Azerbaycan'da başörtüsü krizi! 28 Şubat günlerini hatırlatan görüntüler
Azerbaycan'da Bakanlar Kurulu tarafından onaylanan yeni kılık kıyafet düzenlemesi skandal görüntülere yol açtı. Başörtülü bir grup öğrencinin okula alınmaması ülkede tepkilere yol açarken sosyal medyaya yansıyan görüntüler 28 Şubat dönemini akıllara getirdi.
Azerbaycan’da Bakanlar Kurulu tarafından alınan yeni kılık kıyafet kararı, okullarda başörtüsü yasağı tartışmalarını beraberinde getirdi.
Yeni düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle bazı başörtülü öğrencilerin okula alınmayarak evlerine geri gönderilmesi sosyal medyada tepkilere yol açtı.
KANUNDA BAŞÖRTÜSÜ YASAK MI?
309 sayılı karar doğrultusunda devlet genel eğitim kurumlarında kılık kıyafet denetimleri sıkılaştırıldı.
Resmi metinde öğrencilerin belirlenen okul kıyafetinin bütünlüğünü bozan ve "genel eğitimin laiklik ilkesine uygun olmayan diğer kıyafet unsurlarını kullanmasına izin verilmeyeceği ifade ediliyor. Doğrudan "hicab" veya "başörtüsü" ifadesi yer almıyor.
Yasağın, metindeki bu "laiklik" ve "standart formanın bütünlüğü" maddelerine üzerinden uygulandığı ifade ediliyor.
Azerbaycan basını da yeni kararı "Okullarda başörtüsü yasaklandı" başlığıyla aktardı.
28 ŞUBAT'I HATIRLATTI
Uygulamanın ilk günlerinde başörtüleriyle derslere girmek isteyen ortaokul öğrencileri okul kapılarından çevrildi.
Gözyaşları içinde evlerine dönmek zorunda kalan öğrencilerin yaşadığı anlar, Türkiye'deki 28 Şubat sürecini akıllara getirdi.
12 Eylül 1980 Darbesi sonrasında çıkarılan "Kamuda Kılık Kıyafet Yönetmeliği" kadınların bazı kamu kurumlarında başörtüleriyle çalışmasını engelliyordu.
1990'lı yıllara damga vuran ve tarihe bir kara leke olarak geçen 28 Şubat "Postmodern Darbe" kararları benzer uygulamalarla doluydu.
Bu yıllarda "Laiklik" iddiasıyla alınan kararlar, Türkiye’de muhafazakâr kesime eğitimden özel sektöre kadar başörtülü kadınlara kısıtlamaların önünü açtı.
Üniversitelerde başörtüsü yasağı katı bir şekilde uygulanmaya başlandı. Öğrenciler üniversite kampüslerine, dersliklere ve sınavlara alınmadı.
İstanbul Üniversitesi başta olmak üzere bazı üniversitelerde “İkna Odaları” kuruldu. Başörtülü öğrenciler bu odalara alınarak psikolojik baskı altında başlarını açmaya veya eğitimlerini bırakmaya zorlandı.
Yasaklara direnen, eylem yapan ya da derslere başörtüsüyle girmekte ısrar eden çok sayıda öğrenci hakkında soruşturmalar açıldı, uzaklaştırma ve okuldan ihraç cezaları verildi.
Birçok öğrenci eğitimini yarıda bırakmak veya yurt dışındaki üniversitelere gitmek zorunda kaldı. Bunun yanında, İmam Hatip Lisesi mezunlarının ve diğer meslek liselerinin ilahiyat veya kendi alanları dışındaki üniversite bölümlerine girmesini zorlaştıran “katsayı engeli” getirildi.
Devlet memurluğu mevzuatındaki kılık-kıyafet yönetmeliği gerekçe gösterilerek öğretmenler, akademisyenler, doktorlar, hemşireler ve devlet bürokrasisindeki başörtülü kadınlar hakkında idari soruşturmalar açıldı.
Binlerce kadın görevinden uzaklaştırıldı veya memuriyetten ihraç edildi. Yalnızca kamuda değil, özel sektörde de muhafazakâr sermayeye ait veya başörtülü kadın çalıştıran şirketler “yeşil sermaye” etiketiyle fişlendi, boykot listelerine alındı. Bu durum özel sektördeki istihdam imkânlarını da daralttı.
