabilecek, bir kısmı ahlak ve haysiyetten yoksun kişilerin yaptığı terbiyesizce açıklamaları Allah'a havale ediyorum. Onlarla nasıl hesaplaşacağımı iyi bilirim, ancak sarf ettikleri hakaretleri kendilerine misliyle iade ediyorum.
Üçüncü husus olarak, neden böyle bir konuşma yaptığımı açıklamak isterim. Ben, 5 yıldan uzun süre Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan'ın, 1,5 yıl kadar da Sayın Davutoğlu'nun başbakanlığında en yakın yardımcısı olarak görev yaptım ve bundan iftihar ediyorum. Her iki başbakanımızın döneminde de —özellikle Sayın Erdoğan'la başladığımız süreçten itibaren— büyük bir sadakatle görevimi en iyi şekilde yaptım; kendilerine saygıda kusur etmedim ve talimatları dışına çıkmadım. Aynı uyumlu çalışmayı Sayın Davutoğlu ile de sürdürdük.
"CUMHURBAŞKANIMIZLA YILLARA DAYANAN BİR KARDEŞLİK HUKUKUMUZ VAR"
Daha önce de ifade ettiğim gibi, Cumhurbaşkanımızla geçmişe dayanan bir kardeşlik hukukumuz var. Biz bu yollarda beraber mücadele ettik; Millî Türk Talebe Birliği'nden yetiştik. Millî Selamet Partisi döneminde onlar gençken ben il başkanıydım; Refah ve Fazilet partilerinde hep birlikte gayret gösterdik. Ben milletvekiliyken o belediye başkanımızdı. Sonrasında Türkiye'ye en hayırlı hizmeti yaparak AK Parti'mizi kurduk; o da liderimiz, genel başkanımız ve başbakanımız oldu.
"YOLUMUZ, DAVAMIZ, İNANCIMIZ BİR"
Bugüne kadar hiçbir zaman birbirimizden kopmadık ve karşı karşıya gelmedik. Cumhurbaşkanımızla yolumuz, davamız, inancımız birdir. Ama bazı mizaç farklılıkları pek tabi olabilir. Esasta biz birbirimizin dava arkadaşıyız. Kader birliği yaptık. Vesayetleri birlikte sona erdirmek için birlikte gayret ettik. Kaldı ki ben hiçbir zaman partiye muhalif olmadım, AK Parti'nin dışına çıkmayı aklıma bile getirmediğim gibi gelen teklifleri de elimin tersiyle ittim. "Bu parti bizim evimizdir, o bizim liderimiz ve genel başkanımızdır" dedik; herkes bu cevabı en az 10 yıldır verdiğimizi bilir.
"HAKARET VARSA CEZASINI İLK BİZ VERİRİZ"
Dolayısıyla, onun hukukunu korumak bizim birinci görevimizdir. Eğer kendisine gerçekten tahkir maksatlı bir hakaret yapılmışsa, bunun cezasını ilk önce biz veririz. Ancak şunu unutmamak gerekir: Türkiye'nin devlet geleneğinde ve halkımızın Cumhurbaşkanına bakış açısında, hele ki bu kadar büyük hizmetleri olmuş bir lider için, 86 milyon insan arasından tek bir kişi bile ona hakaret etmeyi aklından geçirmez.
Son zamanlarda mesnetsiz kişilerin bilerek hakaret etmesi bilinen bir gerçektir. Ancak siyasî kimlik taşıyan kişilerin, yapılan eleştirilere —ne kadar ağır olursa olsun— daha fazla tahammül göstermesi gerektiğini de bilmemiz gerekir. Güncel yargı ve AİHM kararları da göstermektedir ki, 2018 sonrası Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde Cumhurbaşkanı aynı zamanda siyasî bir kimliğe ve parti genel başkanlığı görevine sahiptir. Partilerin genel başkanları da bu sıfatları nedeniyle birbirlerini en ağır şekilde eleştirebilirler.
Eğer bu sözlerde kötü bir amaç veya haksızlık aranacaksa; geçmişte başka partilerde olup bugün AK Parti'ye katılanların veya Cumhur İttifakı içinde yer alıp doğrudan hakaret sayılabilecek sözler sarf edenlerin de herhalde yargılanması gerekir.
"KUŞTÜYÜ YATAKLARDAN, MÜCADELEMİZ HAKKINDA YORUM YAPAMAZLAR"
Bunun yanlış olduğunu bildiğimiz halde, edebiyle ve Sayın Cumhurbaşkanımıza olan derin saygısıyla bilinen bir insana yapılan haksızlığı dile getirmek istedim. Sayın Cumhurbaşkanımız beni sizlerden çok daha iyi tanır; ben hayatım boyunca haksızlığa uğrayanların avukatlığını yaptım, bizzat kendim de yargılandım. Bizler geçmişte yargının mağduru olduk; Sayın Cumhurbaşkanımız cezaevine girdi, ben de 4,5 yıl ile yargılandım ve 2,5 yıl sonra cezaevinin kapısından döndüm. Merhum Erbakan Hocamız da bu süreçleri yaşadı, cezaevini gördü.
Bugün kuştüyü yataklarında yatıp ahkâm kesenler, bizim verdiğimiz bu mücadele hakkında hiçbir şekilde yorum yapamazlar."
