Teknoloji şirketinden kritik altyapılar için "Dijital Çelik Yelek" yaklaşımı
Güvenlik ve sistem entegrasyonu alanında faaliyet gösteren MİA Teknoloji, kritik altyapıların korunmasında farklı üreticilerin teknolojilerini ortak bir mimaride çalıştırmayı hedefleyen yaklaşımını "Dijital Çelik Yelek" olarak açıkladı. Bu yaklaşım, yerli ve millî ürünlerin kritik sistemlerde birlikte çalışabilir hale getirilmesinin anayurt güvenliğinde belirleyici olacağı prensibine dayanıyor.
Enerji, haberleşme, ulaşım ve kamu tesisleri gibi kritik altyapıların korunmasında güvenlik anlayışının değiştiğine dikkat çeken MİA Teknoloji Kurucu Ortak & Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Beltekin, güvenliğin artık tek tek kamera, sensör veya yazılım üzerinden değil, fiziksel ve dijital katmanların birlikte yönetildiği bütünleşik bir yapıyla ele alınması gerektiğini belirtti.
Bir ülkenin dayanıklılığının yalnızca askerî kapasiteyle ölçülmediğini vurgulayan Gökhan Beltekin, şunları söyledi:
"Güvenlik kavramı dünyada hızlı bir dönüşüm geçiriyor. Bir ülkenin dayanıklılığı artık yalnızca sınırlarının veya askerî kapasitesinin korunmasıyla değil; enerji altyapılarının, haberleşme sistemlerinin, ulaşım ağlarının ve kritik kamu tesislerinin kriz anında çalışmaya devam edebilmesiyle ölçülüyor. Bu dönüşüm güvenliği, fiziksel ve dijital katmanların birlikte yönetildiği bütünleşik bir mühendislik problemine dönüştürüyor."
"BİRLİKTE ÇALIŞABİLİRLİK GÜVENLİĞİN OMURGASI"
Kamera, sensör, biyometri, erişim kontrolü, haberleşme, siber güvenlik, veri analitiği ve komuta-kontrol bileşenlerinin her birinin kritik bir işlev üstlendiğini, ancak asıl değerin bu bileşenlerin ortak bir operasyonel resim içinde çalışmasıyla ortaya çıktığını ifade eden Gökhan Beltekin, sistem mimarisini "algılayan, bağlayan, anlamlandıran, karar desteği üreten, yöneten ve sürekliliği sağlayan" ortak bir mühendislik omurgası olarak tanımladı.
TEK ÜRETİCİYE BAĞIMLI OLMAYAN MİMARİ
Belirli bir üreticiye bağlı kapalı yapılar yerine mevcut sistemlerle entegre olabilen ve yeni projelerde farklı teknolojileri bir araya getirebilen esnek mimariler kurduklarını kaydeden Gökhan Beltekin, şöyle konuştu:
"Bizim rolümüz teknoloji üreticilerinin kabiliyetlerini ikame etmek değil; doğru teknolojiyi doğru operasyon ihtiyacıyla eşleştirmek, farklı bileşenleri entegre etmek ve sistemin tamamının güvenilir biçimde çalışmasını sağlamak. Markalara bağımlı olmadan çalışabilmek ve farklı üretici sistemlerini ortak bir altyapıda buluşturabilmek, sistem entegratörlüğü yaklaşımımızın temel gücü."
Bu yaklaşımın hem mevcut tesislerdeki güvenlik ve saha sistemlerinin modernizasyonuna hem de sıfırdan tasarlanan projelerde ihtiyaca en uygun bileşenlerin seçilip aynı mimari altında çalıştırılmasına imkân verdiği belirtildi.
"YERLİ TEKNOLOJİ SİSTEM GÜCÜNE DÖNÜŞMELİ"
Türkiye'nin savunma ve güvenlik ekosisteminde geliştirilen yerli ve millî ürünleri kritik altyapılar için güçlü mühendislik bileşenleri olarak değerlendiren Gökhan Beltekin, bu ürünlerin tek başına kullanılan bir cihaz olmaktan çıkıp daha geniş bir operasyonel mimarinin parçası haline gelmesini hedeflediklerini bildirdi.
Teknolojik bağımsızlığın cihazın menşeiyle sınırlı olmadığını vurgulayan Gökhan Beltekin, şu ifadeleri kullandı:
"Teknolojik bağımsızlık; stratejik sistemin mimarisine hâkim olmak, yazılım ve entegrasyon katmanını yönetebilmek, verinin kontrolünü korumak ve ihtiyaç halinde alternatif oluşturabilmek demek. Kritik bir sistemde kontrol yalnızca kullanılan cihazın menşeiyle değil; sistemin nasıl çalıştığının, veriyi nasıl işlediğinin ve farklı teknoloji katmanlarının nasıl yönetildiğinin bilinmesiyle tamamlanıyor. Bu yaklaşımı Türkiye'nin dijital egemenliğini güçlendiren unsurlardan biri olarak görüyoruz."
"TEHDİDİ GÖRMEK YETMİYOR, OPERASYON SÜRMELİ"
"Dijital Çelik Yelek" benzetmesini açıklayan Gökhan Beltekin, güvenliğin yalnızca tehdidin fark edilmesi ya da alarm üretilmesiyle sınırlı olmadığını belirterek şunları kaydetti:
"Asıl hedef; tehdidi algılayan sistemlerin veriyi ortak bağlamda değerlendirebilmesi, doğru bir operasyonel resim oluşturabilmesi ve kritik faaliyetin kesintisiz devam etmesini destekleyebilmesi. Yeni dönemde anayurt güvenliğinin temel sorusu yalnızca 'Tehdidi gördük mü?' değil; 'Sistem tehdidi anlayabiliyor, doğru bağlama oturtabiliyor ve operasyonun devamlılığını sağlayabiliyor mu?' sorusu."
Şirketin "Smart Base" ve "Dijital Kale" yaklaşımlarında da her tesise hazır bir teknoloji paketi taşımak yerine, mevcut altyapı, risk profili ve operasyon ihtiyacı analiz edilerek sistemin buna göre tasarlanması ilkesinin esas alındığı kaydedildi.
Kritik sistemlerin yalnızca yüksek güvenlik gerektirmediğine, aynı zamanda uzun yıllar kesintisiz çalışmak zorunda olduğuna işaret eden Gökhan Beltekin; ihtiyaç analizi, tasarım, entegrasyon, saha uygulaması, test ve devreye almanın ardından bakım, modernizasyon ve sistem sürekliliğini de aynı mühendislik zincirinin parçası olarak ele aldıklarını açıkladı.
[AD SOYAD], bu sorunun yanıtının tek bir teknoloji bileşeninde değil; Türkiye'nin yerli ve millî teknoloji ekosistemini, farklı donanımlarla çalışma esnekliğini ve uçtan uca sistem mühendisliği kabiliyetini ortak bir mimaride buluşturabilmekte yattığını sözlerine ekledi.
