Bob Ross'u izleyerek ressam oldu! 81 yaşında 44 tabloya imza attı
Zonguldak’ta 81 yaşındaki Şahinde Ermiş, televizyonda izlediği Bob Ross’tan ilham alarak hiçbir eğitim almadan resim yapmaya başladı. 44 tabloya imza atan Ermiş, eşini genç yaşta kaybettikten sonra hayatına giren resim tutkusunu yıllardır sürdürüyor ve “Resim yaparken dünyayı unutuyorum” diyor.
Zonguldak'ın merkez ilçesine bağlı Alancık köyünde yaşayan 81 yaşındaki Şahinde Ermiş, 39 yıl önce çok sevdiği eşini kaybetmesinin ardından dört çocuğunu büyütüp okuttu. Beş torun sahibi Ermiş, ilerleyen yıllarda resme yöneldi.
Resim yapmaya herhangi bir eğitim almadan başlayan Ermiş, izlediklerinden ve gördüğü eserlerden yola çıkarak kendisini geliştirdi. Resme başladıktan sonra 44 tablo yapan Ermiş, 2006 yılında sergi açtığını, boş zamanlarında ise resim ve bulmacayla ilgilendiğini anlattı.
44 TABLO YAPTI, 2006'DA SERGİ AÇTI
Ermiş, resim yapmaya nasıl başladığını şöyle anlattı:
"Ben ismini bilmiyorum o zamanlar. Bob Ross olduğunu sonradan öğrendik. Onu seyrederken ben dedim, bu resimden, bunlardan öğrenip, yapacağım, uğraşacağım ve evimin duvarına asacağım dedim. Sonra sergide buldum kendimi. Kırtasiyeden malzeme alırken. Öyle kırk dört tablo yaptım. 2006'da sergi açtık."
Ermiş, yılın bir bölümünü köyde geçirdiğini ve resim çalışmalarına boş zamanlarında devam ettiğini ifade ederek, "Ondan sonra da ara ara, ya bu boş vakitim buldukça ben kışın çarşıda oturuyorum, yazın köyde burada evim var işte, oturuyorum, bahçe yapıyorum. Eve gidince evde kızım ev işlerini yapıyor. Ben de işte bulmaca çözüyorum, işte biraz resim yapıyorum. Öyle boş vakitlerimi öyle dolduruyorum. En çok manzara, manzara üzerine" şeklinde konuştu.
RESİMLERİNİ EVİNİN BALKONUNDA YAPIYOR
Köyde geçmişte bulunan evlerin de resimlerini yapan Ermiş, çalışmalarına ilişkin şunları anlattı:
"Bir de bu eski evler hobim oldu. Şimdi bu eski evleri yaptım, bu evler söküldü şimdi. Şimdi bu evler yok. Onları hiç kıyamıyorum. Bizim buraya ekmekçi geliyor, ona gösteriyorum. Balkonda resim yaparken, ‘Göster teyze' diyor, ‘uzatıyorum' böyle. Dün de geldi, söyledim, sergim var dedim, 15 Eylül'de. Bana ‘Geleceğim teyze' dedi. Yoldan geçene ne yapıyorsun işte, söylüyorlar. Ben de böyle gösteriyorum bunları. ‘Oo' diyorlar işte, çok güzel."
RESİM SATIN ALACAKKEN RESSAM OLDU
Şehir merkezine gittiğinde satıcıdan resim almak istediği hatırasını anlatan Ermiş, "Sonra işte pazara giderken, bir köprü vardı bu Zonguldak, Soğuksu'ya pazara giderken resim satıyordu birisi böyle. Ben dedim işte oradan resim alacağım. Resimci oradan gitmiş herhalde, sattı bitirdi gitti. Eğer dedim ben bu resmi yapıp da evime asmazsam Şahinde değilim dedim. Sonra resim yapmaya başladık."
BOB ROSS'U İZLEYEREK KENDİNİ GELİŞTİRDİ
Televizyonda izlediği resim programlarının kendisine katkı sağladığını anlatan Ermiş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ondan sonra da bu Bob Ross TRT 2'de çıktı. Hepsini takip ettim. Çok şey kaptım. Bir de zihnim açıldı, önce bilemedim, bilemedim. Sonra yaparken öyle öğrendim."
Resim yapabileceğini ilk kez çizimler sırasında fark ettiğini anlatan Ermiş, "3-4 yaşlarında torunum vardı. İkimiz böyle salonda boyama yaparken ben de başka boş kağıda böyle çiziyordum kalemle o zaman. Bob Ross da seyrediyoruz o arada. Onu çizerken tepeler, dağlar çıktı böyle, inişli yokuşlu bir yerler çıktı. Dedim ben bunu becereceğim herhalde" dedi.
“EŞİMİ KAYBEDİNCE KAFAMI ÜŞÜTMEK AŞAMASINA GELDİM”
Ermiş, hayatında yaşadığı en ağır dönemlerden birini eşinin ölümüyle yaşadığını belirterek şöyle devam etti:
"Benim eşim 42 yaşında öldü. Ben de 40 yaşımdaydım, iki yaş aramız var. Kafayı üşütmek aşamasına geldim. Dedim ben böyle bir şeyle meşgul olmalıyım. Dört tane kız çocuğu, İzmir'deki hemşire benim kızım. Bir hafta vardı orta üçe geçmesine, babası öldü."
Köyde geçmişte insanlar arasındaki ilişkilerin farklı olduğunu söyleyen Ermiş, günümüzdeki yaşamını da anlattı:
"Eskiden insanların birbirine saygı vardı. Şimdi saygı diye bir şey yok. Bu televizyonlar çıktı, bu evde televizyon, telefonlar çıktı. Kimse kimseye gitmiyor şimdi. Gitsen bile dedikoduya karışıyorsun. Ben Hiç kimseye gitmiyorum."
"RESİM YAPARKEN DÜNYAYI UNUTUYORUM"
Günlerini bahçe işleri, bulmaca ve resimle geçirdiğini anlatan Ermiş, tuvalin başına geçtiğinde yaşadığı duyguyu şu sözlerle ifade etti:
"Bahçeden gelip kızım yemeğimi yapıyor, işte iş mi yapıyor, evde bırakıyorum onu, gidiyorum bahçelere. Gelince de alıyorum tuvali, balkona oturuyorum. Resim yapıyorum. Ondan sonra buraya geliyorum, bulmaca çözüyorum. Bulmaca çözüyorum."
Ermiş, resim yaparken bütün dikkatini yaptığı çalışmaya verdiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
"Resim yaparken, var ki oğlum, dünyayı unutuyorum o zaman ben. Dünyayı unutuyorum böyle. Kendimi oraya, burası nasıl olacak, nasıl yapacağım, şunu şuraya mı koyayım? Şimdi kartpostaldan bakıyorum ama kendimden de bir şeyler katmak istiyorum ona. Böyle o zamanlarda satılıyordu kartpostallar, şimdi satılmıyor."
Ermiş, evinde bulunan 80 tablodan bazılarını ise 15-17 Eylül tarihleri arasında açacağı sergide sergileyecek.
