İsrail ile BAE'nin hain planı: Yemen'de gizli ittifak
İran destekli Husilerle iş birliği yapan İsrail, Yemen’i bölmeye çalışıyor. Güney Yemen’i ada devletine dönüştürmeyi hedefleyen İsrail, küresel deniz ticaretinde söz sahibi olma peşinde.
Husilerin son saldırıları ve Babülmendep’te kontrol sağlamalarıyla küresel boyut kazanan Yemen krizi derinleşiyor. Yemenli Uluslararası İlişkiler Uzmanı Raed Batiys, İran’ın Yemen konusunda Birleşik Arap Emîrlikleri (BAE) üzerinden İsrail’le iş birliği içerisinde olduğunu söyledi.
İlk ciddi temasın 2024’te Umman’da olduğunu kaydeden Batiys “Anlaşmanın temel motivasyonu Sünni egemenliğini yok ederek Husiler ve İsrail arasında güney ile kuzey aksını paylaşmak. İki ülke Hürmüz’den başlayarak Babülmendep-Hint Okyanusu-Kızıldeniz koridorunda nüfuz ve çıkar paylaşımını esas alan bir strateji dâhilinde hareket ediyor” diye konuştu.
1 MİLYAR DOLARLIK SİLAH
Yemenli analist Batiys, İran’ın 2024 Suriye devriminin hemen ardından on yılı aşkın bu ülkede savaşan Şii grupları Yemen’e taşımaya başladığını belirterek “Mevcut tablo itibarıyla Yemen’de Husiler üzerinden İran kazanıyor.
Ancak bu durum aslında gizli bir alan ve rol paylaşımından ibaret. Zira İran ve BAE 2024 yılından bu yana Yemen konusunda istihbarat ve güvenlik merkezli sayısız görüşme yaptı. Hindistan’daki bir görüşmede ise bugün gördüğümüz saha gerçekliğiyle ilgili mutabakat sağlandı. Ardından güneyde 90 bin kişilik güce ve 1 milyar dolarlık silaha sahip BAE’ye bağlı Tarık Muhammed Abdullah Salih, binlerce kilometrelik kontrol ettiği alanı neredeyse hiç savaşmadan Husilere bırakarak Etiyopya’ya kaçtı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözleri BM'ye damga vurdu: İsrail heyeti salonu terk etti
Husi yöneticileri Abid el-Thawr, Muhammed el-Buhayti dâhil birçok yönetici Türkiye ile Suudi Arabistan’ı hedef alan çok sayıda tehditte bulundu. Buna mukabil İsrail ve ABD’ye sürekli güven telkin ettiler. Son dönem verilen tüm beyanatlar bu arka plan ittifakının teyidi niteliği taşıyor” dedi.
Gazetemizin konuştuğu Türk yetkililer, İsrail’in temel gayesinin Mahra, Sokatra, Mukalla, Şebve gibi bölgeleri merkezden koparıp 1990 öncesi statükoyu yeniden hâkim kılmak olduğunu belirtti. İsrail rejiminin Suriye, Somali, Libya, Sudan ve Lübnan senaryosunu tekrarladığını aktaran yetkililer “Burada Güney Yemen’i ada devleti hâline dönüştürme çabası çok açık. Sonrasında bu bölgeyi Umman’la birleştirerek Tel Aviv güdümlü bir uydu devlet hâline getirecekler. Bir sonraki hamle ise kıyı komşusu niteliği taşıyan Somaliland ile bağlantı sağlamak. Bu coğrafi durumun stratejik bir diğer boyutu ise İsrail, Ümit Burnu’ndan başlayıp Hint Okyanusu, Kızıldeniz ve Babülmendep’te küresel ticaretin akışını kontrol etmek. Bu aynı zamanda Süveyş’in de misyonunu kaybettiği bir statükoyu doğuracak. Diğer yandan hem doğrudan ya da dolaylı hâkimiyet sağladığı ülkeler hem de bölge geneline İbrahim Anlaşmaları’nı dayatarak kurguladığı güvenlik şeridini hayata geçirmek” yorumunda bulundu.
GÖZLER TÜRKİYE’DE
Yemenli uzman Batiys, hem İran hem de İsrail’in kriz odaklı stratejisine rağmen Türkiye’nin tıpkı Libya, Suriye, Irak, Sudan ve Somali örneğinde olduğu gibi barış ve istikrar eksenli Yemen politikası yürüttüğünü ifade etti. Batiys “Yemen’in en geniş tabanlı siyasal hareketi Islah Hareketi Türkiye ve Katar’a çok yakın. Fakat Ankara’nın izlediği politika Zeydiler dâhil, Geçiş Konseyi, mevcut hükûmet, Vatan Kalkanı hareketlerini de kapsayan kuşatıcı bir yaklaşım.
Elbette bu yumuşak güç misyonu yanında Türkiye askerî açıdan da güçlü bir oyun kurucu durumunda. Hem İsrail hem İran hem de diğer aktörler bunun farkında. Mekke İttifakı yeni bir güvenlik konsepti ve ilk yansıması Yemen’de görülecek. Yemen’de tüm Sünni bloku birleştirme çabası güden Türkiye’nin bir sonraki adımının Suriye ve Libya’da olduğu gibi Suudi Arabistan sınırına savunma sistemleri yerleştirme, üs kurma ve eğit-donat faaliyetleri yürütmek. Bu durumda dengeler değişir” dedi.
Emekli Korgeneral Erdoğan Karakuş’tan dikkat çeken açıklama: 'TSK devreye girerse Husiler zararlı çıkar'
İRAN, Şİİ MİLİSLERİNİ TAŞIYOR
Batiys “İran, Sana’ya 200’er kişilik askerî uzman ve Şii milis taşımaya devam ediyor. Daha önce Suriye’de savaşan Şii milisler, Esad subayları ve Tahran’dan gelen askerî uzmanların sayısı 3 bini aştı. Husilerin buradaki misyonu tıpkı DEAŞ’a biçilen rol ile aynı. Şu an sahada ilerlemelerine küresel güçler bilinçli biçimde göz yumuyor.
Saha istedikleri kıvama geldiğinde küresel terör bahanesiyle saldıracaklar ve girdikleri alanlar İsrail’in arka bahçesine dönüşecek. İran ise kısa vadeli çıkar hesapları yüzünden son kale olarak gördüğü Yemen’deki senaryonun parçası olmayı seçti. Onun açısından ölen her Sünni bir kazanç. Türkiye son İsrail saldırılarında İran’ın yanında durdu ve net tavır sergiledi. Ancak İran her cephede Türkiye’yi düşman göstererek vesayet unsurlarının hedefi hâline getiriyor” dedi.

