AK Parti'den vali-vekil gerilimine “iletişim kazası” yorumu
AK Parti Burdur Milletvekili Adem Korkmaz ile Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan arasında yaşanan gerilim, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’e soruldu. Türkiye Gazetesi muhabiri Emrah Özcan’ın yönelttiği soruya cevap veren Çelik, iki isim arasında yaşananları “iletişim kazası” olarak nitelendirdi. Çelik, Korkmaz’ın valiyi tehdit iddiası ve koruma talebiyle ilgili de değerlendirmelerde bulundu.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MYK toplantısının ardından gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Çelik, Türkiye Gazetesi muhabiri Emrah Özcan'ın AK Parti Burdur Milletvekili Adem Korkmaz hakkındaki sorusuna cevap verdi.
Özcan, Çelik'e "AK Parti Burdur Milletvekili Adem Korkmaz, Burdur Valisi Tülay Baydar Bilgihan'ın kendisine yönelik tehdit niteliğinde ifadeler kullandığını öne sürerek Ankara Valiliğine yakın koruma talebinde bulunduğunu açıklamıştı. Sayın Vekil 'in açıklamaları kamuoyunda çok tartışıldı. Özellikle bazı partililer sayın vekilin partiye zarar verdiğini söyleyerek bu yönde eleştirilerini dile getirdiler. Siz tüm bu yaşananları ve süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?" diye sordu.
"İLETİŞİM KAZASI"
Çelik ise soruyu şöyle cevapladı:
Arkadaşlar bu olayı duyduğumuz andan itibaren genel merkezimiz bu olayın bütün boyutlarıyla ilgilendi ve İçişleri Bakanımızla birlikte istişare halinde genel merkezimizde bu olay tüm boyutlarıyla ele alındı. Günün sonunda bunun bir iletişim kazası olduğunu değerlendiriyoruz. Sayın Milletvekili de açıklama yaptığı dilekçesini de geri çekti. O sebeple bir iletişim kazası olarak ortaya çıkan bu tablonun bizim açımızdan geride bırakılmış bir tartışma olduğunu ifade etmek isterim. Tabii tüm bunlar her zaman için biz şunu söyleriz, çeşitli makamlar arasında yanlış anlaşılmalar olabilir ve bazı sıkıntılar da olabilir. Bu doğrultuda bütün arkadaşlarımızın bunları doğrudan genel merkezimize taşıyarak, grup başkanlığımıza taşıyarak sorunları çözmesi gerekir. Burada kim haklı kim haksız meselesi değil mesele.
Ömer Çelik'in açıklamasında öne çıkan diğer başlıklar şöyle;
“ANAYASA GELECEK NESİLLERE KARŞI BORCUMUZ”
12 Eylül 'ün Türkiye'de bıraktığı en büyük hasarlardan bir tanesi anayasadır. Halen siyasetin önünde yeni bir anayasa yapma ödevi vardır. Bu gelecek nesillere karşı borcumuzdur. Mesele sadece anayasanın maddelerinin yenilenmesi, anayasanın tekrar ele alınması meselesi değildir. Öznesinin doğrudan millet olduğu bir anayasanın yapılmasıdır. Vesayetin, darbeciliğin gölgesinde gerçekleşmiş bir anayasal atmosferin tümüyle ortadan kaldırılması meselesidir. Bu demokrasimizin önünde, siyasetin önünde büyük bir ödev olarak, tarihi sorumluluk olarak durmaktadır.
“BİZE YOL GÖSTERECEK PUSULANIN ÖZETİ”
Bu hafta sonu tabii Sayın Cumhurbaşkanımızın yoğun programları vardı. Cumhurbaşkanımızın gençlikle bir araya gelmesi her zaman son derece hafızalarda güzel yer tutan birtakım anekdotları ortaya çıkarıyor. Orada Cumhurbaşkanımızın Türkiye'nin hikayesini özetlerken Bandırma Vapuru'ndan TCG Anadolu 'ya ifadesi aslında son derece güçlü bir özet. Bu zihnimizde tutmamız gereken Türkiye Yüzyılı Hedefleri açısından bir metafor olarak, bir gerçeklik olarak bize yol gösterecek bir pusulanın özeti olarak hatırlamamız gereken bir yaklaşım. Orada da görüldüğü gibi son derece güçlü bir şekilde Cumhurbaşkanımızın gençlerimizle olan diyaloğu, gençlerimizin partimize olan teveccühü, her kesimden kardeşimizin bu ilgisi ve alakası son derece güçlü bir şekilde devam ediyor.
“KALICI ATEŞKESE BİR TÜRLÜ GEÇİLEMEDİ”
Hürmüz Boğazı ile ilgili gelişmeler halen dünyanın önünde büyük bir problem olarak duruyor. İslamabad mutabakatından sonra maalesef arzu edilen kalıcı ateşkes ve barış çerçevesine bir türlü geçilemedi. Şimdi ise daha büyük bir problem olarak Bab-ül Mendeb ile ilgili bir takım sıkıntıların yaşandığını görüyoruz. O sebeple özellikle Suudi Arabista 'ın toprak bütünlüğüne dönük olarak Irak topraklarından yapılan birtakım saldırıları doğru bulmadığımızı, bunu reddettiğimizi ve kınadığımızı ifade ediyoruz.
“SUUDİ ARABİSTAN'A SALDIRILARI KINIYORUZ”
Suudi Arabistan makamlarının bölgedeki gerilimi tırmandırmamak üzere sağduyulu bir şekilde davranması son derece kıymetlidir. Suudi Arabistan'ın toprak bütünlüğü ve egemenliği konusundaki kardeş Suudi Arabistan 'la olan dayanışmamızı da bu vesileyle ifade ediyoruz.
Yine bu Irak topraklarından Suudi Arabistan'a dönük İHA saldırıları karşısında kardeş Irak hükümetinin söz konusu saldırıları kınayarak olayın aydınlatılması ve sorumluların ortaya çıkarılması için ortaya koyduğu inisiyatifi de son derece kıymetli bulduğumuzu ifade etmek isteriz. Hürmüz Boğazı ile ilgili bu istikrarsızlıklar, Bab-ül Mendeb ile ilgili bütün bu olaylar varken daha fazla istikrarsızlığa yol açacak bir takım kaos ve kargaşalardan hassasiyetle uzak durulması gerekir. Suudi Arabistan'a yapılan bütün bu saldırıları en güçlü şekilde kınıyoruz.
“TÜRKİYE’NİN DİPLOMASİYE VERDİĞİ ÖNEM HERKES İÇİN BİR ŞANSTIR”
Türkiye’nin diplomasiye verdiği önem, müzakereye verdiği önem uluslararası sorunların çözümünde kurallı dünya düzenine yaptığı vurgu, kurallı uluslararası sisteme yaptığı vurgu, kurallara dayalı işleyişe yaptığı vurgu herkes için bir şanstır. Bu bir zaaf değildir. Tam tersine hem masada hem sahada ki gücümüzü bilerek bütün meselelerin provokatif yaklaşımlardan uzak Doğu Akdeniz ve Ege'de yeni birtakım sıkıntılar ortaya çıkmayacak şekilde ele alınması gerektiğini ifade ediyoruz.
Hiç kimse Ege ve Doğu Akdeniz 'i ve genel olarak çeşitli bölgelerdeki sorunları iç siyasetin bir parçası haline getirme gibi bir tutum içerisine girmemelidir. O zaman bir kısır döngü içerisine giriliyor ve bu kısır döngü maalesef kurala dayalı düzen dediğimiz uluslararası düzeni daha çok toksik birtakım yapılarla karşı karşıya bırakıyor.
“ABD’NİN KARARI DOĞRU DEĞİL”
ABD'nin Güney Kıbrıs Rum yönetimine yönelik silah ambargosunu kaldırma kararının bir yıl süreyle yenilendiği haberi geldi. Bunu o zaman da söylemiştik bu karar ilk alındığı zaman. Bu silah ambargosu kararı esasında adada hiç kimsenin krizi tırmandırmaması için, adadaki dengelerin bozulmaması için ve buradaki müzakerelerin başka zeminlere kaymaması için aslında koruyucu bir önlem ifade ediyordu. Fakat ABD'nin Güney Kıbrıs Rum yönetimine dönük bu silah ambargosunu kaldırması, şimdi bunu yeniden bir yıl süreyle uzattığını açıklaması doğru bir karar olmamıştır. Adadaki iki taraf arasındaki güvenin daha da aşınmasına yol açacak sonuçlar doğuracak yaklaşımlardır bunlar.
